Farklılığınız kendinize yönelttiğiniz sorularda gizli

Üstün başarılar için farklı olmak zorundasınız. Yönetici adayı olarak kendi dünyanızda kendinizi sorgulamaya başlayabilirsiniz. Gidilmiş eski yolları değil, yeni yolları deneyenler kazanır…

BU köşede ülkemizin girişimci adaylarına sesleniyor, büyük sermeye gerektirmeyen basit ve ilginç projeleri dillendiriyorum. Çoğu zaman da dünyadaki son gelişmeleri dikkate alarak yönetim tekniklerini başta KOBİ’ler olmak üzere tüm şirketlere aktarıyorum. Bu çabalarım daha çok kurumsallaşma yolunda olan işletmelere birer hatırlatma gibi algılanıyor, geri dönüşler beni yüreklendiriyor.

İçinde bulunduğumuz zaman dilimi yaratıcılığın öne geçtiği bir dünya. Fakat yaratıcılığın içinde yenilik tutkusu olmadan hiçbir şey başarılamıyor. Tıpkı geçen yüzyılın sonunda mar-keting üstadı Theodore Levitt’in söylediği gibi: “Yaratıcılık yeni şeyler tasarlamak; yenilik ise yeni şeyleri hayata geçirmektir!”

Yenilik arzusuyla dopdolu bir yaratıcılık özellikle de dijital evrimi sindirmeye çalışan iş dünyamızda bugün altın standart. Aykırı düşünen bireyleri işletme bünyesi içinde var etmek ‘nesnelerin interneti’ çağından hemen sonra başlayacak yeni dalganın habercisi. Bugünün araştırmacıları olası bu gelişmenin daha şimdiden ‘her şeyin internetinde de yer bulacağını söylüyor.

Sonuçta yenilik dediğimiz süreç çizgi dışı düşünen farklı bireylerin toplumda (dolaysıyla da şirket ve kurumlarda) hızla artmasına bağlı. Farklı düşünen bireyler kurumsal edebiyatın pozitif bölümünde yer alan; yaratıcı, hatta biraz da eksantrik insanlar.

Bunlar, üstlerine hep ‘evet efendimci’ modunda davranmıyorlar; ‘Sonuna kadar haklısınız…’, ‘Ne iyi düşündünüz…’, ‘Siz gerçekten büyük insansınız..diyen yıkama yağlama takımından da değiller!

farkindalik

KİŞİLİK YAPISI ÖNEMLİ!

Bu kişilerden bazıları ‘Amerikan Psikiyatri Birliği’nin ‘aykırı kişiliği’ tanımlayan psikoloji kategorilerinde yer alıyor gibi görünse de son derece akıllı, ne istediğini bilen bireyler.

Aykırı kişilik tipinin bilinen psikiyatrik hastalıklarla ilişkili olmadığını burada özellikle belirtmek isterim. Bu türden yakıştırmalar sıra dışı düşünen insanlara takılmak istenen asılsız betimlemelerden ibaret.

Son derece yaratıcı bu insanların beyinlerinin farklı şekilde çalıştığının keşfedilmesi şaşırtıcı değil. Sosyal medya kültürünün sürü psikolojisine hapsolmuş, birbirini taklit eden sıradan insanları da bu değerleri halk ağzıyla ‘deli’ ya da ‘eksantrik’ olarak algılıyor.

Eğer bu insanlar birer sanatçı olsalardı psikolojide ‘eksantrisite efekti’ olarak da anılan yaratıcılık sınırları içinde değerlendirileceklerdi. Tıpkı birer ‘Oscar Wilde’, ‘Salvador Dali’ ve ‘Richard Wagner’ gibi.

Sürü psikolojisinden kurtulamayan yeteneksiz karakterler biraz kıskançlık, biraz da aşağılamak için kimi dehalardaki bu eksantrisite efektini ‘tiye alıp’ şöyle söyleme cesaretini göstermeye çalışıyorlar nedense: “Evet, Fransız romancı Honore de Balzac’a tüm dünya dahi romancı diyor ama ‘La Comedie Flumaine’i yazarken delicesine ortalıkta dolaşıp, onlarca bardak kahve içtiğinden, kafein krizine girip çırpınıp durduğundan kimse bahsetmiyor! Hatta Albert Einstein’nın sokaklara atılmış sigara izmaritlerini toplayıp piposuna doldurduğunu; çoğu kez o anlarda kafasının çalıştığım da kimse bilmiyor!”

Evet, pes doğrusu! Absürt ve saçma ifadelere sığınıp kimi dâhileri mahkûm etmek öyle mi? Çamur at izi kalsın, yeteneksiz bir kişi olarak hayat boyu dedikodularla vakit geçir, hiçbir şeye yaramayan akimla ömrünü tamamla!

Oysa sıra dışı bu insanların hikayeleri abartılarak algılansa da onlar süper düşünce gücünü ayrıntılarla mükemmelliğe taşıyan, farklılığın onurunu yüceltmiş insanlar.

BAĞIMSIZ DÜŞÜNCENİN ERDEMİ

Tekrar konumuza dönersek şunu görüyoruz:

Oldukça yaratıcı olan kişiler doğal olarak kendi iç dünyalarında huzursuzdurlar. Bu huzursuzluk, aşırı derecede saydam olmalarından; aynı zamanda yeni deneyimler kazanma konusundaki yoğun çabalarından kaynaklanıyor.

Elbette burada bir deha adayını kastetmiyoruz.

Günümüzde yaratıcı insanlar ‘hiper birey’ değil; sadece farklı düşünen ‘yeniliğe yoğunlaşmış’ kişiler. Sıradan rutin çalışma ortamları onları sıkıyor, huzursuz ediyor.

Bu açıdan bakıldığında sıra dışı insanları keşfetmek başlı başına bir sorun oluyor, işe alınan sıradan insanlar çoğu zaman kendi düzeylerinde düşünen insan kaynakları yöneticileri tarafından analiz ediliyor.

Oysa, yaratıcı insanları bulup çıkarmak yoğun bir uzmanlığı gerektiriyor. Her şeyden önce sosyal ve bireysel psikolojiyi derinlemesine bilmek önemli. Hatta kimi ‘ticari ve sınai dehaları’ bulmak için klinik anlamda bir psikiyatri uzmanı gibi düşünmek şart.

Normal bir ‘interview’ (mülakat) çoğu zaman yeterli olmuyor. Ruhsal analizler gerekiyor.

Yerinde zıplayan, spontan düşünen, aşırı meraklı, çoğu kez neden ve niçin diye soranların seçimi bir kişinin iradesine bağlı olmamalı. Bu seçim işi profesyonel bir kurula bırakılmalı. Dolaysıyla İnsan Kaynakları Yönetimi’nin klasik görüşme modeli bu dijital teknoloji çağında çoktan demode olmuş durumda.

Yaratıcı kişilerin dünyasını entegre şekilde analiz edebilmek için önce mülakatı yapan uzmanın sağ ve sol beyninin dengede olması gerekiyor. Çünkü oldukça yaratıcı olan adaylar, çoğu insandan daha az korku sergiliyor ve adrenalin aceleciliğinin uygun dozlarını salgılamadıklarında bu klasikleşmiş rutin karşısında dengelerini kaybedebiliyorlar.

BAĞIMSIZ DÜŞÜNEN KAZANIR

Bu tür adaylar klasik bürokrasiyi yaratıcılıklarını bozan ve kişiliklerini sınırlandırmaya çalışan bir sorun olarak görüyor. Onlar yalnız beyinleriyle değil, kalpleriyle de düşündükleri için genellikle kalıplaşmış teferruata uymuyorlar.

Kendilerini rahat hissettikçe, bilinçli olarak rutini bozuyor ve statükoyu ihlal ediyorlar. Her yaratıcı birey başarı kariyerinin belirli bir noktasında tüm kuralları adeta yok ediyor. Çünkü bu davranışları bir sonraki yenilik senaryosunun ortaya çıkması için tek çıkar yol. Bu nedenle kendi kaderlerim daima ‘bağımsız düşüncelerle’ şekillendiriyorlar.

Onlar anksiyete, algı ve heyecan duygularını büyük duyarlılıklarla yaşayan kişiler. Yeni deneyimlere olan merakları olası hayal güçlerini yaratıyor. Bu da kaçınılmaz olarak otantik doğaları ile yaratıcı hırslarını ortaya çıkarıyor. Büyümeleri için gerekli olan mücadeleyi planladıklarından herkesin yürüdüğü çok aşınmış yollara girmiyorlar.

En büyük özellikleri yaratıcılık, esinlenme, naif-liğe varan dürüstlük; yerine göre de isyankârlık! Çalışacağı ya da çalıştığı kurumla özdeşleşen içselleştirilmiş vicdan duygusu ise ilk reaksiyonları. Kendini anlamak ve anlatabilmek ilk koşul.

O halde yaratıcı adaylara sorulacak soru haliyle şu oluyor: “Siz bu görüşmede insan kaynakları bölümümüzün özenle hazırladığı soru basamaklarını mı bekliyorsunuz; yoksa bağımsız referanslarınızın yönlendirmesiyle kendinize yönelttiğiniz kendiliğinden sorularınızı mı?”

İsveç Uppsala Üniversitesi’nde bu yıl yapılan araştırmada profesyonel üst düzey yönetici adaylarına işte önce bu soru soruluyor, ikinci şıkkı tercih eden adaylar kendi sorularına kendileri yanıt veriyor. Bir tür monolog ama istenen de bu zaten!

NUR DEMİROK





Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir