Anasayfa / Haberler / Jeotermal enerji yatırımları

Jeotermal enerji yatırımları



Jeotermal enerji yatırımları Türkiye’yi bu alanda Avrupa liderliğine taşıdı. Yerli teknolojiye açık bu yenilenebilir enerji kaynağına yönelik destekler 2020’de sona erecek. Sektör yeni bir yasaya ihtiyaç var diyor…

JEOTERMAL yerli ve yenilenebilir temiz kaynaktan elde edilen ve arz güvenliğini destekleyen bir enerji üretim kaynağı. Ancak diğer yenilenebilir enerji kaynaklarına kıyasla jeotermal kaynaktan enerji üretmenin bazı zorlukları var. Yatırımcılar jeotermal sahaların araştırılması, sondaj yapılması ve kaynağın ortaya çıkarılmasının riskli ve maliyetli olduğuna dikkat çekiyor. Bu nedenle jeotermal enerji santrallerinin megavat başına enerji yatırım maliyetleri diğer bütün enerji santrallerinden daha yüksek. Örneğin, rüzgâr santralleri için megavat başına yatırım maliyeti 1 milyon euro civarında iken jeotermal elektrik santrali için yatırım maliyeti 3.5 milyon euro’ya kadar çıkıyor.

POTANSİYEL 5 BİN MW

Türkiye enerji ihtiyacını karşılayabilmek için yenilenebilir kaynaklara yönelik yatırımlarını her geçen gün artırıyor. Son on yıldır jeotermal kaynaklara çok fazla yatırım yapıldı. Elektrik üretilebilir sıcaklıktaki jeotermal enerji potansiyeli şu anda 1.161 MW kurulu güce ulaştı. Bu da yaklaşık 5 milyar dolarlık yatırım demek. Bu kurulu gücün yarısı kadar ilave gücün önümüzdeki birkaç yıl içerisinde devreye alınması planlanıyor.

Türkiye’de kurulu 42 adet JES (jeotermal elektrik santrali) santrali bulunuyor. Türkiye’de jeotermalin en yaygın bulunduğu yerler Batı Anadolu’da Gediz ve Büyük Menderes (Denizli, İzmir ve Manisa) grabeni ile Çanakkale illerinin olduğu bölgeler. Bu mevcut güçle Türkiye Avrupa’da ilk, dünyada ise dördüncü sırada. Uzmanlar bu potansiyelin güncellenmiş değerinin teknoloji ve hızla artan sondajlarla 5 bin MW’a ulaşacağını belirtiyor.

Türkiye jeotermal enerjide dünyada en hızlı büyüyen ülke oldu. Türk yatırımcılar bu alanda edindikleri bilgi ve deneyimleri yurtdışına da aktarıyor. Geçtiğimiz haftalarda IGC Türkiye 2018 – 3.Uluslararası Jeotermal Enerji Kongre ve Sergisi’nin Dünya Bankası ortaklığında Ankara’da yapılmasıyla dünyadaki en deneyimli je-otermalciler Türkiye’deki uzmanlarla bir araya geldi.

Jeotermal Elektrik Santral Yatırımcıları Demeği (JESDER) Başkanı Ufuk Şcntürk, Türkiye’nin bu alanda dünyada en hızlı büyüyen JES yatırımcı ülkesi olduğunu ve dünyada bir rol modeli olarak görüldüğünü söylüyor. Şentürk, “JES yatırımlarının YEKDEM (Yenilenebilir Enerji Kaynağı Destekleme Mekanizması) destek ve teşviklerinin devamı ve iyileştirilmesi halinde, kapasitemizin çok üzerine çıkabileceğimize inanıyoruz. İlerleyen dönemlerde fosil yakıtlara kıyasla, yerli, yenilenebilir ve temiz enerji kaynaklarına daha çok ihtiyacımız olacak” diyor.

“JES YATIRIMLARI DESTEKLENMELİ”

Jeotermal enerji yatırım itibariyle oldukça yüksek maliyetli. Ancak bu alandaki yatırımlar enerji üretmenin ötesinde seracılık faaliyetleriyle ekonomiye ikincil bir fayda sağlıyor. Sektör temsilcileri bu alana daha fazla yatırım yapılması için teşviklerin artırılması gerektiğini söylüyor. JES yatırımlarının YEKDEM veya benzeri bir model ile desteklenmesi önemli. Bu destek mekanizması sayesinde JES yatırımları kredilendi-rilebiliyor. Uzun vadeli kredilerle desteklenerek yatırımcı bulunabilmesi için destek sağlanması gerekiyor. Yerinde değerlendirilmesi gereken JES yatırımları için mevcut bürokrasinin azaltılmasına yönelik talepler de var.

JES yatırımları yüzde 70 oranında yedilikle inşa edildiği için YEKA gibi sisteme ihtiyaç duyulmadığını belirten Şentürk yatırımcılara da şu tavsiyelerde bulunuyor:

“JES yatırımcılarının öncelikle arama dönemlerini ciddiye almalarını ve gelişmiş teknolojilerle arama işlemlerini tamamlamadan JES yatırımlarına başlamamalarını tavsiye ediyorum.”

Dokuz Eylül Üniversitesi Jeotermal Enerji Araştırma ve Uygulama Merkez Müdürü Prof. Dr. Niyazi Aksoy da yatırımcıların desteklenmesi noktasında şunları ifade ediyor:

“Teşvik ve destekler hep başarılı olan yatırımcıya, üretime başlamasından sonra veriliyor. Bir jeotermal projenin en önemli basamağı olan arama faaliyetleri hiçbir şekilde desteklenmiyor. Arama aşamasında yatırımcı tamamen öz sermayesi ile yatırım yapmıyor ve başarısız olması durumunda tüm yatırımını kaybediyor. Jeotermal kaynaklarda teşviklerin düşük kaynak sıcaklığı ve düşük güçleri destekleyecek şekilde devam ettirilmesi ülkemizin yararına olacak.”

“2020’DEN SONRASI DA ÖNEMLİ”

Jeotermal enerji yatırımı yapan şirketlere yatırım noktasında ne gibi sıkıntılar yaşadıkları sorusunu yönelttik. Sanko Enerji’nin jeotermal alanında Akdeniz, Karadeniz, Ege ve Marmara bölgelerinde toplam kurulu gücü 670 MW’a ulaşan dokuz santrali var. Bu tesislerde 2.3 milyar kW elektrik enerjisi üretiliyor. Firmanın Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Kaygu-suz, bugüne kadar bu alana 2 milyar dolara yakın yatırım yaptıklarını belirtiyor ve Türkiye’deki JES yatırımlarına dair şu noktaları vurguluyor: “Bugün Türkiye’nin kurulu gücünün yüzde 1.2’sini oluşturan jeotermal elektik santralleri, elektrik üretiminin yüzde 2’sini sağlayarak yenilenebilir enerji santralleri olarak arz güvenliğine katkılarıyla ithal doğalgaz tüketiminin de azaltılmasına yardımcı oluyor. Ayrıca daha az dengesizlik oluşturarak sistem işletme ka-rarlrlığına da katkr sağlıyor.”

Yatırımcrlarm bazr beklentileri olduğunu belirten Kaygusuz bunları ise şu sözlerle dile getiriyor:



“Bugüne kadar YEKDEM ve YEKA ile desteklenen sektör, kısa sürede hedeflenen santral kurulu gücü kapasitesini ikiye katlayarak dünya sıralamasında dördüncülüğe yükseldi. Yerlileştirme ve teknoloji transferi konusunda da yüzde 70’lere varan bir yerlileştirme oranı ile önemli bir aşama kat etti. Sektörün beklentisi, yerli, yenilenebilir, temiz ve güvenilir bu enerji üretimi kaynağmın 2020’den sonra da aynı şekilde desteklenmesi, ayrıca sağlanacak özel bir destekleme mekanizması ile düşük entalpi-li sahaların da ülke ekonomisine kazandırılmasının sağlanması…”

Kaygusuz, jeotermal santral yatırımcısının karşılaştığı en bü yük zorluğu, jeotermal sahaların araştırılması, sondaj ve santral yapımı aşamasında aşılması gereken bürokratik işlemler ve belirsizlikler olarak dile getiriyor. Kaygusuz’un bu konuda çok net bir uyarısı var:

“Maden Kanunu’ndan bozma Jeotermal Yasası ivedilikle gözden geçirilmeli ve jeotermal enerjinin ruhuna uygun, sektörün işlerini kolaylaştıracak, anlamsız tartışmaları ve gereksiz zaman kayıplarını ortadan kaldıracak yeni bir Jeotermal Yasası yapılmalı.”

“YERLİ ÜRETİME KATKI SAĞLIYOR”

Güriş Holding 2009’da devreye aldığı ilk jeotermal santralinin ardından 2014, 2015 ve 2017 yıllarında peş peşe diğer santrallerini de devreye aldı. Şirketin halen 185 megavat kurulu güce ulaşan altı jeotermal elektrik santrali var. 2018’in son çeyreğinde devreye alınacak 25 megavatlık santrali ile 36 ve 50 megavatlık iki santralin izin süreçleri ise devam ediyor. Giriş Holding Genel Müdür Yardımcısı Ali Karaduman yatırımların geri dönüş süresinin 12 ile 14 yıl arasında değiştiğini belirtiyor.

Karaduman jeotermal enerjinin ekonomide yarattığı katma değerin oldukça yüksek olduğunu ve diğer fosil yakıtlara göre çevreye olumsuz etkilerinin oldukça az olduğunu belirtiyor. Karaduman sözlerine şöyle devam ediyor:

“Jeotermal kaynaklardan üretilen elektrik ile dışa bağımlı doğalgaz gibi kaynaklardan tasarruf edilerek dış ticaret açığımıza pozitif katkı sağlanıyor. JES tesislerinin inşasında yüzde 70’lere varan yerli makina ve aksam kullanıldığı için yerli üretime katkı sağlanıyor. Sera, konut ısıtma, kurutma tesisleri gibi ikincil jeotermal yatırımlar ile ilave katkıları elde ediliyor.”

Öte yandan, jeotermal yatırımlarında arama, keşif ve işletme süreçlerinin oldukça zorlu olduğunu belirterek bu zorlukların aşılmasında devlet desteğinin önemine vurgu yapıyor ve “Yenilenebilir enerjinin desteklenmesine yönelik YEKDEM 2020’de sona erecek. Destek mekanizmasının en azından jeotermal için devam etmesini istiyoruz” diyor.

BİR MİLYAR DOLARLIK BİR PAZAR

Kipaş Holding iştiraklerinden Marcn Enerji’nin Aydın bölgesinde toplam 149.8 megavatlık yatırımı bulunuyor. Firmanın Genel Müdürü Mehmet Şişman bu yılso-nunda toplamı 208 megavatı bulacak yeni yatırımları olduğundan bahsediyor. Santralin büyüklüğüne göre JES yatırımlarının geri dönüşünün ortalama 7-8 yıl olduğunu belirten Şişman, jeotermal enerjinin Türkiye genelinde yıllık yaklaşık 1 milyar dolarlık bir piyasası olduğunu aktarıyor. Şişman, “Santralden ayrı kuyu lokasyonları nedeni ile arazi ve hat geçişlerinden kaynaklanan sorunlar, Türkiye genelinde bu konuda fazla bir bilgi akışının bulunmaması ve teknolojik yetersizlikten dolayı dışa bağımlılık gibi sorunlarla uğraşıyoruz” diyor.

JES yatırımcıları teşvik bekliyor

25 MWe kurulu gücünde bir jeotermal enerji santralinin yatırım maliyetinin yaklaşık 100 milyon dolar olarak hesaplandığını belirten Jeotermal Elektrik Santral Yatırımcıları Derneği (JESDER) Başkanı Ufuk Şentürk, yüzde yüz yenilenebilirjeotermal enerji yatırımlarının devam edebilmesi için bazı teşviklerin beklenildiğini belirtiyor. Şentürk bunları şu şekilde sıralıyor:

■ Sondajda kullanılan akaryakıtta KDV ve ÖTV indirimi.

■ Yatırım malzemeleri alımında KDV ve ÖTV istisnası.

■ Yatırım malzemeleri alımında gümrük vergisi istisnası.

■ Eşanjör, trafo ve ısı değiştiricilerinin yerli aksam katkı ilave listesine eklenmesi.

■ YEKDEM Destek Mekanizması kapsamında mevcut 10.5 dolar-cent’lik alım garantisinin 2020 yılı itibariyle beş yıllık bir süre için 2025 yılına kadar uzatılması.

■ Geri ödemesi ötelemeli uzun vadeli kredi olanağı sağlanması ve YEKDEM desteğinin euro olarak sağlanması.

■ Santrallerin iç tüketimini minimize edebilmek için rüzgar ve güneş kaynaklarından enerji üretimine izin verilmesi.

Prof. Dr. Şakir ŞİMŞEK / Hacettepe Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi
“Türkiye bir jeotermal ülkesi”

Türkiye’de jeolojik yapı olarak 1500 fay hattı var. 0 nedenle Türkiye’ye bir jeotermal ülkesi diyebiliriz. Arap Yarımadası’nda nasıl petrol varsa, bizde de jeotermal var. Jeotermal sadece elektrik üretiminde kullanılmıyor, uzun yıllardır konut ve sera ısıtmasında, sağlık termal tesislerinde de kullanılıyor. Aynı zamanda büyük bir istihdam kaynağı. Jeotermal enerji 8 bin saatten fazla çalışarak elektrik üretebiliyor. Rüzgar ve güneşin kullanabildiği saatler 2 bin ila 3 bin saat arasında kalıyor.

Türkiye’de ilk olarak 1960’lı yıllarda Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) tarafından jeotermal çalışmaları başladı. Günümüze kadar 227 sahanın keşfi yapıldı. 1968’de Birleşmiş Milletler Development Program kapsamında Denizli Kızıldere’de ilk araştırmalar yapıldı. 1984’te Denizli Sarayköy Kızıldere sahasında Türkiye Elektrik Kurumu tarafından 20 MVV’lık ilk ticari jeotermal elektrik santral kuruldu. Türkiye’de jeotermal enerjinin dönüm noktalarından biri 2005’te Dünya Jeotermal Kogresi’nin ülkemizde yapılması oldu. Jeotermal enerjinin önemli olduğu görüldü ve hükümet tarafından destekler verildi.

2007’de Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu çıkarıldı. Bu kanunla MTA jeotermal sahaları özelleştirmeye başladı. Türkiye’de yılda jeotermalden 3-5 milyar KW elektrik üretimi oluyor. Jeotermal sahalarına teşvikler verilmeye başlanmasıyla yatırımlar hızlandı. 10,5 kW/cent üzerinden bir alım garantisi var. Bu 2020 yılında sona erecek. 2020’de bu kaldırılırsa yatırımcıların iştahı azalabilir.

Prof. Dr. Niyazi AKSOY / Dokuz Eylül Üniversitesi Jeotermal Enerji Araştırma ve Uygulama Merkez Müdürü
“Tarımda ısıtma giderlerini azalttı”

Jeotermalin ülkemizdeki ilk örnekleri ısıtma alanında. Halen İzmir Balçova ve Narlıdere başta olmak üzere, 70 bin konut eşdeğeri ısıtma jeotermal enerji ile yapılıyor.

Jeotermal kaynaklar seracılıkta ısıtma giderlerini azalttı ve 3 bin dönümün üzerinde sera kurulmasını sağladı. Jeotermal kaynaklı seracılığın geliştiği bölgelerde yani İzmir, Afyon, Manisa, Denizli, Aydın, Ağrı ve Urfa’da 5 bine yakın işçi istihdam ediliyor; bunların yüzde 90’dan fazlası ise kadın işçi.

Termal turizm de hesaba katıldığında, jeotermal kaynaklarımızın yılda bir milyar dolarlık bir ekonomi yarattığı görülüyor.

EDA GEZMEK




İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

bayilik veren firmalar

Bunu da İnceledinizmi ?

En büyük bebek mağazası

ÖzelcanGroup 2000 yılında ‘anne ve bebek’ ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olarak hem perakende hem de toptan …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir