Anasayfa / İş Kurmak / Yeni İş Fikri: Bitkisel Bazlı Organik Protein Üretimi

Yeni İş Fikri: Bitkisel Bazlı Organik Protein Üretimi



Türkiye henüz kirlenmemiş topraklarıyla bu yarışta yer alabilir. Organik sertifikaya sahip ürünler tüm dünyada prim yapıyor. Son örnek bitkisel bazlı organik protein üretimi

Girişimciler İçin Yeni Bir İş Fikri

SAĞLIKLI beslenme için yeterli düzeyde alınması gereken yaşamsal maddelerden biri de proteindir. Vücudun temel yapıtaşı olarak bilinen bu organik bileşenler önemli aminoasitleri içerir. Temel kaynak et, yumurta ve süt ürünleridir. Tüm baklagiller ve özellikle de soya fasulyesi bünyelerinde bitkisel bazlı proteinleri barındırırlar. Hayvansal ve bitkisel proteinlerin farkı içerdikleri aminoasitlerin sayısı ve yapısında gizlidir.

Araştırmalara göre, hayvansal kaynaklı proteinlerde kolesterol içeriği ve doymuş yağlar ‘kardiyovasküler’ (kalp-damar) hastalıklarını tetikleyebiliyor. Uzmanlar bazı ciddi hastalıkların oluşumundan hayvansal protein zengini gıdaları sorumlu tutuyorlar.

Balık ve bazı beyaz et çeşitleri hariç, kırmızı et ve et ürünleri ile süt ve sütten . üretilen ürünlerin dengeli tüketilmesi gerekiyor. Buna karşın tüm dünyada bitkisel protein kaynaklı besinlere büyük ilgi var. Fakat bitkisel proteinlerin bulunduğu kaynaklar hayli sınırlı.

Organik Protein Üretimi

KULLANIMI ARTIYOR

Bitkisel protein denince başta soya olmak üzere mercimek, fasulye gibi bitkiler akla geliyor. Bitkisel proteinler çeşitli besinlere dışarıdan ekleniyor, böylece biyo-yararlılıkları artıyor ve birer takviye malzemesi haline geliyorlar. Hayvansal ürünlerde antioksidanların bulunmayışı da tüketicileri doğal olarak bitkisel protein kaynaklarına yöneltiyor.

Bugün gelişmiş ülkelerde ekmeklere, soslara, salçalara, hazır yemeklere ve bazı içeceklere dışarıdan bitkisel protein eklenmesi sıradan hale gelmiş durumda. Bu amaçla soya fasulyesi, mercimek, bezelye, nohut, yerfıstığı, spirulina, badem gibi tohumlardan ayrıştırılan proteinler kullanılıyor.

Ancak soya fasulyesi giderek organik saflığım yitirdiğinden tüm bitkisel protein kaynakları arasında bezelye hızla öne geçiyor. Ayrıca ‘mycoprotein’ grubuna bağlı mantar içerikli bitkisel proteinler de doğrudan et yerine kullanılabiliyor.

Biz bu haftaki yazımızda daha çok bezelye proteini üzerinde duracağız. Çünkü bezelye proteini tüketimi dünyada hızla artıyor ve bizim topraklarımızda zengin protein içeriğine sahip bezelye türlerinin tümü yetişiyor.

BEZELYE PROTEİNİNDE ÖNE GEÇEBİLİRİZ

Dünya genelinde birçok çeşidi olmasına rağmen geleneksel mutfağımızın mercimek, nohut ve fasulye kadar olmasa da epey rağbet ettiği sebzelerden biri bezelye.

Konserve yapımına da elverişli olan bu grup bizde hızla artan yıllık rekolteye sahip. ‘Araka’ dahil diğer türler semt pazarlarının ve manav reyonlarının en gözde çeşitleri arasında. Bezelyelerimizin tat ve aroması yetiştiği toprağa göre farklılık gösterse de aminoasit kompozisyonu aynı.

Bezelye protein açısından en zengin bitkilerden biri. Kimi uzmanlar biyo-yararlılık açısından bezelye proteininin başta soya olmak üzere mercimek ve fasulyeden daha önde olduğunu iddia ediyorlar. Hatta yerfıstığı, kinoa, spirulina gibi bitkilerden daha değerli olduğuna ilişkin yayınlar da var. Gelişmiş ülkelerde sağlık bilinci arttıkça bezelye proteini daha fazla gündeme geliyor, sonuçlar gıda endüstrisini derinden etkiliyor.



2019'da İş Fikirleri ve Para Kazandıran Bayilikler İçin Tıklayınız...

Son yıllarda artan sağlık bilinci küresel anlamda yerleşmiş alışkanlıkları değiştirmiş durumda. Nitekim Amerika’da önemli gelişmeler var. Bezelye proteinine olan talep sürekli yeni üretim tesislerinin kurulmasına yol açıyor. Sadece bezelye proteini üreten organize şirketler başta gıda ve içecek olmak üzere çeşitli endüstrilere doğrudan servis veriyorlar.

Protein takviyelerinin formülüne de giren bezelye proteini doğallığım korumuş ‘pisum sativum’ türlerinden elde ediliyor. Nötr tadı olan ve tipik bir amino asit profiline sahip bu ürün grubu sadece ABD’de 160 milyon dolarlık tüketim hacmine sahip.

Avrupa ülkelerinde ise tüketim her yıl yüzde 7 civarında artış gösteriyor. Avrupa ülkeleri dünya bezelye proteini tüketiminden her yıl yaklaşık yüzde 35 pay alıyorlar. Ülke olarak en yüksek tüketim ise Almanya’da. Asya pasifik pazarı ise soya temelli tüketime rağmen bezelye proteinine büyük ilgi duyuyor ve çeşitli pazar segmentleri giderek çeşitleniyor.

Bu yoğun ilginin temelinde bitki bazlı proteinlerin diğer proteinlere göre daha sağlıklı olması ve özellikle sporcu içecekleri endüstrisinde popülerlik kazanmasının önemli yeri olduğu görülüyor. Bugün işleme ve üretimdeki teknolojik gelişmeler kaliteyi yükseltirken ürün maliyetlerini sürekli düşürüyor.

KULLANIM YERLERİ GENİŞLİYOR

Bezelye proteini üretimi için genellikle yeşil ve sarı renge sahip bezelyeler kullanılıyor. Sarı renkli bezelyelerden üretilen protein tozlarının özellikle dondurma endüstrisinde kullanımı giderek artıyor. Son yıllarda süt ürünlerine organik bezelye proteini katılması da dikkat çekiyor.

Ekmekçilik ve diğer fırın ürünlerinde ise buğday proteiniyle çok iyi geçim sağlayarak tat ve nefasetin artmasına yardımcı oluyor. Bu arada market raflarında hafifçe tatlandırılmış paketli bezelye tozları ev kadınlarından da büyük ilgi görüyor. Genel kabullere göre bezelye protein karışımları tüm lezzetler ile mükemmel uyum sağlıyor, onlardaki tat algısını yükseltiyor.

Bezelye proteinin hazmı diğer bitkisel proteinlere göre daha kolay. Bu özelliğiyle gıda endüstrisinde devamlı kullanılabilecek esnekliğe sahip. Tıp alanında ise yeni araştırmalar bezelye proteininin insanlarda kas kütlesini diğer türlere göre daha hızlı arttırdığını ortaya koymuş durumda. Amerika’nın ünlü tıp kuramlarından ‘Mayo Clinic’e göre bezelye proteininin insanlarda kan basıncını normal düzeylere getirdiği de saptanmış. Ancak bu konu henüz tam ispatlanmış değil, araştırmalar sürüyor.

Kısacası, bezelye proteini diğer bitkisel bazlı benzerlerine göre ‘tam protein’ yapısına sahip. Dallanmış zincirli amino asitler gibi dokuz temel amino asidin tümünü içermesi onu ayrıcalıklı kılıyor.

Bizim stratejik avantajımız ise bezelye yetiştiriciliği konusunda her türlü tecrübeye sahip olmamız. Ağır metal kirliliğine uğramış topraklardan uzak bulunmamız konuya organik yetiştiricilik bilinciyle yaklaşabileceğimizi gösteriyor. Bu avantaj aynı zamanda nihai ürünler için sertifikalı organik bezelye ihracatçısı ülkelerden biri olacağımızı gösteriyor.

Hormon ve katkı maddesi içermeyen organik bezelye proteinleri dünyanın her yerinde alıcı buluyor. Daha da önemlisi bezelye proteinindeki yüksek ‘arginin’ düzeyi onu çok tüketilen ‘peyniraltı suyu’na da rakip hale getiriyor. Bu özelliğiyle yalnız insan beslenmesinde değil, hayvan beslenmesinde de yer buluyor. Dolaysıyla bezelye proteini hayvan yemi katkısı için de giderek önem kazanıyor.

Meraklı girişimciler için ihracat öncclikli yeni bir seçenek:

Ülkemizin konumu, gelişen beslenme modelleri ve yan etkisi bulunmayan protein gereksinmesi bitkisel protein üretiminde söz sahibi olabileceğimizi gösteriyor. Türkiye kaliteli üretimle hem iç pazar hem de dış pazarda uzman yetiştirici ve protein üreticisi durumuna gelebilir. Böylece organik bezelye proteini üretimimiz başta unlu ürünler sektörü olmak üzere tüm gıda dallarında küresel marka olmamızı sağlayabilir.



İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bunu da İnceledinizmi ?

Evcil Hayvan Dostu Kafe Açmak Kazançlı İşler Arasında Yeni Trend

“Tematik kafe açmak” yeni iş fikirleri arayışında olan girişimciler için kaçırılmayacak fırsatlar sunuyor. Para kazanma …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir