Değişim dönemine hazır mısınız?

REKLAMIN iyisi kötüsü olamaz derler; doğrudur. Birkaç başlık halinde anlatacaklarımız hem reklam hem de sağlık açısından tam anlamıyla birer eğitsel aksiyonlar bütünü. Kısa bir süre önce yurtdışında çok ünlü market zincirinden birinde görmüştüm; ülke ve market adını reklam olmasın diye açıklamıyorum. Yapılan uygulamalar hem tüketicinin dikkatini belli bir gerçek üzerine çekiyor, hem de onu eğitiyor.


Söz konusu hipermarket zinciri klasik uygulamalardan çok hem bilimsel, hem de eğitici olma noktasında epey mesafe almış bir kurum. ‘Health Food Store’ olarak bilinen ‘sağlık mağazaları’nda rastlanabilecek aksiyonları da hayata geçirmesiyle tanınıyor. Bu son gelişmeler büyük süpermarketlere ilginç birer örnek olabilir.

SIRADIŞI SÜPERMARKETLER

Yüzlerce çeşit ürünlerin yer aldığı reyonların neredeyse tam ortasına gelecek şekilde, özgün mimari özellikleriyle de epey göz kamaştıran bir bölüm yapmışlar. Bu bölüme ‘Eğitici Sağlık Bilgileri Bölümü’ demişler. Burası mevcut bölümlerden çok daha şık duruyor. Özelliği her hafta yeni birkaç ürünün medikal sayılabilecek promosyonu yapıp onları öne çıkarmaları. Ancak, burada her marka ürün en fazla on beş gün kalabiliyor. Bir anlamda markalara yönelik dikkat yoğunlaşması sağlayan değişik ve orijinal bir uygulama. Yoğun istek gelir ise süreyi uzatmak da mümkün.

Dekoratif biçimde dizayn edilmiş camekanlı sütunların içinde promosyon ve tanıtıma çıkan ürünler belli bir kategori içinde yer alıyor. ‘Düşük’, ‘Optimum’ ve ‘En Yüksek’ gibi ifadeler konmuş, önemli olan şey her sütunun üzerinde yer alan markaların göz alıcı ışıklarla aydınlatılmış olmaları.

İstenirse broşürler ve basılı bilgiler de came-kanların altından alınabiliyor. Unutulmaması gereken ayrıntı, promosyonu yapılan ürünlerin kasa çıkışlarındaki satışta yer alması ve sepete ilave edilebilmeleri. Bazı markalar yine promosyon amacıyla küçük bir numuneyi de bedelsiz sunabiliyorlar.

BESLENMEDE YENİ YÖNTEMLER

Başlıca içerik kategorileri ‘en ideal miktarlarda’ notuyla şöyle yer alıyor: ‘Beta Karoten’, ‘Vitamin B6\ ‘Vitamin B12’, ‘D vitamini’, ‘Folik Asit’, E vitamini’, Riboflavin’, ‘C vitamini’, ‘B12 vitamini’, ‘Kalsiyum’, ‘Selenyum’, ‘Demir’, ‘Omega3’ vb. Bu bölüme daha birçok notu ekleyebiliyorlar. Amaç, ürünü bir anlamda kimi baskın özellikleriyle podyuma çıkarmak…

Ayrıca çok sayıda özellik de belirtiliyor; kolesterol ve buna bağlı doymuş ve doymamış yağ miktarları hatırlatılıyor; besinlerin lif oranları burada bilgi olarak yer alabiliyor. Zararlı maddelerin yokluğu ya da azlığı altı çizilerek belirtiliyor. (Birkaçı ‘MSG’ olarak bilinen ‘monosodyum glutamat’ ile potasyum bromat, sülfitler ve suni boyalar vs.)

Ürünlerin yaşam öyküleriyle geçmişte kazandıkları ödüller ile bazı bilgileri yine burada görmek mümkün. Dahası, camekan-ların altından alınan indirim kuponları da aksiyonun çekiciliğini artırmakla kalmıyor, markaya olan sempati düzeyini yükseltiyor.

YENİ NESİL KURUTULMUŞ ÜRÜNLER

Yine bu yöntemle pazara yeni çıkmış ya da çıkacak sıra dışı ürünlerin tanıtımı yapılabiliyor. Başta doğal olarak hiçbir kimyasal eklenmeden gerçekleşen kurutulmuş ürünler var. Tıpkı patates cipsi dokusunda üretilen besinlerin hayret verici özellikleri bulunuyor. Başta çilek ve yaban mersini gibi meyveler olmak üzere kayısı, incir, domates gibi ürünlerin çıtır hale getirilmiş formlarını tıpkı patates cipsi gibi tanıma ve tatma şansınız oluyor.


Bunlar küçük bir pakete sığabiliyor, taşınması saklanması ve dayanaklıkları bir tarafa, suda bekletildiklerinde de kurutulmadan önceki formlarına dönebiliyorlar. En az bunlar kadar kurutulmuş mantarlar da ilgi görüyor, ilgi yoğunlaşmasına hak kazanıyorlar. Kısacası, bundan böyle tüm sebze ve meyvelerin yeni formlarını görebileceğimiz bir noktaya doğru eviriliyoruz.

Çok küçük paketlere sığabilen, kolay taşınan ve her yere kolayca gönderilebilen bu tür ürünler artarken, şimdi başta et olmak üzere tüm protein içeren bazı çeşitler de piyasada boy gösterecek gibi görünüyor. Geçenlerde Japon televizyonlarının birinde izlediğim programda güneş ışığı olmaksızın ‘LED’le sebze ve mantar yetiştiren bir düzenek anlatılıyordu. Anlatanın görüşüne göre bu sistem küçük kompakt bir hale getirilecek ve zamanla tüm restoran ve evlere girebilecek.

BU ÜRÜNLER GÜNDEMDE

Uygulamada sadece sebze ve meyveler yok. En sağlıklı koşullarda üretilmiş et ve balık ürünleri de var. Üstelik bunlar küçük ambalajlarda sunuluyor, hazır-lanışıyla ilgili yeterli bilgiler veriliyor. Bunlarla sadece sos ve benzeri ürünler değil, doğrudan yumuşak kremsi formda yeni mutfak lezzetleri de üretilebiliyor.

Anlaşılan yakın bir gelecekte konserve, reçel, salamura, turşu gibi klasik saklama yöntemlerine birkaç unsur daha eklenecek. Gelişen tüm bu yöntemlerin sağlık üzerindeki olası olumsuz etkileri uzunca bir süre incelenmiş; çürüme ve çeşitli enfeksiyonlara maruz kalma gibi riskleri elimine edilmiş, sağlığa zararlı olmadıkları tescil edilmiş durumda. Gerçekleşen tüm çalışmalarda iki unsura dikkat çekiliyor: Bu tür işlemlerden geçen ürünlerde vitamin ve aroma kaybı olmuyor. Son araştırmalar gösteriyor ki, gelişen teknolojilerle aroma, orijinal tat ve vitamin değerleri muhafaza ediliyor. Bu aşamada şu söylenebilir: Gelişmeler en azından son teknolojilerden de farklı. Aroma ve lezzet kayıpları neredeyse burada sıfıra indirilmiş.

Bu vesileyle hatırlamakta yarar var; insanlık epidemi ve küresel savaş gibi felaketler yaşadığında bu tür yenilikler gündeme geliyor. Örneğin süttozu üretimi savaş felaketlerinin zirvede olduğu dönemde ortaya çıkmış, zamanla endüstriyel üretim faaliyetlerinde vazgeçilemez bir gereksinmesi olarak beslenme literatüründe yerini almıştı.

Sonuç olarak şu ünlü ifadeyi hiç unutmamakta yarar var: ‘insanlık her sorundan bir yarar çıkarmakla bugünkü evrim düzeyine ulaşmıştır!’ Elbette bu korkunç pandemi en yakın gelecekte son bulacak; kötü anılar unutulacak, yeniliklerle birlikte buluş ve icatların önü daha da açılmış olacaktır.

NUR DEMÎROK




Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir