Ev Kadınlığından İlham Veren Girişimcilik Öyküsüne

FERMENTE Mutfağım’ın kurucusu Ferda Uslu, yaşadığı bir hastalıktan kurtulmaya çalışırken girişimci olmuş bir kadın. îlham veren öyküsü dört yıl önce başlıyor. 2015’te depresyon, migren, bel fıtığı, alerji ve obezite ile savaşırken ani gelişen böbrek yetmezliğiyle hastaneye kaldırılmış. “Öldüm ve geri geldim” diyen Uslu, iki ay yattığı yataktan iş kadını olarak ayağa kalkmış. Sağlığı için evde yaptığı turşu, sirke, kemik suyu gibi fermente gıdaları sosyal medyada anlatınca takipçilerinden istek gelmiş. Evinde onlar için yaptığı ürünlere gelen yoğun talep üzerine bir tesis kiralayarak beş kişiyle işe başlamış. îlk olarak organik sertifikalı kemik iliği, roll-on ve diş macununu üretmiş; peşinden yenilebilir kozmetiğe kadar birçok ürün gelmiş. Uslu, bu yıl İstanbul Moda’da açtığı mağazanın İkincisini Nişantaşı ya da Bebek’te açmak için çalışmalar yapıyor. E-ticaret şirketleriyle işbirliği yaparak ürünlerinin satışını yaygın Aştırmayı ve bayilik vermeyi hedefliyor. îhracatla ilgili çalışmalara da başlanmış. Ayda 1 milyon s TL ciro hedefine koşan Uslu ile girişimcilik öyküsünü ve hedeflerini konuştuk…

Ferda Uslu

Girişimcilik nasıl ve ne zaman başladı?

2015’te ciddi bir sağlık problemi yaşadım. Bir anda akut böbrek yetmezliği gibi ciddi bir hastalığın pençesine düştüm. Diyalize bağlanarak 1.5 ay hastanede yattım. Kilom çokyiiksekti, obezite sorunu yaşıyordum. Bir de bel fıtığı hastalığım vardı. Alerji, migren, bel ağrısı, depresyon hepsi bir araya gelince kullandığım ilaçların da etkisiyle vücudum iflas etti. Tedavim tamamlandı ve evime döndüm. Ama ilaç almam yasaklanmıştı. Bu dönemde tekrar bel ağrım nüksetti ve aylarca felçli gibi yattım. Fermente gıdaların alerji ve bağışıklık üzerine olan olumlu etkilerini okuyunca da uygulamaya geçtim. Evde kemik suyu, lahana turşusu ve sirke yapmaya başladım. Mutfağımı değiştirip, bu şekilde beslenince de hem kilo verdim, hem de alerjim ve ağrılarım azaldı. Bu dönemde Fermente Mutfağım’ın temelini attım.

İlk üretim evde mi başladı?

Öyle oldu. Kilo vermek için glüten ve şekerden uzak bir diyete başlamıştım. Bakliyat, bulgur hatta meyve de yemiyordum. Bu besinlerden uzak kalmadan tüketebilmenin yolunu aradım. Bakliyatın fermente edilebildiğini öğrendim ve bu şekilde tüketmeye başladım. Mutfağın her köşesinde bir şey yapmaya başlamıştım. Ekşi mayalı ekmek, kefir, peynir… Bunları anlatmak için bir blog oluşturdum.


Facebook’ta da bir hesap açtım ve tüm bu yaptıklarımı yazmaya başladım. Kısa sürede çok sayıda takipçim oldu. Neyi nereden aldığımdan, gıdaları nasıl fermente ettiğime kadar tüm aşamaları anlatıyordum. Undan tuza kadar Türkiye’nin değişik yerlerinden tedarikçiler buldum. Takipçilerimden birinin ‘fazla yapın biz de alalım’ şeklinde gelen teklifiyle iş bambaşka bir noktaya gitti. Bu teklif üzerine verdiğim tariflerin altına, ‘Benim için sen yap diyorsanız bana mail atın’ diye yazdım. Ve îlk siparişimi bu şekilde aldım. Hiç unutmuyorum krem ve sabundu. Derken siparişler arttı. Ekmek, un, bulgur, roll-on, diş macunu, krem, sabun, ekşi mayaya kadar hazırladığım ürünleri ve hammadde satışı yaptım. Talebi karşılayamayacak hale gelmiştim.

Markalaşma nasıl başladı?

Fikir bir arkadaşımdan geldi. Bu ürünleri bir marka oluşturarak satmamı önerdi. “Ben her şeyin tarifini ; veriyorum zaten” diye karşı çıktım, markalaşırsam almayacaklarını söyledim. Ama aldılar. Hiç üretmeyi düşünmediğim kemik suyu için bile takipçilerim zorladı beni. Henüz Türkiye’de kemik suyu satışı yoktu. ilk ve tek organik sertifikalı üretimi ben yaptım. Diyetisyenler bile benim bloğumu referans göstererek ürün alabileceğimi söyler olmuştu. Evdeki cirom aylık 10 bin TL’ye yükseldi. 20J 6 sonunda artık ev dışında üretime geçmek için harekete geçtim. Sancaktepe’de 150 metrekare büyüklüğünde bir yer aradım. Ama karşıma 350 metrekare büyüklüğünde bir tesis çıktı. Üç kazanla üretime başladık. Beş ay sonunda tesisi tamamen doldurduk. Burada ekmek, turşu, sirke hatta sucuğa kadar birçok kalemde üretime başladım. Aylık 120 bin TL ciro yapmaya başladık. Bir yılın sonunda dışarıya taşacak büyüklüğe geldik. Avrupa yakasında başka bir yer kiralayarak, Sağlık Bakanlığı’nın yönetmeliğine uygun koşullarda kozmetik üretimine başladım. Talep patlaması yaşadık ve aylık ciromuz 400-500 bin liraya geldi.

Satışlarınızı sadece online olarak mı yaptınız?

Bugüne kadar tüm ürün grubumuzu internet üzerinden sattık. 30 bin kişilik bir müşteri sayısına ulaştık. Şimdi bu sayıyı artırmak için çalışıyoruz. E-ticaret, markalaşma konusunda ekip kuruyoruz. E-ticaret konusunda Türkiye’nin en önemli gruplarıyla işbirliği yapmak istiyoruz. Müşteri memnuniyetiyle ilgili özel bir ekibimiz var, ürünlerin kullanımıyla ilgili. Bilgilendirme ve yanıt verme konusunda özel çaba sarf ediyoruz.

Mağazalaşma konusunda çalışmalarınız var mı?

İstanbul Moda’da satış noktası açtık. Nişantaşı, Bebek ya da Etiler’de mağaza açmak istiyorum. Bayilik taleplerine yanıt vermek istiyoruz. Diş macunu gibi ürünlerde eczane kanalında büyüyüp, aynı kategorideki ürünlerle rekabet etmek istiyoruz. Bazı ürün gruplarında iç piyasadan gelen talebe yetişemiyoruz. El yapımı oldukları için ürünlerimizi belli miktarlarda üretebiliyoruz. Örneğin kemik suyunda günlük kapasitemiz 70 şişe. Bunu ne toptana ne de yaygın market zincirlerine veremeyiz. Probiyotik lahana turşusunda ilk ve tek organik sertifika bana ait. Aynı şekilde organik sertifikalı kombueha çayı yine bizde. Bu üründe tekiz. Mutfaktan banyoya kadar sağlıklı yaşama ait her tür ürüne sahibiz. Her geçen gün yeni ürünlerimizi portföye katıyoruz. Satış ekibi kuruyoruz. Şu anda çok küçük hacimli de olsa Hollanda ve Azerbaycan’a ürün gönderiyoruz. Yurtdışmda daha yaygın olmak istiyoruz. Organik ürünlerde yoğun tüketimin olduğu ülkeler hedefimizde. Kozmetik ürünlerimiz ihraç edilebilir. Gıdada ise sadece sirkeyi yurtdışı satışlara yönlendirebiliriz.

Büyüme hedefleriniz neler?

Saç jölesi ve bulaşık makinesi deterjanımız yakında satışa çıkacak. Saç jölesi yüzde 100 organik sertifikalı. Diğer kozmetik ürünler gibi yenilebilir özellikte. Yeni ürünlerle büyümemiz sürecek. Halen 30 olan çalışan sayımızı 50 kişiye çıkaracağız. Bugüne kadar ekonomik daralmalarda büyüdük. Cirolarımız bırakın düşmeyi, yükseldi. Bugüne kadar büyüme tahminlerimizi doğru yapan olmadı. İşe ilk başladığımız yıllarda bir finansçı gidişatımıza göre bir değerleme yapmıştı. 2020’de ulaşacağımızı hesapladığı ciroya biz geçen yıl temmuzda ulaştık. Bu yılı aylık bir milyon TL ciro ortalamayla kapatacağımızı tahmin ediyorum.

“Pes etmedim”

Evde yaptığım üretimi tesise taşıdıktan sonra melek yatırımcı teklifi aidim.


Bir anda artan talep ve markanın sosyal medyada yaygınlaşması yatırımcıların ilgisini çekti. Melek yatırımcı görüşmesinden gelecekle ilgili cesaretimi kıracak senaryolarla çıktım. Bir süre sonra personel ve büyüme sıkıntısı yaşayacağımı söylediler. ‘Girişimcilik zor, bir süre sonra pes edeceksin, bir yatırımcı şart’ dediler. Gözümü çok korkuttular. Aslında haklıydılar. Bu yola bir plan kurmadan çıkmıştım. Çok zor olduğunu işin içine girdikten sonra gördüm ama vazgeçmedim. Muhasebeden üretime, satıştan kargoya kadar mavi yakalı gibi çalıştım. Daha sonra doğru zamanda işleri uzmanına devrettim. Ekip kurdum.

Her şeyi ben yapacağım diye ısrar etmedim ve ekibime güvendim.”

105 kilodan 80 kiloya düştüm

Ferda Uslu fermente gıdalarla beslenerek 105 kilodan 80 kiloya düşmüş. İşi büyüdükçe her yeni tesis kilo verme sürecini hızlandırmış. Dört yıl içinde ürün ve tesisler için toplam 2 milyon TL yatırım yapmış. Yaptığı Yadlarla aylık 1 milyon TL ciro yapan bir marka ortaya çıkarmış: “Yatırımların hepsini bu ‘Şten kazandığım parayla yaptım. Ne akraba desteği ne hibe… Üstelik birikimim de yoktu. Butun param 80 bin TL idi. İlk olarak üç kazanla işe başladım, şimdi sirke ve turşu için 30 ar üretim kazanım var. Evde turşu, ekmek yapan bir ev kadınıyken şimdi sanayici oldum.

Çiğdem Yücesoy Subaşı




Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir