Girişimciler Bu Fırsatı Kaçırmayın!

2035 yılında Çin dünyanın en büyük, Türkiye ise en büyük beşinci ekonomi olma yönünde kararlı adımlar atan iki ülke. Günümüzde iki ülke arasındaki ilişkiler ekonomi, turizm, ulaştırma, ticaret gibi alanlar başta olmak üzere birçok alanda istikrarlı bir şekilde gelişiyor. Türkiye-Çin ilişkileri dünyayı kasıp kavuran pandemiye rağmen çok boyutlu olarak devam ediyor. Dünyanın en çok konuşulan ülkesi Çin’i en iyi bilen, Pekin Büyükelçisi Abdulkadir Emin Önen’le konuşmaya karar verdik. Büyükelçimiz iki ülke arasındaki mevcut durumu özetledikten sonra önümüzdeki döneme ilişkin hedefleri anlattı.


Geçtiğimiz yıl Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Türkiye’nin “Yeniden Asya” vizyonunu açıkladı. Bu vizyonun odağındaki Çin’de görev yapan bir diplomat olarak iki ülke arasındaki son durumu özetleyebilir misiniz?

Dışişleri Bakanımız Mevlüt Çavuşoğlu’nun ifade ettiği gibi Asya, yeniden dünyanın ekonomik ve siyasi ağırlık merkezi haline geliyor. Bir diğer ifadeyle, tarihin sarkacı yeniden Asya’ya doğru kayıyor. Asya’daki gelişmelerin 21. yüzyıla kayda değer biçimde yön vereceğini değerlendiriyoruz. Şüphesiz bu vizyonun en önemli odak ülkelerinden biri Çin. Türkiye ve Çin küresel ve bölgesel düzeyde yükselen iki büyük ülke. 2035 projeksiyonlarına göre Çin’in, dünyanın en büyük ekonomisi Türkiye’nin ise en büyük beşinci ekonomisi olması beklenmekte. İlişkilerimizde bugünü değil geleceği planlayan adımlar atmaya gayret ediyoruz. Bugün Türkiye-Çin ilişkileri ekonomi, turizm, ulaştırma, ticaret gibi alanlar başta olmak üzere birçok alanda istikrarlı bir şekilde gelişiyor. Covid-19’e rağmen, Çin ve Türkiye arasındaki ilişkiler siyaset ve ekonomi başta olmak üzere birçok alanda aralıksız devam ediyor.

İki ülkenin cumhurbaşkanları beş yılda sekiz kez görüştü. Sizce bu durum iki ülke arasında stratejik işbirliği ilişkisine nasıl yansıyacak?

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ile Çin Devlet Başkanı Şi Jinping arasında geçtiğimiz yıllarda yoğun bir görüşme trafiği yaşandı. Türkiye ve Çin arasında bakanlar düzeyinde temaslar pandemi sürecinde de sürdü. Dışişleri ve Ticaret Bakanlarımızın Çinli muhatapları ile bu yıl gerçekleştirdiği telefon görüşmelerine ek olarak, bakan yardımcısı ve teknik düzeyde görüşmeler de salgın sürecinde yoğunlaştı. Türkiye ile Çin Sağlık Bakanlıkları arasında salgınla mücadelede tecrübe paylaşımları gerçekleşti. Büyükelçi olarak göreve başladığım günden bu yana Pekin Büyükelçiliğimizde çalışan diplomat ve müşavirlerimizin sayısında önemli bir artış sağladık. Daha önce boş olan eğitimden, tarım ve basma kadar çok önemli olan alanlarda bugün görev yapan müşavir arkadaşlarımız bulunuyor. Türkiye’nin Çin ile ilişkileri geliştirmeye yönelik kararlılığını ortaya koyması açısından bu gelişmeyi de paylaşmaktan memnuniyet duyuyorum.

Çin’e süt, kiraz ve Antepfıstığı gibi gıda ürünlerinin ihracı konusundaki engeller kalktı, önümüzdeki dönemde başka ürünler için de müjdeniz olacak mı?

Çin yıllık 2 trilyon doların üzerinde ithalat gerçekleştiriyor ve geçtiğimiz yıl gıda ürünleri ithalatının toplamı 140 milyar dolar oldu, ihracatçılarımızın böylesine büyük bir pazardan daha fazla pay almasını sağlamak, göreve başladığım günden bu yana ilk önceliğim oldu. Çin mevzuatı uyarınca, gıda ürünleri ithalatında bütün ihracatçı ülkelerin spesifik protokolleri imzalamasını öngören süreci tamamlaması gerekiyor. 2018’de 138.7 milyon dolar olan Çin’e gıda ve tarım ürünleri ihracatımız 2019’da 225.4 milyon dolara yükseldi. Bu alanda hedefimiz de Çin’e gıda ürünleri ihracatını 2023’e kadar 1 milyar dolara çıkarmak. Bu hedefe ulaşmak için de Çin’e kanatlı eti, narenciye, nar, defne yaprağı, et ürünleri, elma, üzüm, kivi ve iç badem ihracatımızın başlayabilmesi için konunun muhatabı ÇHC Gümrükler Genel İdaresi ile görüşmeler devam ediyor.

Kuşak ve Yol Projesi kapsamında yatırımlar artarak devam ediyor. Türk girişimcilere bu pastadan pay alabilmeleri için neler önerirsiniz?

Büyükelçi olarak göreve başlamamın ardından Türkiye’deki ‘Uzak’doğu kavramının iş adamlarımızın zihninde kırılması için her fırsatta Çin’i ve ülkedeki fırsatları anlatıyorum. İş adamlarımızın Çin’den ne alabilirim değil, Çin’e ne satabilirim anlayışı ile pazara yaklaşması gerekiyor. Ticaret Bakanımız Ruhsar Pekcan, ‘Çin almak için uzak değilse, satmak için de uzak değil’ diyor, öncelikle iş insanlarımızın zihinlerinde Çin’e yönelik yaklaşımın değişmesi gerekiyor. Kuşak ve Yol Projesi (KYP) kapsamında yapılan yatırımlar ve bu projeye bağlı olarak gelişen sektörler girişimcilerimiz için büyük potansiyeller sunuyor. İnşaat, liman işletmeciliği, demiryolu taşımacılığı ve bağlı sektörleri sayabilirim. KYP hiç şüphesiz turizm alanındaki potansiyelimizin daha net olarak ortaya çıkması için de büyük fırsatlar sunacaktır.

Çin, ihracata dayalı büyüme modelinden ithalata da öncelik veren bir politikaya geçiyor. Bu politika değişikliği KYP’de ‘Orta Koridor’ olan Türkiye’nin önüne ne gibi yeni fırsatlar çıkarabilir?


Orta Koridor’un en önemli ayağı olan ve Demir İpek Yolu olarak da adlandırılan Bakü-Tiflis-Kars (BTK) Demiryolu Projesi, Ekim 2017’de hizmete girdi. Bu demiryolu sadece Türkiye ile Azerbaycan ve Gürcistan’ı birbirine bağlamamakta aynı zamanda Londra’dan kalkan bir trenin Pekin’e kesintisiz gidebilmesi için de gerekli altyapıyı sağlıyor. Başlangıçta 1 milyon yolcu ve 6.5 milyon ton yük taşıması öngörülen BTK Demiryolları, Çin ile Avrupa arasındaki kesintisiz ticaretin tesisinde yeni bir perspektif sunacak. Bu güzergahın 2034’te 3 milyon yolcu, 17 milyon ton yük taşıma kapasitesine ulaşacağı tahmin ediliyor. Orta Koridor, süre açısından da büyük avantajlar sağlayacaktır. Çin artık sadece ucuz iş gücüyle anılan bir ülke değil, aynı zamanda Ar-Ge ve teknoloji üretiminin de giderek arttığı bir merkez haline geliyor. Bunun yanında Çin’de harcanabilir geliri AB standartlarında olan 300 milyonun üzerinde orta ve üst gelir grubu ortaya çıktı. Gıda ürünlerinin yanı sıra tekstil ve konfeksiyon ile beyaz eşya gibi sektörlerde dünyada kendisini kanıtlamış Türk markaları için Çin’de önemli potansiyel olduğunu düşünüyorum.

2021’de iki ülke arasında diplomatik ilişki kurulmasının 50. yıldönümü kutlanacak. İşbirliğini daha ileriye taşımak için ne tür çalışmalar yapmayı planlıyorsunuz?

Bu tür tarihi yıldönümleri ülkeler arasındaki ikili ilişkilerin geliştirilmesi için muhtelif fırsatlar sunuyor. Yıldönümü kapsamında, karşılıklı ziyaretlerin gerçekleştirilmesi, iki ülkenin halklarını yakınlaştıracak kültür, turizm, sanat ve spor sahalarında ortak faaliyetlerin icra edilmesine, ticaret ve yatırım alanında karşılıklı etkinlikler düzenlenmesine yönelik kapsamlı bir çalışma yapıyoruz. Çin’de Yunus Emre Türk Kültür Merkezi açılması öncelikli gündem maddelerimizden bir tanesi. Bu alandaki yasal altyapıyı geçtiğimiz yıl tamamladık. Çin’de bir Türk-Çin Ticaret Odası’nın kurulmasına yönelik olarak gerekli girişimler iş insanlarımızın koordinasyonu vasıtasıyla yürütülüyor. Çin’deki diplomatik temsilciliklerimizle bu çabalara destek veriyoruz.

Girişimcilere 5 öneri

■ Tarihin sarkacı yeniden Asya’ya doğru kayıyor, yeniden yükselen Asya’yı yakından izleyin.

■ Çin’e yönelik eski yaklaşımınızı değiştirin. Bu pazara sadece almak için değil, ne satabilirim diye bakın

■ Çin’de harcanabilir geliri AB standartlarında olan 300 milyonun üzerindeki kesimin lüks Türk markalarını satabileceğinizi aklınızdan çıkarmayın.

■ Kanatlı eti, narenciye, nar, defne yaprağı, et ürünleri, elma, üzüm, kivi ve iç badem ihracatı başlamak üzere buna hazır olun.

■ Kuşak ve Yol’un inşaat, liman işletmeciliği, demiryolu taşımacılığı ve bunlara bağlı sektörlere çıkaracağı fırsatları mutlaka değerlendirin.

KEREM KOFTEOGLU




Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir