Kolonya ve parfüm sektörü şimdi yeni buluşların eşiğinde

KOLONYA deyip geçmeyelim! Gerçek kolonyalar içerdiği alkolün etkisiyle orta düzeyde güçlü bir dezenfektan aynı zamanda. Yeni araştırmalar, formül geliştirme ve eklemelerle antimikrobiyal etkinin olağanüstü yükseltilebileceğini gösteriyor.


Bir çok araştırmacı onun kozmetik niteliğini yitirmeden yeni tekniklerle yalnız bakterilere karşı değil; özellikle ‘Corona’ kaynaklı virüs çeşitlerine de etkili olabileceğini ortaya koyuyor.

Ancak, bir süre daha beklenmesi, yeni özellik ve sonuçlarıyla birlikte güçlü bir dezenfektan olarak tıp literatürüne girebilmesi gerek. Böylece, kozmetik dünyasında yarattığı koku ve ferahlık algısıyla ünlenmiş alkol tabanlı bu ürün serisi, kendinden beklenen yararların sınırlarını şimdiden genişletmeye aday.

Yaşamımızda önemli yeri olan kolonyanın ortaya çıkışı epeyce eski. 1700’lü yılların başından itibaren daha çok kozmetik ve içerdiği alkol nedeniyle el ve cilt temizliğinde çokça kullanılmış. Dezenfektan niteliği hiç de yabana atılmayacak bu ilginç sıvının bir diğer özelliği de içerdiği kokuların zenginliği, insanların sinir sistemini rahatlatıyor, burun yoluyla beynin pozitif algılama alanını genişletiyor. Derin rahatlama duygusu yaratmasıyla ünlü kolonyalar bugün de el ve cilt temizliğinde çokça kullanılıyor.

KÖLN’DEN PARİS’E MERAKLI SERÜVEN

Çoğu kişi bilmeyebilir; ilk kolonya 1710 yılında Almanya’nın Köln kentinde ortaya çıkmış. Latin kökenli dillerde kadim Köln kentinin bu ünlü ürüne isim olması sonucu adı tüm dünyada Fransızca vurgusuyla ‘Eue de Cologne’ (Kolonya suyu) haline gelmiş; yani şu bildiğimiz malum ‘kolonya’ sözcüğü… Böylece, bugün her yerde ve ortamda böyle tanınıyor ve tanınmaya da devam ediyor. Yakın geçmişte yapılan bir araştırmaya göre içerik, koku ve alkol derecelerine göre kolonya çeşitlerinin yüzlerce adedi bulduğu da belgelenmiş.

Sürecin oldukça meraklı bir serüveni var: 1709 tarihinin ortalarında ‘Jean B. Farina’ adlı Floransalı bir kuaför o yılların yükselen yıldızı ve kültür zengini Almanya’nın Köln Kenti’ne geliyor. Henüz tarihte ‘Yedi Yıl Savaşları’ olarak anılan kara ve denizlerdeki hükümranlığı bahane edip 1. Dünya Savaşı’na kadar uzanan çatışmalar serisi başlamamış. Ticari ve askeri rekabete rağmen sivil dünyada buluşlar ardı ardına gelmiş ve gelmeye de devam etmiş.

Buluşçu kişiliğe sahip ‘Jean Farina’ Roma’da geliştirdiği alkol bazlı ürüne ‘Köln Sıvısı’ ya da ‘Köln Suyu’ adını vermiş. O tarihlerde Almanya’da bulunan Fransız ordusuna mensup askerlerin bu ürüne büyük ilgi göstermesiyle ürünün adı ‘Eue de Cologne’ (kolonya) tanımına dönüşmüş. Savaşa katılan Büyük Britanya, İsveç, Avusturya, hatta Rusya gibi ülkeler dahil olmak üzere ünü Avrupa’ya; dolaysıyla da tüm dünyaya görülmemiş bir hızla yayılmış. Kısa bir süre sonra da kolonya kozmetik dünyasının en önemli öğelerinden biri haline gelmiş.

SEKTÖRÜN GELİŞMESİNDE ROLÜ VAR

Hızla adını dünyaya duyuran ve zenginleşen ‘Jean Farina’nın kurduğu şirkete tüm aile üyeleri katılmış. Ailenin kimi üyeleri o sıralar parfümeri dünyasının merkezi haline gelen Paris’i tercih ederek hızla yeni buluş ve geliştirmelere imza atmışlar. 1860’lara gelindiğinde ise ‘Armand Roger’ ve ‘Charles Gallet’ adındaki iki girişimci bugün de ününü koruyan ‘Roger & Gallet’ markasıyla basit bir içeriği daha da spesifik hale getirerek kozmetik tabanlı özel ürün çeşitlemesini başarmışlar.


ilk başlarda ‘tuvalet kolonyası’ adıyla da meşhur olan çeşitler çeşitli yağ katkıları ve bitkisel kombinasyonlarla dünyanın en önemli kozmetik ürünlerinden biri olmuş; (Eau de Toilette). Öyle ki, parfüm dünyası alkol bazlı inceltilmiş yağlarla kombine edip bu sıra dışı kozmetik ürünleri inanılmaz fiyatlarla dünya pazarına sunmuşlar.

Bu iş cazip özellikleriyle ABD’ye kadar uzanmış ve önemli bir sektör haline gelmiş. Bugün kolonya, parfümeri ve spesifik kozmetik ürünleri çeşitli dallara ayrılarak milyarlarca dolarlık bir endüstri halinde. Kısacası, günümüzün dev kozmetik dünyasını, sıradan karşıladığımız şu bildik kolonya türleri ortaya oluşturmuş. Hızla evrimleşen sektör yeni buluş ve bilimsel gelişmelerle çok yönlü olarak bugün de yoluna devam ediyor.

KORONA YAYILIMINI FRENLEYEBİLİR

Son gelişmeler ise kolonya türünden bir bazın içine katılacak bazı inert dezenfektanlar, bitkisel ya da kimyasal orijinli katkılarla ‘Corona’ belasının bir ölçüde önüne geçilmesi yönünde. Araştırmalar hızla devam ediyor. Hiç ummadığımız bir gelişme sonucu soluma yoluyla bünyeye alınan bir karışımın ‘Corona’ yayılımına güçlü bir bariyer görevi sağlayabileceği konuşuluyor. Bu yeni nesil ürün artık basit bir kolonya değil, soluma yoluyla çeşitli korunma mekanizmalarını harekete geçiren olağanüstü bir buluş olacak. Temel ilke, ortam havasını zehirlemeden toplumsal bağışıklığa alışılmışın dışında çok yönlü ve nitelikli katkılar sunmak. Elbette ortaya konan tüm iddiaların bilimsel çevrelerde enine boyuna çok geniş bir şekilde tartışılması lazım.

Bu türden yeni bir ürün gurubunu aslında hedefe yönelmiş nitelikli bir koruyucu dezenfektan olarak da değerlendirmek mümkün. Cilde sürüldüğünde ve koklandığında virüslere karşı bir bariyer görevi yapması amaçlanıyor, içine eklenecek bazı bitkisel özütler hem kozmetik, hem de virüs kırıcı etkiler gösteriyor olabilir. Her şey özgün bilimsel araştırmalara bağlı.

Bu konuda ülkemize özgü bazı bitki çeşitlerinin rol alabileceğini de düşünülebiliriz. Kimi türleri yakından inceleyip değerlendirmekte yarar var.

Her şey araştırma ve geliştirmeye bağlı. Anadolu coğrafyasında nadir endemik bitkiler bu aşamada hızla gündeme gelebilir. Söz konusu bitkilerin birbirini güçlendirme potansiyeli ise oldukça ümit verici olabilir. Bu spesifik bitkilerin anti-virütik etkilerine ilişkin yapılan araştırmalara ilerideki yazılarımda kısaca değineceğimi ümit ediyorum.

NUR DEMÎROK




Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir