Müthiş bir girişimcilik örneği gösteren Arzum halka açılmaya hazırlanıyor

1930’LU yıllarda müthiş bir girişimcilik örneği göstererek Konya’da çok katlı bir mağazada başlayan Arzum un hikayesi buğun 40 ülkeye ihracat yapan ve Türkiye’nin önde gelen küçük ev aletleri markalarından biri olarak devam ediyor. Arzum’un bir üretim tesisi yok, kendisine özgü bir değer zinciri yaratarak üretim için teknik ve kalite yönünden gelişmiş olan fabrikalarla işbirliği yapıyor. Üretim için kaliteyi ve standartları belirliyor, inovasyonları geliştiriyor, uygulamada dış kaynak kullanıyor. Üretiminin yüzde 75’ini Türkiye’deki 21 fabrikada yaptırıyor. Böylece daha fazla tasarıma, inovasyona, Ar-Ge’ye, pazarlamaya ve markalaşmaya odaklanabiliyor. Üretim kalemleri içinde gıda hazırlama, blender, saç kurutma, saç şekillendirme, kişisel bakım ürünleri ve tost makineleri kategorilerinde sektör lideri konumunda. Ekosistemi lojistik hariç yaklaşık 4 bin 500 kişiden oluşuyor. Geçtiğimiz yıl 450 milyon TL ciro açıklayan Arzum son 12 yıldan beri her sene en az yüzde 20 büyüme hedefiyle yola çıkıyor. Aralık ayı içinde halka açılmaya hazırlanan Arzum’un Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kolbaşı ile halka arzı ve hedeflerini konuştuk…


Toplam cironuzun ne kadarı ihracattan oluşuyor ve nerelere ihracatınız var?

Toplam ciromuzun yüzde 15’i Arzum markalı olarak başta Almanya, Suudi Arabistan, Mısır olmak üzere 40 ülkeye yaptığımız ihracattan geliyor. Yurtdışı satışların yüzde 52’si AB ülkelerine yapılıyor. Almanya öncelikli olmak üzere AB en önemli hedef pazarımız. Doğuda ise en yakın coğrafya olan Ortadoğu Türk kahvesini yakından tanıyor. Bu noktada rahat diyalog kurabiliyoruz. Türkiye’ye de çok gelip gittikleri için Arzum’u biliyorlar ve ülkelerinde de markamızı tercih ediyorlar. Kuzey Afrika’da Mısır, Fas; Uzak Doğu’da Endonezya, Güney Kore, Çin, Avustralya da eksenimizde. 2009’da Hong Kong’da Asya Pasifik şirketimizi açtık. ABD’de satış için NFS belgemiz var. ABD’de NFS belgesine sahip tek Türk markasıyız. Yakın vadede Asya Pasifik Bölgesi’nde Okka ürünümüzün satışını geliştirmek istiyoruz.

Liderlik için özel bir stratejiniz var mı?

Tabii,üründe liderlik için tüketiciyi yakından dinleyip, onların şikayetlerini dikkate alarak inovasyonda farklılık yapıyoruz. Örneğin, ekmek kültürümüzde Vakfıkebir ekmeği var. Bu ekmek dilimini ortadan kesmeden kızartabilecek sürgülü ekmek makinasını dünyada bir tek biz geliştirdik.

Yine bir termos yaptık sağ tarafına sıcak su, sol tarafına çayın demini koyabiliyorsunuz. Bu ürüne Ruslar bayıldı. Bir tarafına votka, diğer tarafına portakal suyu koyarak kullanıyorlar. Şirket içinde bir Fikir Atölyemiz var. Bu atölyeye çalışanlarımız fikirlerini sunuyorlar ve hayata geçmesi durumunda beş yıl boyunca söz konusu ürünün karından yüzde 1.5 kar payı alıyorlar.

Yakında yeni bir ürün çıkaracak mısınız?

Evet, yılbaşında lahmacun makinamız çıkacak. Alt hamurunun yumuşamasını engelleyecek bir makine olacak. Ona göre ısı değerini ayarlamaya çalışıyoruz. Normal tost makinası büyüklüğünde olacak ve 4 kişilik bir lahmacunu rahatça yapacak.

Pandemide küçük ev aletlerinin kullanımı arttı. Sizde hangi ürünler öne çıktı?

Sağlıklı beslenmeye yönelik ürünler pandemi döneminde hızlı talep artışı gördü. Örneğin detoks içecekleri gibi sağlıklı içecekleri kolayca hazırlayabileceğiniz Shake’n Take kişisel blender’ımız çok talep gördü. Beslenme tedbirleri öne çıktı. Bir tek bizde olan elektrikli modern sefer tasımız Foodie’ye ilgi büyük. Ama en büyük talep artışını Panetti ekmek yapma makinemizde gözlemledik. Türk kahvesi markamız Arzum Okka ile filtre kahve makinelerimizin de satışı arttı. Berberlerin kapalı olması nedeniyle erkekler saç ve sakal şekillendirme ürünlerine yoğun talep gösterdi. Ducati by Arzum’daki satışların yükseldiğini gözlemledik. Kadın kişisel bakım ürünlerinde de artış oldu.

Neden halka açılıyorsunuz?

Arzum Türkiye’nin bir markası, pek çok ailenin evine girmiş, pazarda öncü bir konumu var ve bunu yıllardır istikrarla sürdürüyor, önünde de gerek yurtiçi, gerek yurtdışı pazarlarda pek çok fırsat var. Halka açılma bu markanın devamlılığı açısından her zaman vizyonumuzda olan bir konuydu. Bugüne kadar iki özel sermaye fonu ortağımız oldu. Altı kez özel sektör tahvili ihracı gerçekleştirdik. Kurumsal yatırımcılarımız da performansımızı yakından gözlemledi. Uyguladığımız kurumsal yönetim ilkeleri ve şeffaflığımız sayesinde kültürel olarak da halka açık bir şirket gibi yaşamayı kanıksadık. Geldiğimiz noktada yatırımcılarımızla buluşmak için doğru zamanda olduğumuza inanıyoruz.

Nisan 2008’den itibaren iki tane private equity ile azınlık hissemizi satarak ortak hale geldik. Biri 2008’deki Ashmore, diğeri 2013’de Ashmore hissesini alan Mediterra Capital Partners. Yüzde 51 hisse Kolbaşı Ailesi’ne ait. Yapı Kredi Yatırım tarafından Aralık ayı içinde halka arzın gerçekleştirilmesi planlanıyor. Halka arz oranı yüzde 41.31 olarak öngörülüyor. Ek satışla birlikte halka . ı arz oranı yüzde 47.51’e kadar çıkabilir. Arzum Türkiye’nin en sevilen markalarından biri. Bu yüzden ağırlıklı olarak yurtiçindeki yatırımcılara yönelik bir halka arz olmasını planlıyoruz.

Kolbaşı Ailesi hisse satacak mı?

Hayır, aile olarak yüzde 51 payımız var ve biz bunu bozmak istemiyoruz. Finansal yapımız güçlü. Markamıza güveniyoruz, ileriye dönük ciddi büyüme planlarımız var. Bu nedenle Kolbaşı Ailesi hisse satmayacak. Yani halka arz edilecek paylar özel sermaye fonuna ait. Halka arz tamamlandığında, bu ortağımız için çıkış olacak. Geldiğimiz noktada önümüzde iki seçenek vardı; halka açılmak veya hisseleri aile içinden birinin alması. Özel sermaye fonlarının ortalama 5-6 yıl içinde yatırım yaptıkları şirketten çıktıkları düşünüldüğünde, fonun hisselerini satması doğal. Fon, Arzum’a Aralık 2013 tarihinde yatırım yapmıştı.


Bu durumda halka arz geliri fona gidecek. Neden aile almadı?

Biz, kurumsal olarak şeffaflığa ve hesap bilirliğe inandığımız için şirketimizin borsaya açık olmasını tercih ediyoruz. Öte yandan aile olarak 2008’de fona satış yaptığımız zaman para aldık. 2013’de Ashmore hisselerini Medittera’ya satarken de aileye para girişi olmadı. Şimdi de fon, borsaya hissesini satacak, parayı da fon alacak. Yılda 3.5-4 milyon ürün satıyoruz. Bizce markamız için zamanlama doğru.

Birçok kurumda yönetici

Murat Kolbaşı, 1966’da İstanbul’da doğdu. 1987’de Marmara Üniversitesi İdari İlimler Fakültesi İşletme Bölümü’nü bitirdikten sonra 1988’de Arzum Elektrikli Ev Aletleri A.Ş.’de Satış ve İş Geliştirme Müdürü olarak iş yaşamına başladı. 2008’den beri Arzum’un Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Başkanlığı görevlerini yürütüyor. DEİK Yönetim Kurulu üyesi, DEİK Asya Pasifik İş Konseyleri Koordinatör Başkanı, İTO Meclisi, TÜSİAD, MÜSİAD, Türk Kahvesi ve Araştırmaları Derneği Yönetim Kurulu, TOBB Genç Girişimciler Üst Kurulu, Endeavor Etkin Girişimci Destekleme Derneği Danışma Kurulu, Zücder (Züccaciyeler Derneği] Yönetim Kurulu, TOBB Züccaciyeciler Meclisi Başkanı ve aynı zamanda TAİDER (Türk Aile İşletmeleri Derneği] Kurucu üyesi.

“Üçüncü kuşağa kapımız kapalı”

Üçüncü kuşağa kapımız kapalı diyen Kolbaşı Bu kapsamda çocuklarının da dahil olduğu 10 kişi bulunduğunu söylüyor. Kendisinin de dahil olduğu ikinci kuşakta şu an aileden üç kişi bulunduğunu ifade ederek “Yönetim kurulumuzdaki diğer iki kişi aileden değil. Şirket kurallarımıza göre üçüncü kuşağa kapımız kapalı. Biz onlara diyoruz ki, Arzum’a değil yetenekleriniz doğrultusunda mesleğinize odaklanın. Bizim alanımızda başarıyı yakalarsanız zaten yolumuz kesişir. Bugün yeri geliyor sektörde kendini kanıtlamış kişileri şirketime transfer ediyorum. Örneğin, finansta uluslararası bankalarda çalışıp, ayrılmış bir danışmanla 20 yıldır çalışıyoruz. Üçüncü kuşak da dışarda kendini belli konularda kanıtlarsa aramıza katılabilir. Ama Arzum onların başlangıç yeri değil ya da eğitimleri bitince burada işler onları beklemiyor. Aile ilişkileri ile işi birbirine karıştırmamak; olmazsa olmazımız. 22 yaşında babamı, 1999’da büyük amcamı, 2014’te ise küçük amcamı kaybettik. Üç erkek, dört kız yedi kuzeniz. Şirkette her babayı temsil eden bir çocuk yönetiminde yer alıyor. Şu anda yönetimde üç babayı temsilen üç kişiyiz. Babalarımız vefat ettiğinde, kendi annem dahil üç eltiyi haklarını da vererek şirket hissedarlığından çıkardık. Çünkü bir anne için evlat her şeyden önce gelir. Onlar yönetimde olurlarsa kurumsal yapıdan ve profesyonellikten uzaklaşırsınız.” açıklamasını yapıyor.

Otel kartları biriktiriyor

Seyahat etmeyi çok sevdiğini söyleyen Murat Kolbaşı pandemiden önce teknolojinin veya sanayinin içinde olduğu müzeleri gezmeyi alışkanlık edinmiş. En son Belgrad’da yer alan Nicola Tesla müzesini ziyaret eden Kolbaşı “Belgrad gibi kahve kokan şehir ve ülkelere gitmeyi çok seviyorum. Su ve kar kayağında bayağı iyiyim; her sene zaman ayırmaya çalışıyorum. Kaldığım tüm otellerin kapı kartlarını biriktiriyorum, tarih ve kalınan gün ekleyerek” diyor.

İDİL TARAKLI




Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir