Oyun Pazarında Oluşan Yeni Fikir ve Fırsatlar

OYUN sektöründeki milyarlarca dolarlık hacim, her yıl yeni fikirlerle büyümeye devam ediyor.


Aralarında genç neslin önderlik ettiği örneklerin bulunduğu pek çok proje, oyun sektörü içinde yer alan tüm tarafları etkisi altına almayı sürdürecek gibi görünüyor. Bu hafta pazarda yeni oluşan fırsatlara değineceğiz.

Yaklaşık iki yıl önceki bir yazımızda spor müsabakalarına dair geliştirilmiş bir arama motoru sisteminden bahsetmiş; bir benzerinin e-spor için de yapılmasının, hem kitleleri birbirine bağlama hem de sponsor firmaların kendilerini daha iyi tanıtabilmelerine imkân sunabileceğinden söz etmiştik. Aradan geçen iki yılda, yurt-dışından benzer nitelikte ama çok daha geliştirilmiş yazılımların yapılmaya başladığı çalışmalar olduğunu söylemenin vakti artık geldi.

YEMEKSEPETİ’NİN E-SPOR AYAĞI OLABİLİR Mİ?

2018’de 17 yaşında genç bir yazılımcı olan Scott Hiett, Edge isminde bir uygulama ve platform geliştirmeye başlıyor. Forbes’tan Mike Stubbs’ın haberinden öğrendiğimiz kadarıyla bu sistem geçtiğimiz yılsonunda yaklaşık 1.5 milyon dolarlık bir yatırım almış. Yatırım yapanlar arasında MasterCard’ın eski yöneticilerinden Robert Reeg de varmış. Adı geçen şirkette başta Nintendo’nun İngiltere’deki eski üst düzey yöneticilerinden David Yarnton olmak üzere pek çok mühendis ve tasarımcı yer alıyor. Yapay zekâ sistemleriyle donatılmış uygulama, hem ödeme sistemleri hem de takipçiler üzerine oldukça detaylı olarak kurgulanmış bir analiz yazılımı. Temel anlamda otomasyon sistemi şeklinde çalışıyor. Hem e-sporculara hem de yayın yapan oyunculara yönelik olan sistemde, çeşitli sosyal medya kampanyalarının yürütülmesi, takibi ve analizi gerçekleştiriliyor. Böylece kanaat önderi diye tabir ettiğimiz “influencer”ların daha etkin biçimde çalışmalarını sürdürmeleri sağlanıyor.

oyun pazari

Şimdi biraz geriye yaslanıp pencereyi genişletelim. Bu türden çok sayıda örnek yazılımın halihazırda çeşitli halkla ilişkiler ajanslarınca kullanıldığını biliyoruz. Yurtdışında, sadece bu işe odaklanmış binlerce kişi var. Ama tarafların tek bir çatı altında yer almalarını sağlayacak uluslararası bir çalışmaya henüz rastlamış değiliz. Belki Edge bunu yapar. Devamında ne olacağını göreceğiz. Bu arada elimizdeki imkanlarla bu alanı izlememiz önemli bir fırsat sunabilir, örneğin, Yemeksepeti’nin benzeri olan uygulama ile Türkiye çapında turnuvaların düzenlenebileceği ya da oyuncuların birbirlerini bulabilecekleri, hem de benzer sosyal medya çalışmalarını koordineli kullanabilecekleri çalışmalar yapılamaz mı? Doğrudan yemek sektörü üzerinden sunulan kampanyaların yanında, sektörü armada olarak yönlendirmek çok önemli olacaktır düşüncesindeyim.

Yıllar önce söylediğim şeyi tekrarlamak istiyorum: Arama motorunun çalışma prensibini, sosyal medya ve ödeme sistemleriyle birleştirenler, e-spor pazarının küresel çapta bir sonraki kaptanı olacak gibi duruyor. Uluslararası kişi ve kurumlar nezdinde, özellikle bu tür alanlarda sessiz ama derinden gelen bir çalışma yürütülüyor. Sanırım bu noktada önemli olan, bir sonraki yeniliği, potansiyeli, dışarıda yapılan çalışmaları okuyarak doğru tahmin yürütebilmek.

ANAHTAR NOKTA, YAZILIM

Steve Jobs’un, videosu milyonlarca kişi tarafından, defalarca kez izlenmiş olan 2007 tarihli iPhone lansman konuşmasında bir bölüm vardır. Jobs, Turing ödüllü, dünyaca ünlü bilgisayar bilimcisi Alan Kay’in bir sözünü ekrana yansıtır. Söz şöyledir: “Kim yazılım konusunda gerçekten ciddiyse, kendi donanımını da yapmalıdır.” Türkiye bunu hava araçları ve ağır sanayi özelinde çeşitli yöntemlerle son yıllarda güçlendirerek yapmaya çalışıyor. Ama yazılım tarafında, sosyal yaşamın içinde de benzer çabaları adapte etmeliyiz. Yaani.com, BİP ve YaaY gibi çalışmalarla bir yol alınma gayreti gösteriliyor. Türk Telekom ve Turkcell’in çabalarını görmezden gelemeyiz belki ama ya diğer yatırımcılar? Sosyal ağ kullanımından bağımsız sahalarda da durum çok farklı değil. Oyun sektöründe bile durum benzer nitelikte.

Bu haftaki yazımızı, ilgili endişeyi şu örnekle cevaplayarak bitirelim: NASA’nın 18 Şubat’ta Mars’a indirdiği aracın eş zamanlı simülasyonu, oyun teknolojilerindeki geliştirme süreçlerinden faydalanan üç boyut sistemleri kullanıyor. Belki eş zamanlı olarak aracın inişini göremedik. Ama üç boyutlu simülasyon üzerinde, sürecin nasıl işlediğini ve hangi aşamaların kaydedildiğini an be an izledik. Bunu sağlayan sistem, oyun sektörünün bugün milyarlarca dolarlık bir pazara dönüşmesini sağlayan yapı ile aynı.

Geleneksel güç kendini adapte ediyor

AĞIRLIĞI geleneksel sporların yansıması olan oyunların birincil üreticilerinden olan Electronic Arts Sports, Statista’nın Mart 2021 için yayınladığı raporda, 37 milyar doları aşan büyüklüğüyle dünya genelinde üçüncü sıraya yerleşmiş durumda. Aynı raporda, kullanıcı sayısı yüz milyonları aşan Roblox isimli oyun geliştiricisinin de borsa işlemlerine başladığını ve Electronic Arts Sports’u oldukça yakın bir değerle yakaladığını görüyoruz. Ama durum sizi yanıltmasın. Geleneksel sporların, sayısal ortamdaki karşılığı hali hazırda yükselişini sürdürüyor, öte yandan, sektörü besleyen teknik ilerlemeler, geleneksel spor kulüplerini de bu gelişmeden faydalanmaya yöneltiyor.

HERKESİN GÖZÜ SANAL GERÇEKLİKTE

Sanal ve artırılmış gerçeklik uygulamalarının mevcut pazardaki yansımaları ikiye ayrılıyor. Bu anlamda ya matematiksel modelle-meye dayalı üç boyutlu tasarımlar ya da hem eş zamanlı hem de daha önce kaydedilmiş olabilen gerçek fotoğraf-video örnekleri karşımıza çıkıyor, ikisinin de yaygın olarak kullanıldığı alanlar var. Bilgisayar oyunları, bazı örneklerini geçtiğimiz hafta da değindiğimiz gibi, genellikle üç boyutlu tasarım süreçleri üzerine yapılandırılmış teknik gerçeklik mekaniklerini kullanıyorlar. Gezi-seyahat, korku filmi ambiyansı gibi birbirinden çok uzakta yer alan eğlence faktörlerindeyse durum farklı. Bunlarda ya da bunlara benzer ortamlarda, genellikle fotoğraf ve video tabanlı 360 dereceli panoramik görsellere sahip gerçeklik uygulamalarının kullanıldığını görüyoruz. Bu tür unsurlarda, eğer eş zamanlı robotik sistemlere adapte bir yapı kullanılmıyorsa, etkileşim kısıtlı oluyor.


Diğer yandan, geleneksel sporlar, bu teknolojiyi yüksek etkileşimli biçimde ölçüm mekanizmasına kavuşturmanın yolunu buldu bile. Kuruluş tarihçesi 2014’e uzanan ve Stanford Amerikan futbol takımı yardımcı koçu Derek Belch’in önderliğinde çalışmalarına başlayan STRIVR, alanında en önemli yapılardan birini sunuyor. Oldukça uzun bir süredir, gerek ABD’deki Ulusal Futbol Ligi (NFL) olsun, gerek Almanya’nın Alman Futbol Birliği (DFB) olsun dünyanın pek çok ülkesi bu yapıyı ya denedi ya deniyor. Gözlük, kumanda ve benzeri kontrolörlerle bir yandan antrenman amacıyla oyuncunun gelişmesi izlenirken, diğer yandan oyuncunun ne gibi ölçülebilir çıktılar verdiği anlamlandırılmaya çalışılıyor.

Buraya kadar olan kısımda oyunun biraz daha uzak, dolaylı etkisini gördük. Araştırmaya devam ettiğimizde, Tayvan’daki Ulusal Cheng Kung Üniversitesi’nde de bu sefer hem bahse konu sisteme benzer hem de bilgisayar oyunlarından doğrudan faydalanan sistemler üzerine çalışıldığını görüyoruz. Wan-Lun Tsai ve Min-Chun Hu tarafından yapılan uygulamada, oyuncuların basketbol üzerinden, doğru pas, koşu, savunma-hücum taktikleri gibi karar alma mekaniklerini geliştirici bir sistem inşa ettikleri görülüyor.

Peki, bunlar gerçekten işe yarıyor mu diye sorabilirsiniz. Bu ve benzeri konularda onlarca yıldır pek çok kuruluş çalışma yürütüyor. Fiziki aparatlara artan ilgi, maliyetlerde de düşüşe yol açtığından, araştırma süreçlerinin daha kolay ilerlediği varsayılıyor. Örneğin, arama motorlarında “Wii-Hab” kavramını aratırsanız, Nintendo’nun Wii konsoluna ait, onlarca fizyoloji ve psikoloji odaklı alan araştırması yapıldığını görebilirsiniz. Spor aktivitelerinde daha nasıl işlevsel kullanılabileceği hususuna yönelik ilgi artışı var. Elde edilen önemli büyüklükte bir bilgi havuzu oluşmuş durumda. Bunları ve bunlar çevresinde oluşan yeni tekniklerin kullanımının bizim spor kulüplerimize de nasip olmasını dileyelim.

YERLİ TURNUVALAR GİDEREK BÜYÜYOR

Bizim spor kulüplerinden söz etmişken, yerli turnuvaları da atlamak olmaz. Özellikle futbol kulüplerinin yer aldığı çok sayıda turnuva mevcut. Bunlardan bir tanesi 12 Nisan’da başlayacak olan InGame Group’un Zula oyununa ait. Yüzlerce oyuncunun yarışacağı oyunun 40 bin TL’lik ödül havuzu var. Kulüpler bahse konu ileri teknolojileri kendi bünyelerinde kullanmaktansa, onların yer aldığı alanlarda isimlerine yer verdirmeyi tercih ediyor. Böylece, bu tipteki, gençleri kapsayıcı nitelikte olup saha dışına itmeyen turnuvalar önem kazanıyor.

E-spora dair diğer bir haber de TESFED’e ait. Birinci kademe yardımcı antrenör kursları geçtiğimiz haftalarda tamamlandı. Teknolojiye katkı anlamında hem geliştiriciler ve karar alıcılar, hem de oyuncu kitlesi üzerine düşeni yapıyor. Ama büyük kulüpler de elini taşın altına koymalı. Futbola milyonlarca dolar ayıran kulüplerimiz, genç neslin yüksek ilgi gösterdiği oyun sektörüne yönelimini kuvvet-lendirse, bu emeklerin karşılığını daha çok göreceğiz.

Güzel bir hafta geçirmenizi dilerim…

Dr. Ali Efe İralı





Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.