Üç kuzenin başarılı girişimcilik hikayeleri

TÜRKİYE’DE dericilik sektörünün geçmişi oldukça eski. İstanbul, Uşak, Denizli Bursa gibi illerde işlenen deriler ayakkabı, çanta, giysiye dönüşür. İstanbul’da 1992’ye kadar Zeytinburnu Kazlıçcşme’de faaliyet gösteren dericiler o tarihten bu yana modern bir yer olan Tuzla Deri Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteriyorlar. Sektörün en eski firmalarından biri olan Uyguner Deri de burada. 85 yıllık geçmişe sahip olan Uyguner Deri Sanayi ve Uyguner Deri Pazarlama, şimdi üçüncü kuşak tarafından yönetiliyor. Şirketin yönetiminde üç kuzen yer alıyor. Burak Uyguner, Uyguner Deri Pazarlama’nın Yönetim Kurulu Başkanlığının yanı sıra sektörü temsil eden dernek ve birliklerde de aktif rol alıyor. Aile şirketi olmasına rağmen işe en dipten başlamış. 1993’te üniversite eğitimini tamamlar tamamlamaz aileye ait tabakhanede işçi olarak çalışmaya başlamış. Bugün ise şirketin kaptan köşkünde, hem sektör hem de şirketi için yoğun mesai harcıyor. Uyguner, sosyal mesafe kurallarına uyarak yaptığımız röportajda hem sektörü değerlendirdi hem de Uyguner Deri’nin gelecek planlarını anlattı…

Şirketinizin kuruluşu nasıl gerçekleşmiş?

Biz muhacir bir aileyiz. Önce Kırım’dan Varna’ya göçmüşüz. Büyükbabam ve büyükannem 1933’te Türkiye’ye geliyorlar. Zorunlu göç değil. Oradaki mal ve mülklerini satarak İstanbul’a göçüyorlar. O dönemde ABD vizesi çıkmış olmasına rağmen İstanbul’u tercih ediyorlar. Büyükbabamın yolu Zeytinburnu Kazlıçeşme’ye düşüyor ve derici oluyor. Dedem çok çalışkan bir adammış. Babamı ve amcamı da derici olarak yetiştirmiş. Babam vc amcam da bizleri yetiştirdi. Kendimi bildim bileli dericilik yapıyorum. 1971 İstanbul doğumluyum. Ortaokul ve liseyi İstanbul Erkek Lisesi’nde okudum. Yüksek lisans eğitimimi İsviçre’de işletme pazarlama alanında yaptım. 1993’te üniversite biter bitmez tabakhanede işçi olarak çalışmaya başladım. İşi sevdim. İnsan işini sevmezse yapamaz. Ben hayatta son günüm de olsa işimi kovalarım. Sanayicilik böyle bir şey. Büyüklerimiz de her gün işe giden insanlardı. Babam ben işlerin içine girdikçe bıraktı. Şu anda 79 yaşında. Bize fikirleriyle her zaman destek oluyor.

Uyguner Deri

Bugün hangi noktadasınız?

Biz bir aile şirketiyiz. Sektöre 1935’te adım atmışız. Uyguner Deri Sanayi ve Ticaret A.Ş, 1935’de kurulmuş. Uyguner Deri Pazarlama ve Ticaret A.Ş. unvanlı şirketin 2005’de kuruluşunu ben yaptım. Bizler iş başına gelene kadar klasik işler vardı. 1990’da kuzenim işe dahil oldu. Tuzla’da bir fabrikamız var. Bursa’ya da bir yatırım yaptık. îki tane tabakhanemiz var. 300 kişiye istihdam sağlıyoruz. Ben ağırlıklı olarak pazarlamaya odaklandım.

Şirketlerdeki ortaklık yapısı nasıl?

Dedem kuruluşu yapmış. Babam ve amcam büyütmüş. Şimdi üç kuzen şirketleri yönetiyoruz. Üçümüzün eşit hissesi var. Üç kuzenin şirketi diyebiliriz. Uyguner Deri Sanayi’nin başında halaoğlum Mehmet Ercûrnent Akdeniz var. Amcaoğlum Halil Altuğ Uyguner ve ben başkan yardımcısıyız. Uyguner Deri ve Pazarlama’nm Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı ben yapıyorum. Halil Altuğ Uyguner Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı. Şimdi çocuklarımız, yani dördüncü kuşak büyümeye başladı. Yavaş yavaş şirketlerde görev almaya başlıyorlar.

Uyguner Deri bugün ne üretiyor?

Uyguner Deri ilk kösele yaparak başladı. Şimdi hemen her yerde varız. Uçak döşemeliğinde koltuk yenileme yapan bir müşterimiz var. Türkmenistan Havayollarında birçok uçağın içini yaptık. THY uçaklarına bir iki kez deri yaptık. Uçaktaki deri dünyadaki en sert şartname. Uluslararası uçuş kurallarına uyması lazım. Derinin geç tutuşması lazım. Çıkarttığı duman da toksit olmayacak. Biz sonunda ürünü yaptık. Araba direksiyonu ve vites kolu da çok zor. Çok fazla testi bulunuyor. Hepsinin şartnamelerini yavaş yavaş yerine getiriyoruz. Biz doğrudan ürün yapmıyoruz. Uçak, yat, tren, otomobil derileri yapıyor, döşemelik deri üretiyoruz. Giysi, ayakkabı, saraciye derileri de… Nihai perakende ürünümüz yok. Bu alanda hizmet veren şirketler için deri üretiyoruz. Türkiye’ye daha fazla yatırımcı nasıl getiririz, daha fazla ayakkabı yaptırabilir miyiz derdindeyiz. Daha çok saraciye, katma değerli deriler yapabiliriz diye planlama yapıyoruz. Bizim artık bir misyonumuz var. Bu sektörün içindeysek kiracı gibi davrananlayız. Türkiye’de yapılan bir şeyi ithal ediyorsak bunun önüne geçmemiz lazım.

İhracat yapıyor musunuz?

Konfeksiyon, döşemelik, ayakkabılık, çantalık deri ihracatı yapıyoruz. 30’un üzerinde ülkeye bitmiş deri ihraç ediyoruz. AB, Uzakdoğu, Orta Asya ülkelerine Hindistan, Çin, Ukrayna ve Rusya’ya ihracatımız var. Bu yıl ihracatta biraz gerileme yaşanıyor. Her yıl ortalama 8-10 milyon dolar ihracat yapıyoruz.

Perakendede olacak mısınız?

Bu işten kazandığım parayı bu işe yatırıyoruz. İşlerin geleceğini yaşayıp göreceğiz. Ben bitmiş deri satıyorum. Bizim ürünlerimiz konfeksiyon, döşemelik ve ayakkabıya hazır ürünler. İstanbul’da üç tane, İzmir ve Gaziantep’te birer tane showroom’umuz var. Bize gelen müşteri istediği ürünü stokta anında bulabiliyor. Nihai ürün üretip perakendeye girmeyi hiç düşünmedik. Planlarımız arasında perakende mağaza açmak yok.

Yeni bir yatırım planınız var mı?

Yeni yatırımımız deriyi daha iyi değerlendirebilmek ve ithal edilen bir ürünü Türkiye’de üretmek üzerine olacak. Türkiye’de helal jelatin işinde çok yol alındı. Şu anda bu alanda üç firma var. Müslüman ülkelere çok ciddi miktarda ihracat var. Hayvanın her noktası başka kıymetli. Mezbaha atıkları bile çok önemli. Yeni yatırımımız bu açıdan önemli. Gıda üzerine bir yatırım ama deriyle ilgili. Balıkesir Gönen’deki yatırımımızda Servet, Serhat ve Ali Başyiğit kardeşler de ortaklar. Yatırımı birlikte yapıyoruz. Gönen’e gidip, 22 bin metrekarelik bir arsa aldık. Üzerinde hazır binası var. 5.5-6 milyon dolarlık bir yatırım yapma hedefindeyiz. Jelatin iki şeyden yapılabilir. Hayvan kemiğinden ve hayvan derilerinin alt yarmasından. En çok yumuşak şekerlemelerde kullanılıyor. Yüzde 98 protein var. Besleyici. Kolajen ise kozmetik sanayi, güzellik, ilaç ile ilgili kullanılıyor. Salam, sucuk ve sosis kılıfları en büyük pazar. Türkiye bu alanda çok fazla ithalat yapıyor, inşallah bunun önü kapanacak. ihracata geçilecek.


Bazı ünlü markalar konkordato ilan etti. Ayakkabı tarafında ciddi sıkıntılı bir dönem yaşanıyor. Büyüme iyi yönetilemedi. Sermaye güçlerinin üzerinde mağazalar açıldı. Hızlı büyüme oldu. Markaların konkordato kararları birçok tedarikçiyi zora soktu. Türkiye’de çok sayıda ayakkabı firması yok oldu. Bir kısım markalar globalde de yok olacak.

Gümrük vergilerinin artması sektöre nasıl yansıdı?

Gümrük vergilerinde artışın faydası oldu. Belli bir süre için bu vergilerin kalması doğru. Zor dönemlerde yerli üretimin korunması lazım. Bu açıdan gümrük vergilerindeki artışlar yerinde.

Sektörün temsilcisi

Burak Uyguner, deri ile yatıp deri ile kalkan bir iş insanı. Sadece kendi işiyle meşgul değil; aynı zamanda sektörü temsil eden dernek ve birliklerde de aktif rol alıyor. Türkiye’nin en eski meslek örgütlerinden Türkiye Deri Sanayicileri Derneği’nin başkanlığını yapıyor. Türkiye Deri Sanayi İşverenleri Sendikası Başkanlığı da onda. Aynı zamanda Türkiye İşverenSendikaları Konfederasyonu Yönetim Kurulu Üyesi. İstanbul Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği’nde de Yönetim Kurulu Üyesi.

Ham derinin yarısı ithal

Kurban bayramı bizim için çok önemli. Türkiye’deki tabakhaneler büyükbaş olarak yılda 6.5 milyonla 7 milyon arası hayvan derisi işliyorlar. Kurban dahil yılda 3.5 milyon hayvan kesiliyor. Yarısı yurtdışından geliyor. Bu çok da kötü bir şey değil. İstihdam sağlayan bir hammadde. 3.5 milyonun 1 milyonu kurbanda kesiliyor. Kurban derileri ekonomiye 300 milyon TL katkı sağlıyor. Yüzümdeki hatalardan ve kötü saklama koşullarından dolayı sorunlar yaşanıyor. İnsanlar bunu üç günde yapmak zorunda ve 1 milyon hayvanı üç günde sorunsuz halletmek zor. Bu konuda çok mücadele ediyoruz. Pandemi döneminde insanlar yemek aldı ama ayakkabı almadı.

O yüzden dünyanın birçok yerinde ürünler gömülüyor. Tabakhaneler düzgünse işliyor. Gömmek yerine derinin kullanılması gerekiyor.

 

İDRİZ ÇOKAL





Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.