Kendi İşini Kuracaklara 50 İş Fikri Önerisi

FEİJOA
Sanayide de kullanılıyor

Anavatanı Güney Amerika olan feijoa bitkisi Brezilya, Paraguay, Uruguay ve Arjantin’in kuzeyinde doğal olarak yetişiyor. Amerika, Yeni Zelanda İsrail ve İtalya’da önemli bir ticari değere sahip. Meyve olarak tüketilen feijoa, sanayide de oldukça geniş bir kullanım alanı buluyor.


Bazı ülkelerde marmelat, reçel, dondurma ve meyve suyu yapımında kullanılıyor.

Feijoa, deniz seviyesinden 600-700 metre yükseklikteki yerlerde dahi yetişebiliyor. 3-4 metre boylarında ve çalı biçiminde olan bitkinin ömrü 60 yıla kadar çıkabiliyor. Bir dekar alana 110 feijoa bitkisi dikilebiliyor. Bitkinin verimi, ağaç başına 600-1800 kg arasında değişiyor.

KAPARI
Yetiştirmek çok kolay

Bol miktarda vitamin ve protein barındıran kapari; turşu, salata, pizza üstü ve balık yanında garnitür olarak tüketiliyor. Ayrıca kozmetik, boya ve ilaç sanayiinde kullanılan kaparinin yurtdışma ihracı genellikle salamura şeklinde yapılıyor. Peki bu işe nasıl gireceksiniz? Ka-padokya Aşçı Murat Kapari Araştırma Geliştirme ve Gıda Üretim Merkezi, bu konuda girişimcilere her türlü yardımda bulunuyor. Burdurlu girişimci Murat Mıhladız tarafından kurulan bu merkezin ihraç ettiği kapariler Avrupa’da yoğun ilgi görüyor.

Mıhladız, kaparilerini ‘Kapadokya Aşçı Murat’ markasıyla Almanya, İspanya ve İtalya’ya ihraç ediyor. Kaparinin her türlü arazi şartlarına uyan ve kolay yetişen bir bitki olduğuna dikkat çeken Mıhladız, Güneydoğu Anadolu, Ege ve Akdeniz bölgelerinde kapari yetiştirecek üreticiler arıyor.

WASABİ
Dış pazarların gözbebeği

Bir tür Japon turpu olan wasabinin kökü ve yaprakları ayrı ayrı değerlendiriliyor. Yurtdışında inanılmaz ilgi gören wasabiyi üretenlerin sayısı çok az. Bu nedenle çok yüksek fiyata alıcı bulabiliyor. Tüm dünyada karlı bir yatırım olarak dikkatleri üzerine çekmeyi başaran bu bitki Türkiye’de henüz yaygınlaşmadı. Ancak Antalya’da bazı girişimciler wasabi yetiştirmek için önemli adımlar atıyor. Sulak alanlarda yetişen wasabi, aynı zamanda tarlalarda da yetişiyor. Ancak tarlada yetişen wasabinin kalitesi biraz düşüyor. Daha kaliteli bir üretim için bitkinin nehir yatakları gibi bölgelerde yetiştirilmesi öneriliyor. Kendi tohumlarından üretilen vvasabi 18 ay ile 3 yıl arasında ürün vermeye başlıyor. Hem kökü hem de yaprakları ayrı ayrı değerlendirilen bu bitkinin toprağın içindeki kök kısmı acı bir aromaya sahip.

YOSUN ÇİFTLİĞİ
Chloreila üretin!..

Bir tür tatlı su yosunu türü olan chloreila, dış pazarlarda yüksek fiyattan alıcı bulabiliyor. Bir yosun çiftliği kurarak siz de chloreila yetiştirebilirsiniz… Chloreila şu anda tablet, toz ya da sıvı ekstraktlar şeklinde tüketiliyor. İhracatçı birlikleriyle irtibat kurarak, ürünlerinizi alıcı şirketlere pazarlayabilirsiniz. İç pazarda ise ürünler halen ithal ediliyor. Yani üreticiler için iç pazarda büyük bir boşluk olduğu söylenebilir.

Öncelikle seçilecek bölgenin çok önemli olduğunu belirtelim. Çünkü chlorella’mn gelişimi için yoğun güneş ışığına ihtiyaç duyuluyor. Bundan dolayı Türkiye’de chlorella’mn ticari üretimi düşünüldüğünde, güneş ışığının bol olduğu Ege ve Akdeniz bölgeleri akla geliyor.

Şimdi gelelim su yosunu çiftliği kurmak için gerekenlere. Öncelikle işletme binası ve bir laboratuar gerekiyor. Ayrıca kapalı üretim için bir sera kurulması şart. Bu seranın 600 metrekare büyüklüğe sahip olması gerekiyor. Dış ortamda üretim için “yoğun üretim havuzları” kurulması gerekiyor. Bu havuzların büyüklüğü ise en az 200 metrekare olması gerekiyor. Son olarak da ürün hasadı için hasat malzemeleri gerekiyor. İşte tüm bunlar göz önüne alındığında, bir yosun çiftliğinin kuruluş maliyeti 50 ile 100 bin TL arasında değişiyor.

ŞAKAYIK-DİKENSİZ GÜL
Verimsiz araziler için gelir kaynağı

Otsu ve odunsu formu olan şakayık, dünyanın birçok ülkesinde kesme çiçekçiliğin en popüler bitkilerinden biri. Şakayık kesme, saksı ve bahçe çiçeği olarak kullanımı yanında; kökleri tıbbi amaçlı, çiçek petalleri ve polenleri ise boya sanayimde kullanılıyor. Başta ABD olmak üzere Avrupa’nın hemen hemen bütün ülkelerinde kesme çiçek olarak üretiliyor. Türkiye’de de ilk zamanlar doğal formu toplanıp ihraç edilirken ‘ artık yetiştiriciliği yapılıyor. Şakayıklar genellikle yumru kökleri ile,nadiren de tohum ve çelikleri, ayrıca doku kültürü, özellikle polen kültürü ile de çoğaltılıyor. Şakayıklar bahçede 20 yıldan daha uzun süre, gençleştirme ya da ayırmaya ihtiyaç duymadan ekonomik ömürlerini sürdürürler. Ayırma işlemi gerekiyorsa, eylül-ekim aylarında dikkatlice sökülerek çıkarılan bitkinin köklerindeki topraklar silkelenerek dökülür; sora yıkanarak sağlıksız kökler atılır. En ideal dikim zamanı eylül başından ekim ortası. Şakayık verimsiz arazilerin değerlendirilmesi ve gelir seviyesi düşük orman köylüleri için yeni bir gelir kaynağı olabilir.

MADYA TURŞUSU
İşlenmiş balıklara alternatif yeni bir ürün

Kabuklu bir deniz canlısı olan madya’nın tüketimi özellikle Fransa, İspanya ve Portekiz’de yaygın. Taze veya donmuş şekilde tüketiciye sunuluyor. Türkiye’de ise sadece balık yemi olarak kullanılıyor. Yani henüz sofralarımızda yerini almamış. Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’nden Arzu Burcu Yavuz ve Berna Kılınç, madyanın Türkiye’de de yiyecek olarak değerlendirilmesi için bir proje hazırlamışlar. Buna göre trol ve uzatma ağlarına bolca yakalanan madya türleri balıkçılardan temin edilip marinat teknolojisiyle işlenecek. Tür ayrımı yapılan madyalar, 85 derecede 2.5 saat pişirildikten sonra iki gruba ayrılarak yüzde 7 üzüm sirkesi, yüzde 4 tuz, yüzde 7 limon tuzu ve yüzde 4 tuz içerisinde 24 saat olgunlaştırılacak. Sonra her grup ayrı ayrı yüzde 2 limon tuzu ve yüzde 4 tuz içeren domates sosunda cam kavanozlarda paketlenip tüketime hazır hale getirilecek. Madya etlerinin tüketime hazır hale gelmesi için gerekli süre 2 gün. 500 adet kavanozun üretim maliyeti 400 TL olarak hesaplanmış.

Arzu Burcu, “Bu çalışmayla su ürünleri yelpazesinin gelişimine katkı sağlamayı amaçlıyoruz. Madya türleri her dönemde bulunabiliyor. Bu işi yapacaklar hammadde sıkıntısı yaşamayacak” diyor. Yapılan bu çalışma ile işlenmiş balık ürünlerine alternatif bir ürün geliştirilmiş.


GÜL AROMALI ZEYTİNYAĞI
Zeytinyağında fark yatarın

Bu projeyle farklı lezzetlere sahip, fonksiyonel ve duyusal özellikleri değişmiş, gül aromalı zeytinyağı üretimi hedefleniyor. Süleyman Demirel Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölü-mü’nden bir grup akademisyen tarafından yapılan çalışma, zeytinyağına yeni bir aroma kazandırmayı amaçlıyor. Bu doğrultuda öncelikle kırma, yoğurma ve dekantasyon gibi fiziksel işlemlerde zeytin hamuruna öğütülmüş gül taç yaprakları (1 mm çapta) ilave edilecek. Flamura eklenen gül yapraklarının bileşiminde bulunan uçucu yağ ve fenolik madde bileşiklerinin yoğurma esnasında zeytinyağına geçişiyle son ürün kalite parametreleri ve duyusal özellikleri üzerinde olumlu etkiler göstereceği düşünülüyor. Aynı zamanda gül yaprağının bünyesinde bulunan yapısal liflerin yoğurma işlemi sırasında yağ globüllerinin bir araya gelmesine katkıda bulunacağı ve yağın yapı dışına çıkmasını kolaylaştıran kanallar oluşturacağı hesaplanıyor. Ayrıca çevre açısından problem yaratan ve “kara su” olarak adlandırılan atık suyun gül yaprağındaki lifler tarafından tutularak pirinada kalmasıyla yağ-su glo-bülleri arasında emülsiyon oluşumu minimuma indirilerek yağ veriminin artırılabileceği öngörülüyor. Projenin tahmini bütçesi 5 bin TL.

DİYET ZEYTİNİ
Yeni bir fermantasyon yöntemi

Sofralık zeytinlerin tüketime hazır hale gelebilmesi için bazı işlemlerden geçmesi gerekiyor. Genelde tuz veya kostikle tatlandırılıp fermantasyon yapılıyor. Fermante edilirken uygulanan yöntemlerin tamamında koruyucu olarak büyük miktarda sofra tuzu kullanılıyor.

İşte bu tuz yüzünden son dönemlerde pek çok insanın zeytin tüketimini azalttığı görülüyor.

İşte bu gerçekten yola çı- jf kan girişimci Flasan Fırıncı, “ tuzsuz ya da az tuzlu zeytin üretimi için yeni bir fermantasyon tankı ve yöntemi geliştirmiş. Bu sistemde zeytinler basınçlı suyla yıkanıyor. Sonra vantilatörle fazla su uzaklaştırılıyor. Koruyucu olarak tuz yerine karbondioksit (C02) gazının koruyucu özelliklerinden yararlanılıyor. Zeytinler hiç tuz kullanmadan tanka konuyor. Az tuzlu zeytin üretimi içinse tuz, tanka koyulan zeytin tanelerinin et, çekirdek oranı dikkate alınarak ekleniyor.

KEÇİBOYNUZLU ÇİKOLATA
Meraklısı çok

Erciyes Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü’nden Funda Akçadağ, keçiboynuzu (harnup) unu içerikli çikolata üretimi için sıra dışı bir proje geliştirmiş. Akçadağ, “Harnup unu kafein içermiyor. Tat açısından kakaoya çok benziyor. Doğal şeker içeriği, düşük kalorisi, kolesterol bulundurmaması ve ucuz olması da kakaonun kullanıldığı tüm alanlarda ikame edileceğini gösteriyor” diyor. Söz konusu projede harnup unu, Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği’nde izin verilen katkı ve aroma maddeleri ile diğer gıda bileşenlerinin ilavesiyle çikolata üretim tekniğine uygun şekilde hazırlanmış.

ASANSÖRLER İÇİNE HAVA YASTIĞI
Güvenli asansörler

Son yıllarda asansör kazaları hızla arttı. İşte bu gerçekten yola çıkan Gaziantep Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Nazan Ka-labek, asansörler için hava yastığı geliştirdi. Bu proje ile tipti otomobillerdeki gibi tekstil tabanlı bir koruma yastığı üretilecek.

Projenin tamamlanması için 50 bin TL’lik yatırıma ihtiyaç var.

YENİ NESİL AFET ÇADIRI
isi ve ses yalıtım özelliği var

Ege Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Nida Oğlakcıoğlu ve ekibi, yeni nesil bir afet çadırı geliştirdi. Bu projede aerojel özellikli içyapı ve alüminyum bazlı kumaş dış yapı ile oluşturulacak paneller yeni nesil çadırın temelini oluşturacak. Basit bir iskelet sisteminin desteklediği çadır sahip olduğu hafiflik ve üstün ses-ısı yalıtım özelliğiyle dikkat çekiyor. Aynı zamanda alev almazlık, kolay nakliye ve depolama özelliklerine sahip. Güçlü avantajlara sahip çadırın üretimi için 45 bin TL’lik yatırım gerekiyor.

ORTOPEDİK TABANLI ÇORAP
Yenilikçi bir fikir

Babet ayakkabıların ayak tabanında aşırı yüklenmeye ve dolayısıyla ayak ağrılarına ve ayak yorgunluğuna neden olduğu belirtiliyor. Ortopedik ayak tabanlıkları hacimli yapıları nedeniyle babetlerle kullanılmıyor. İşte bu sorunlara kökten bir çözüm sunan Ege Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ziynet Öndoğan ve ekibi babet çorabı geliştirdi. Bu çorabın ayak tabanındaki ortopedik bölgeler silikon ile desteklenecek ve böylece ayak ağrılarının giderilmesine katkı sağlanırken ürünün çorap görüntüsü korunmuş olacak. Proje bütçesi 117 bin TL.




Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir