Küçük ama potansiyeli çok yüksek pazarlar

PANDEMİYLE birlikte Türk ürünlerine talebin arttığı bu dönemde Türkiye’ye dünyanın hemen her yerinden talep geliyor. Türk ihracatçısının bugüne kadar fazla önem vermediği Baltık ülkeleri de son dönemde gerek ihracatçıların gerekse Dış Ekonomik ilişkiler Kurulu’nun (DEÎK) gündemine girmiş durumda. DEÎK bu ülkelerin pazar potansiyellerini ortaya koymak amacıyla Baltık ülkelerini tanıtan farklı şehirlerde çeşitli organizasyonlar düzenliyor. Bu etkinliklerin de etkisiyle Türk firmaların ilgisi Baltık ülkelerine yönelmiş vaziyette.


Nüfuslarının az olmasına karşılık tüketimin yoğun olduğu Baltık ülkeleri, gıdadan tekstile, beyaz eşyadan tarım aletlerine birçok ürünü ithal ediyor. Yılda yaklaşık 75 milyar dolarlık ithalat gerçekleştiren Litvanya, Letonya ve Estonya ile Türkiye’nin dış ticareti henüz çok düşük seviyelerde ancak bu rakamların önümüzdeki dönemde hızla artması bekleniyor. Bu sayımızda kendilerine özgü tarihi ve kültürel yapılarıyla Avrupa’da farklı bir konuma sahip olan ve Türkiye ihracatı açısından yüksek bir potansiyel taşıyan Litvanya, Letonya ve Estonya’yı mercek altına aldık…

LİTVANYA
KUZEYDEKİ DİJİTAL LİMAN

Avrupa’nın kuzeydoğusunda yer alan Litvanya, kuzeyde Letonya, doğuda ve güneyde Beyaz Rusya, güneybatıda Rusya ve Polonya, batıda da Baltık Denizi ile çevrili. Sanayi sektörünü tek büyük rafineri kompleksi olan Orlen Lietuva oluşturuyor. Bu tesis toplam sanayi üretiminin yüzde 20’sini ve toplam ihracatın yüzde 25’ini karşılıyor. Bu işletme ham petrol tedarikini ise Rusya’dan yapıyor. Ülke Rus petrol şirketi Gazprom’a olan bağımlılığın azaltılması amacıyla petrol ihraç kapasitesinin genişletilmesini teminen Klaipeda’da 120 milyon dolarlık yenileme yatırımı yaptı. Ayrıca, Visaginas’ta 1.300 megavvatt gücünde bir reaktörün inşa edilmesi planlanıyor. Toplam maliyeti 6.5 milyar dolar değerinde olan reaktörün 2022’ye kadar faaliyete geçirilmesi hedefleniyor.

GSYÎH’sı 2019’da 103 milyar dolar olan Litvanya’da GSYÎH’nm yüzde 3’ünü tarım sektörü, yüzde 26’sını sanayi ve yüzde 61’ini hizmetler sektörü oluşturuyor. 2019’da Litvanya’nın ihracatı 33 milyar dolar, ithalatı ise 36 milyar dolar oldu. Ihraç ettiği ürünler mineral yakıtlar, yağlar, makineler, mekanik cihazlar ve aletler, mobilya, aydınlatma cihazları, prefabrik yapılar, elektrikli makine ve cihazları, plastik mamuller, motorlu kara taşıtları, ağaç ve ahşap eşya ile odun kömürü şeklinde sıralanıyor. Türkiye ile Litvanya arasındaki dış ticaret 2019’da 548 milyon dolar olarak gerçekleşti. Bunun 301 milyon dolarlık kısmını Türkiye’nin ithalatı, 247 milyon dolarlık bölümünü de Türkiye’nin ihracatı oluşturdu.

LOJİSTİK MERKEZ OLABİLİR

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Litvanya İş Konseyi Başkanı Gökhan Yavuzer, Litvanya’nın uzun zamandır istikrarlı bir büyüme kaydettiğini belirtiyor. 2000’lerin başında 100 milyon dolar seviyesinde olan Türkiye Litvanya dış ticaret hacminin 2018’de 686 milyon doları aştığını söyleyen Yavuzer, bu rakamın şu anda 550 milyon dolar civarında seyrettiğini ve önümüzdeki dönemde 1 milyar doları aşabileceğini ifade ediyor. Türkiye’nin, salgın öncesinde Litvanyalıların en çok ziyaret ettikleri ülkelerden biri olduğunu kaydeden Yavuzer, salgının etkilerinin azalmasıyla birlikte tekrar aynı turizm canlılığının yakalanacağını vurguluyor. Önemli limanlara sahip olan Litvanya’nın bu lojistik hatları sayesinde Kuzey ülkeleri ile Rusya’ya erişim açısından da çok önemli fırsatlar sunduğunu belirten Yavuzer, şu bilgileri veriyor:

“Litvanya diğer iki Baltık ülkesine kıyasla ülkemizde nispeten daha iyi tanınan bir ülke. Fakat ticari anlamda fırsatları ve ülkenin sunduğu imkânları daha yakından takip etmeliyiz. Ülkede gıda, telekomünikasyon, tekstil, kimya, hazır-giyim, motorlu taşıtlar, demir-çelik ve metal, mücevherat sektörleri için ihracat potansiyeli bulunuyor. Litvanya’daki iş fırsatlarını tanıtmak için bir etkinlik serisi başlattık ve ilk toplantımızı Samsun ile gerçekleştirdik. Kalifiye ve yetenekli iş gücü ile Litvanya’da Türk firmalarımız önemli kazanımlar elde edebilirler. 2019 Dünya Rekabetçilik Raporu’nda Litvanya dijital ve teknolojik beceriler kriterinde birinci sırada. 210 civarında fintech firması faaliyet gösteriyor. Salgın koşullarını da göz önünde bulundurursanız dijitalleşme konusunda Litvanya iyi bir partner olabilir.”

LET0NYA
ORMANLAR DİYARI

Avrupa’nın kuzeydoğu kesiminde bir ülke olan Letonya, Baltık Denizi ve Riga Körfezi kıyısında yer alıyor. Kuzeyde Es-tonya, doğuda Rusya, güneyde Litvanya ile çevrili olan Letonya’mn politik, ekonomik ve kültürel merkezi, aynı zamanda Letonya nüfusunun üçte birinden fazlasının (717 bin) yaşadığı ve çalıştığı Riga. Letonya’mn toplam nüfusu 2019 itibariyle 1.9 milyon civarında. Küresel rekabetçilik açısından dünyada 141 ülke arasında 41’inci sırada yer alan Letonya, iş yapma kolaylığı açısından ise dünyada 190 ülke arasında 19’uncu sırada. 2020’de sabit fiyatlara ve satın alma gücü paritesine göre, 55 milyar dolar olacağı tahmin edilen GSYÎH’nın 2021’de 60 milyar dolar olması bekleniyor.

2019’da 19 milyar dolarlık ihracat, 15 milyar dolarlık da ithalat gerçekleştiren Letonya’mn ihracatında ilk sırada ağaç ve ahşap ürünlerle odun kömürü geliyor. Ayrıca elektrikli makine ve cihazlar, meşrubat, alkollü içkiler ve sirke de en fazla ihraç ettiği ürünler arasında. İthalatında ise ilk sıralarda elektrikli makine ve cihazlar, mekanik cihazlar ve aletler var.

Letonya’mn Türkiye ile dış ticareti ise 2019’da 286 milyon dolar olarak gerçekleşti. Bunun 163 milyon dolarını Türkiye’nin ihracatı, 123 milyon dolarını da Letonya’mn ihracatı oluşturdu. Türkiye Letonya en fazla mücevherci eşyası satarken, Türkiye’nin bu ülkeden ithalatında ilk sıralarda ise demir çelik ürünleri, hububat, ağaç ve ahşap eşya ile odun kömürü yer alıyor.

YAZILIMDA ATILIM İÇİNDE

DEİK Türkiye-Letonya Iş Konseyi Başkanı Mustafa Necati Işık, Letonya’mn bilgi iletişim teknolojileri açısından önemli bir ülke olduğunu söylüyor. Letonya’mn yazılım ve programlama konusunda atılım içerisinde olduğunu belirten Işık, “Bu atılım diğer sektörlerin de dönüşümüne katkı yapmaktadır. Yazılım sektörü, Letonya için 1 milyar euro’nun üzerinde bir ihracat potansiyeli taşıyor” diyor. Türkiye’de Letonya’daki iş fırsatlarının henüz yeteri kadar öne çıkmadığını ifade eden Işık, sözlerini şöyle sürdürüyor:


“Geçtiğimiz dönemde Letonya’daki altyapı ve ulaştırma projelerinde daha çok Türk firmasının görev alması gerektiği yönünde îş Konseyimizin temasları oldu. Bu konularda da Türk firmalarımız için fırsatlar ileride doğabilir. Türkiye-Letonya îş Konseyi olarak, Letonya’daki ticari ve yatırım fırsatlarını 2021’de çeşitli toplantılar vesilesiyle Türk iş dünyasına aktarmayı planlıyoruz. Ayrıca umuyorum ki JETCO temaslarının İkincisini de gerçekleştirme imkânı yakalarız, ihracat noktasında potansiyeli yüksek olan sektörler arasında ilaç, kimya sektörü demir çelik, gıda ve tarım ürünleri, makine, elektrik-elektronik, hazır giyim ve tekstil, otomotiv ve ağaç ve orman ürünleri gösterilebilir. Letonya’nm yüzde 52’si ormanlarla kaplıdır ve güçlü bir ağaç ve orman ürünleri sektörü bulunuyor. Bu sektörde 2 milyar doların üzerinde bir hacim var. Dolayısıyla Letonya için bu sektörün önemli olduğunu vurgulamakta fayda var.”

ESTONYA
AB’NİN EN KÜÇÜK ÜLKESİ

Doğu Avrupa ülkesi olan Estonya, Letonya ve Rusya arasında yer alıyor. Ülkenin Finlandiya Körfezi ve Baltık Denizi’ne de kıyısı bulunuyor. Merkezi bir konuma sahip olan başkent Talinn, Helsinki’ye 85, Riga’ya 310, St. Petersburg’a 350, Stockholm’e ise 375 km uzaklıkta. Topraklarının yarısı ormanlarla kaplı olan Estonya, aynı zamanda bir göller ülkesi. Baltık Denizi’nin en büyük limanı da yine bu ülkede yer alıyor. GSYlH’sı geçen yıl 47.8 milyar dolar olan Estonya’nın nüfusu 1.3 milyon. 2019’da 16.8 milyar dolarlık ihracat, 18.6 milyar dolarlık da ithalat yapan Estonya’nın ihracatında da diğer Baltık ülkeleri gibi ağaç ve orman ürünleri öne çıkıyor. Bunun yanı sıra makineler, mekanik cihazlar ve aletler, mobilya, aydınlatma, optik, fotoğraf, ölçü, tıbbi alet ve cihazları da ihraç edilen ürünler arasında yer alıyor.

Finlandiya 8.6 milyar dolarlık ithalatı ile Estonya’mn ihracatından en fazla pay alan ülke. Finlandiya’yı, İsveç, Letonya, Rusya ve ABD takip ediyor. Türkiye yaklaşık 170 milyon dolarlık ithalatı ile ülkenin ihracatından yüzde 1 pay alıyor. TÜIK verilerine göre, 2019 itibari ile Türkiye Estonya’ya 84 milyon dolarlık ihracat yaparken bu ülkeden 197 milyon dolarlık ithalat gerçekleştirdi, iki ülke arasındaki toplam ticaret hacmi ise 282 milyon dolar olarak gerçekleşti. Türkiye’nin Estonya’ya ihracatında ilk sıralarda demir veya çelikten eşyaları ile motorlu kara taşıtları yer alırken, bunları sentetik ve suni devamsız lifler, pamuk ipliği, pamuklu mensucat, ayakkabı, seramik mamulleri ve örme giyim eşyası izliyor. Türkiye’nin bu ülkeden yaptığı ithalatta ise demir ve çelik ürünleri, mücevherci eşyası ile hububat göze çarpıyor.

YATIRIM İÇİN DE CAZİP

DEIK Türkiye-Estonya Iş Konseyi Başkanı Engin Tumbaz, Estonya’daki fırsatları, İstanbul dışındaki ticaret ve sanayi odaları ile yerel iş dünyası kuruluşlarının destekleriyle birlikte yerel firmalara tanıtmaya gayret ettiklerini belirtiyor. Bu toplantıların ilkini Sakarya’da düzenlediklerini hatırlatan Tumbaz, toplantının yoğun bir ilgi gördüğünü vurguluyor. Tallinn, Pârnu ve Tartu gibi şehirler ile Samsun, Sakarya, Mersin, Gaziantep ve Konya gibi şehirlerdeki iş dünyası temsilcilerini daha sık bir araya getirmeyi planladıklarını söyleyen Tumbaz, şöyle devam ediyor:

“Türk gıda kültürü üzerine de sektörümüz eğer ilgi gösterirse, gıda ürünlerinde ciddi bir ihracat imkânı yaratabiliriz. Güçlü bir gıda ve tarım sektörümüz var; Kuzey Avrupa’da daha da kuvvetli olabiliriz. Marka ve tanınırlık açısından biraz eksikliklerimiz olsa da, bunu rahatlıkla giderebiliriz. Iş Konseyi olarak, her sene Tallinn’de gerçekleştirilen Latitude59 etkinliğine en az bir girişimci ve teknoloji heyeti ile katılmaya gayret gösteriyoruz. Bu etkinliğe Türkiye’den de ilgi her geçen yıl artıyor, ihracatımız açısından metal ve metal ürünleri, ilaçlar, motorlu taşıt ekipmanları, makineler, hazır giyim, tarım ve gıda ürünleri, yazılım sektörü gibi sektörlerde potansiyel oldukça yüksek. Kalifiye bir iş gücü bulunmakla birlikte, geleneksel ve geniş bir iş gücüne dayalı yatırımlardan ziyade yazılım ve girişimcilik gibi yüksek katma değer yaratılabilecek veya hammadde ithalatı açısından sorun olmayacak, otomasyon odaklı üretim gerçekleştirilebilecek yatırım imkânları sunuluyor, örneğin, otomotiv yazılımlarında işbirliği geliştirilebilir diye düşünüyorum.”

Özbey Men




Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir