Oyunların iş ve eğitim dünyasına ettiği oyun

OYUN teknolojileri yıllardır pek çok eğitim seviyesinde birincil öğretim materyali olarak kullanılıyor. Ama bu vitrin kullanımının ötesinde, gerçekten işe yaradığı bilinen yöntemlerle yapılıyor. Öyle ki, çıktıları bakımından özel sektöre, külfetli eğitim simülasyonları için yol bile gösteriyor. Bu yüzden, en temel kullanıldığı ya da kullanılabileceği noktaları anlamak bize hem ticari hem de sosyal bakımdan hayata geçirebileceğimiz uygulamalar açısından fikir sağlayacaktır.

EĞİTİM SEKTÖRÜNDEN ÜÇ ÖRNEK

Her yaştan kişilerin bilgisayar oyunlarının getirisi hakkında verdiği en önemli cevaplardan biri yabancı u dil. Pek çok farklı sosyo-kültürel yapıdan gelen kişinin büyük çoğunluğu bu konuda hemfikir. Üstelik anadilin ne olduğu fark etmeksizin… Görsel elemanlarla desteklenen ve etkileşimin zihinde yarattığı kavramsal yapıyla çok farklı bir öğrenme tecrübesi sunuyor. Aynı konu fen alanı için de geçerli. Ancak sadece pozitif doğa bilimlerini baz almak yanıltıcı olacaktır. Bu noktada üç farklı örnekle bir benzerini inşa edebileceğiniz eğitim ortamını canlandırmak istiyorum.


ilk örnek, dünyanın en önemli üniversitelerinden biri olan MIT’nin (Massachusetts Teknoloji Enstitüsü) öğretim elemanlarından Scot OstenveiPin başında olduğu ekipçe hazırlanmış Quan-dary oyunu. Oyun online ortamda eklenti gerektirmeksizin çalışıyor. Bir koloni üzerinden, oluşan sorunlara görsel ve metin bazlı etkileşim unsurlarını kullanarak cevap arıyorsunuz. Oyunun temel dayanak noktasıysa etik uygulama merkezinde “karar alma” mekaniklerini ilköğretim seviyesinden başlayan gençlere aktarabilmek. Klasik eğlenerek öğrenme ya da oynayarak öğrenme (gamification-edutainment) kavramlarını sistematize eden uygulama dünyanın pek çok ülkesinde aktif olarak öğretmenler tarafından kullanılıyor.

Bu anlamda hemen eş değeri olarak gösterebileceğimiz, yaşı biraz daha büyükler için matematiksel bazda bir benzer karar alma simülasyonu olan Frank Lantz’in Uni-versal Paperclips uygulaması var. Çok basit bir online yapıda tasarlanmış olan oyunda hiçbir görsel yer almıyor. Sadece yazı tabanlı oyunda bir ataş üreticisi ko-numundasınız. Doğru fabrika ve üretim aşamalarını koordine etmeye çalışıyorsunuz. Koordinasyonu kurma gücünüze istinaden, oyun yavaş yavaş kendini dön-dürebilecek bir sistem inşa ediyor. Bu da size otomasyon sistemlerinin dinamikleri hakkında az çok bilgi sağlamaya başlıyor.

Karar alma türünün en netlerinden bir diğeri ise yine dünyada ismi ön sıralarda geçen Yale Üniversitesi’nin borsa simülasyonu. Üniversitenin öğretim üyelerinden Profesör Roger Ibbotson tarafından tasarlanan Stock Trading Game isimli hisse senedi ticareti oyunu ile eş zamanlı olarak tam gerçekçi bir eğitim faaliyeti sunuluyor. Tüm unsurların gerçek hayatın eş zamanlı sayısal verilerinden oluştuğu oyunda, ileri düzey finansal okuryazarlık bilgileri ekonomi öğrencileri için önemli bir fırsat oluşturuyor. Oyunun dışarıya açık bir sürümü olmamakla birlikte, yapılan çeşitli anlaşmalarla kapalı devre sistemlerde pek çok üniversite tarafından kullanıldığını biliyoruz.

Bizde bunun bir benzeri var mı diye sorarsanız, var elbette. Akbank girişimi olan Ak Yatırım’a ait bir uygulamayı geçtiğimiz yıllarda çok sayıda üniversite tecrübe etti. Bankanın PlayAll isimli bilgi yarışması tabanlı oyunla ekonomi öğrencilerine geniş katılımlı bir platform sağlanmıştı.

SAHA DENEYİMİ İÇİN OYUN OLUR MU?

Verdiğimiz örnekler masa başı çalışma koşullarındaki gençler için daha elverişli. Öte yandan, yerli üreticimizin çıkarması gereken önemli dersler olduğu dikkatlerden kaçmamalı. Fiziki yapılara uygun, sözlü eğitimden ziyade etkileşimin simülasyon üzerinden kurulmasına dair pek çok çalışma mevcut, örneğin, 2018 yılında Alexander Hübl ve Gundrun Fischer isimli iki akademisyenin üzerinde çalıştıkları üretim, maliyet ve malzeme kontrolünü üç boyutlu ortamda denetleyen bir lojistik simülasyonu mevcut. 1970’lerden beri benzer türden uygulamaları sıkça görüyoruz.


Sistem modernleştikçe, bu tür uygulamalar üzerinden alman eğitimlerin, üretim çıktılarında pozitif sonuçlar sağladığı biliniyor, özellikle pandemi dönemi gibi kısmî ve dönüşümlü fiziki ortam ça-olduğu bir dönemde, evde geçirilen mesainin bir kısmının bu tip aktivitelerle desteklenmesinin, tüm hiyerarşik yapıda hem işçi kalifiyesini güçlendireceği ve sürdürülebilirliğe katkı yapabileceği, hem de üretim çıktılarına önemli katkılar sağlayabileceği görüşündeyim. özellikle yüksek maliyetli ve eğitimin verimli biçimde uygulanamadığı şirket organizasyonlarına çok ama çok önemli bir alternatif sunuyorlar.

Güzel bir hafta geçirmenizi dilerim…

Dr. Ali Efe İralı




Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir