Müdür Yapmadılar, Patron Oldu (Başarı öyküsü)

AYŞE Ağaç Dağ, profesyonel yöneticiyken kendi şirketini kuran bir girişimci. 10 yıl önce kurduğu Prefsan, prefabrik konut ve demonte konteynır üretiyor. Finlandiya, Özbekistan, Irak, Romanya, Almanya ve Afrika ülkeleri başta olmak üzere birçok ülkeye satış yapıyor. Yıllık 10 bin metrekare prefabrik üretip satan Prefsan’ın hedefi Avrupa’dan Türk Cumhuriyetleri’ne kadar geniş bir coğrafyada söz sahibi olmak. Şimdilerde yurtdışında öne çıkacak projeler kovalıyor. Satışlarının yüzde 90’ını yurtdışına yapan Prefsan içeride de önemli projelerde yer alıyor. Rusya’daki dev doğalgaz rezervlerini doğrudan Türkiye’nin doğalgaz dağıtım şebekesine bağlayacak TürkAkım Boru Hattı bunlardan biri. “Gurur duyulacak projenin bir parçası olmaktan mutluyuz” diyen Dağ ile faaliyetlerini ve hedeflerini konuştuk…

Ne tür ürünler üretiyorsunuz?

Prefabrik şantiye binaları, prefabrik konutlar, depo ve demonte konteynırlar yapıyoruz. Prefabrik konutların her çeşidinde varız. Karkaslı, poliüretanh, hafif çelikten gibi her türden üretim yapıyoruz. Bunlar, ofis, yatakhane, yemekhane, güvenlik kabinleri, sosyal tesisler, hastaneler, bağ evleri, satış ofisleri, askeri kamplar gibi çok farklı alanlarda ihtiyaç duyulan ürünler. Bir tıra 16 konteynır yükleyerek önemli bir lojistik avantaj sağlıyoruz. Demonte konteynırımız 7 dakikadan daha az bir zamanda kurulup, zayiat vermeden defalarca sökülüp takılabiliyor. Ürünlerimizin sahip olduğu bu özellikler sayesinde Prefsan hızla yol aldı.

Erkek egemen bir sektörde iş yapmaya nasıl başladınız?

Doğu Karadenizli bir ailenin beşinci kızı ve en küçüğüyüm. Bayburtluyuz. Babam inşaat müteahhidiydi. 55 sene önce İzmit’e yerleşmiş, devlet ihalelerine girerdi. Çocukluğum onunla birlikte inşaatlarda geçti. Yaz tatillerimin neredeyse tamamını şantiyelerde geçirdim. Lise yıllarında babama yardımcı olmak için ihalelere giriyor, malzeme alımı yapıyordum. Bu ortam meslek seçimimi de etkiledi. Yıldız Teknik Ünivcrsitesi’nde inşaat mühendisliği okudum. Bitirince müteahhitlik yapmak istemedim. Gazetede gördüğüm bir iş ilanıyla Hekim Holding’in proje departmanında işe başladım.

Bilinçli bir seçim miydi?

Değildi. Ne sektörü ne de işe kabul edildiğimde bu alanda çalışacağımı biliyordum. Holding de bu sektörde yeniydi. Beni çizim yapmak için işe almışlardı. İki ay sonra kendimi satış kanalında buldum. Satış yapmak çok zor işti. Patronum Öner Bey tüm detaylarıyla beni bir eğitimden geçirdi. Telefonda müşterilerle konuşurken paralel telefondan dinleyerek, yaklaşımını ve iletişimini takip ederdim. Sektörü böyle öğrendim. Çok zorlandığım zamanlar oldu. Sonunda pes ettim ve işten ayrıldım. Yine bir gazete ilanıyla iş başvurusunda bulundum. Görüşmeye gittiğimde prefabrik şirketi olduğunu görünce, ‘Ayşe bu senin kaderin artık, kaçamazsın’ diyerek işe başladım.

Sektörün büyümesinin hikayesi nedir?

1999’da yaşadığımız 17 Ağustos depremi sektör için milat oldu. Türk tüketicisi hiç bilmediği prefabrik evin ne olduğunu öğrendi. Depremin olduğu üçüncü gün, yaşadığımız psikolojik travmaya rağmen ihaleye hazırlanıp, girdik. Depremzedeler için barınak yaptık. Bu dönemde yeni yatırımcıların gelmesiyle sektör daha da büyüdü. Ben de sektöre girmek isteyen bir çelik şirketinden teklif aldım.


cazip tarafı işi kurup yönetecektim. Kabul ettim ve başladım. Markanm logosundan, imalatına ve pazarlamaya kadar tüm departmanların kuruluşunu yaptım. O fuar- da merhum Salih Tatlıcı’ya 50 tane çelik villa sattık. İş dünyasının patronları ve üst düzey yöneticilerine çok sayıda çelik ev sattık. Çok yoğun bir talep vardı. Nuh Grubu’ndan gelen teklif üzerine yine sıfırdan başlamak cazip geldi. Ve Nuh Konteyner’ın kuruluşunu gerçekleştirdik.

Bu fikri nasıl hayata geçirdiniz?

Önceki yıllarda birlikte çalıştığım bir fabrika müdürüm vardı, fonunla arada konuşur, iş kurmayı düşünürdük. Profesyonel hayata veda edip hazırlıklara başladım. Önce onu aradım, anlaştık ve yola çıktık. Kurtköy’de bir ofis kiraladık. Çalışacağımız müşterilerle konuşup, kontratları hazırladık. İşe başlayacağımız günün bir gün öncesinde aradı ve ‘Ayşcciğim ben bu işte bir ışık göremiyorum’ dedi ve bu yüzden tek başıma kaldım. Devletin verdiği destekleri araştırdım. KOSGEB’den 200 bin TL destek aldım. Ofisi hemen ardından da üretim tesisini kurdum. İstanbul Paşaköy’de bin metrekarenin üzerinde bir alandaydı tesisimiz. Çok geçmeden de ilk siparişimizi Koray İnşaat’tan aldık. Eş zamanlı olarak Garanti Bankası’ndan sipariş aldık. Bankanın Pendik’te bulunan Teknoloji Kampüsü’nü yaptık. İlk olarak demonte konteynırla başladım ve birinci yılın sonunda 1 milyon TL ciro elde ettim.

İhracata ne zaman ve nasıl başladınız?

İç piyasada ilerleme kaydedince, iki yıl sonra ihracata başladım. İlk olarak Türkmenistan’a şantiye mobilizasyonları yaptım. Çok büyük hacimli bir işti. Bu işi yapıp teslim ettikten sonra devamı geldi. Azerbaycan, Irak, Gürcistan, Kıbrıs, Finlandiya, Romanya’ya sattık. Öyle ki siparişlerin biri bitmeden diğeri geldi. Çok yoğun bir taleple karşılaştık. 2014’te Gebze’de 12 bin metrekare büyüklükte bir tesise taşındık. İşlerimiz iyi gitti. Türk Cumhuriyetleri’nde devalüasyon yaşanınca projeler durdu. Ama çok hızlı aksiyon alarak daha küçük metrekarede bir alana geçtik. Bu kez iç piyasada yeni müşterilerle büyümeye başladık. Türk Cumhuriyetleri’nde çalıştığımız firma Socar’ın taşeronuydu. Bu bağlantı sayesinde Socar’ın İzmir’deki Star Rafinerisi müşterimiz oldu.

İhracat ve iç piyasada satışlarınız ne durumda?

Finlandiya, Almanya ve Macaristan’da konut projelerinde varız. Kıbrıs’ta Kıbrıs Üniversitesi’nin inşaat aşaması devam eden dişçilik fakültesinin şantiyesindeyiz. Bir tanesi 3 bin metrekare olan toplam dört bina için ürün yolladık. Türkmenistan’da Korelilerle bir proje yürütüyoruz. Afrika ülkeleri ve Türk Cumhuriyetleri’nden de prefabrik talebi geliyor. Son katıldığımız fuarda Filistin ve Afrika ülkelerinden konut amaçlı teklifler aldık. Yakında Özbekistan’da bir şube açacağız. Bu şube aracılığıyla Orta Asya’yı koordine edeceğiz. Belli bir aşamadan sonra bir partnerle ilerleyebiliriz. Başladığımızdan günden bugüne sekiz kat büyüdük. Yılda 10 bin metrekarelik prefabrik satışımız var. Bir zamanlar profesyonel olarak çalıştığım şirketler şimdi rakibimiz.


İşin Çalışanıydı, şimdi dişli rakibi oldu

Ayşe Ağaç Dağ halen iş yaptığı prefabrik ve konteynır sektöründe birçok şirkette görev almış. Bir zamanlar çalışanı olduğu şirketlere rakip olmasına k bir işvereni sebep olmuş: “Patronumdan genel müdürlük istedim, olmadı. Olsaydı kendi şirketimi kurma niyetim olmayacaktı. Patron tarafında olmanın kolay olmadığını biliyordum. Çalıştığım şirketlerde patronun kızı olduğumu düşünürlerdi. Şirket benimmiş gibi çalışırdım. Üst düzey yönetici olarak çalışmama rağmen siparişlerin sevkiyatı yapılmadan işin başından ayrılmazdım. Fabrikada sabahladığım çok olmuştur. Enerjimi kendi şirketim için harcamaya karar verip, 2010’da istifa ettim.”

Çelik kaplamalı prefabrik konuta ilgi var

1999 depreminde çelik evlere olan ilgi zaman içinde azalmış. Geçen eylül ayında İstanbul’da korkutan deprem sonrası çelik evlere talep yeniden kıpırdanmış. Ancak yine de eskisi gibi bir tüketim iştahının olmadığını söylüyor Ayşe Ağaç Dağ. “Şu anda bu talep farklı alanlardan geliyor. Örneğin sosyal tesis yapımında çok fazla kullanılıyor. Prefabriğin iyileştirilmiş haliyle çelik evler yapıyoruz. Yıkık dökük, harap olmuş köy evlerini yeniliyoruz. Ege ve Akdeniz’de arsa, arazi alıp ev yaptırmak isteyenler bize geliyor. Ayrıca bir grup kişinin bir araya gelerek oluşturduğu siteler de bizim evlere talep gösteriyor. Çelik kaplamalı prefabrik konutların metrekare fiyatı 500 TL’den başlıyor. Zemin üstü anahtar teslim yapılan konutlar içinde banyo, elektrik ve sıhhi tesisat hazırlanmış bir şekilde müşteriye ulaştırılıyor.

ÇİĞDEM YÜCESOY SUBAŞI




Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir