Angola Türk Yatırımcıları Bekliyor

WORLD Tourism Forum’u izlemek için geçen hafta bir grup gazeteci meslektaşım ile birlikte Angola’daydım. İlk kez Afrika kıtasında bir ülkeye seyahat ettim. Öncelikle şunu söyleyeyim Afrika’nın Dubai’si olarak adlandırılan Angola’ya gittiğim için kendimi çok şanslı hissediyorum. Farklı bir coğrafya, iklim, bitki örtüsü ve farklı bir kültürle tanışmak beni çok mutlu etti. Ancak konu Angola olunca mutluluğun yanında kaygı hatta mutsuzluk da kol kola giriyor. Neden mi? isterseniz ülkenin kapısına geldiğimiz ilk an başlayan ve bir haftalık seyahat sonunda şakalarla normalleştirmeye çalıştığımız birkaç ayrıntıyı sizlerle paylaşayım. Bu ülkeye gidip gitmemek konusundaki kararı siz verin…


Öncelikle Angola seyahatine çıkmadan önce yapmanız gereken birkaç formalite var. Birincisi sarıhumma aşısı olmak, İkincisi ise sıtma ilacı kullanmaya başlamak. Sıtma ilacını bu ülkeye gitmeden iki gün önce almaya başlıyorsunuz, orada sürekli kullanıyorsunuz ve Türkiye’ye döndükten sonra da yedi gün daha kullanmanız gerekiyor. Şimdi gelelim seyahatimize… Türkiye’den Angola’ya direkt uçuş yok. Olsa yaklaşık 7-8 saatte gidebileceğiniz bir ülke. Ancak aktarma ile bu süre maalesef en kısa yoldan 14 saate çıkıyor. Biz İstanbul’dan Etiyopya Havayolları ile önce Etiyopya’ya gittik. Orada yaklaşık dört saat bekledikten sonra yine Etiyopya Havayolları ile Angola’nın başkenti Luanda’ya ulaştık.

Toplam uçuş süremiz 14 saat oldu. 14 saatlik meşakkatli yolculuğun ardından Angola’ya ulaştığımız için yaşadığımız sevinç maalesef çok kısa sürdü. Çünkü dünyanın her havalimanında 10-15 dakika, en fazla yarım saatte biten ülkeye giriş formaliteleri konu Angola olunca saatler sürebiliyor. Sonuçta Angola hükümetinin büyük destek ve önem verdiği World Tourism Forum kapsamında Angola’ya gelen gazeteci grubuyduk, buna rağmen birkaç saat bekledik. Saatler sonra bir yetkili geldi ve “İşlemleriniz uzayacak. Biz pasaportlarınızı kaldığınız otele getirelim” diyerek çıkışımızı sağladı. Bu yaşadığımız ilk şaşırtıcı şeydi.

SİGARA İÇENLERİN İŞİ ZOR

Gelelim İkincisine. Angola’ya girerken hepimizin çantalarındaki çakmaklar toplandı. Benzer durumu WTF Kongre Vadisi’ne girerken ve gala gecesinde de yaşadık. Neyse ki çakmaksız olma halinden bizi, organizasyon kapsamında iki aydır gece gündüz çalışan Türk ekibi kurtardı ve Türk gazetecilere iki paket kibrit bulup getirdiler. Bu arada Luanda’da hiçbir markette çakmak satılmadığını da yazmadan geçmeyelim. Şayet sigara tiryakisiyseniz, Angola’ya giderken el bagajınıza değil bavulunuza birden fazla çakmak veya kibrit koymanızı tavsiye ederim. Bu ülkede en şaşırdığım konulardan bir tanesi ise hiç sigara içilmemesi. Evet, Angola halkı sigara içmiyor, kimsenin elinde sigara görmüyorsunuz. Dolayısıyla Türkiye’de yollarda bolca karşılaştığınız sigara izmaritlerini görmek mümkün değil.

HER ŞEY ÇOK YAVAŞ

Bu ülkede her şey çok yavaş işliyor. Luanda dünyanın en pahalı şehirlerinden biri. Turizm fikri hiç oluşmamış. Angolalılarda komut algısı da oldukça değişik. Önce bu durumun nedenini anlamadık kızdık, bezdik. Ama ilk günün sonunda bulunduğumuz coğrafyayı kavradık. Örneğin, sabah saat 5’te geleceğini söyleyen tur şoförü, saat 7’de geliyor. Gezi sırasında sizi almaya gelen araçların hiç biri saatinde gelmiyor. Örneğin yemek için yer arıyorsunuz, şoföre bu restoranın önünde durur musun diye soruyorsunuz, duymuyor ya da duymazdan geliyor ve hızını yavaşlatmadan geçip gidiyor. Erken dönüş yapması gereken bir grup gazeteci arkadaşımız şoför uzun süre yemek yediği için uçağa son dakikada yetişebiliyor. Bu liste böyle uzayıp gidiyor…

DİL BÜYÜK SORUN

Angola’nın en büyük sorunlarından bir diğeri ise dil. Ülke 1975 yılında Portekiz sömürgesi olmaktan çıkmış ve ardından uzun yıllar iç savaş yaşamış. Ülkede kullanılan ana dil uzun süre Portekizce olmuş. Turizm sektöründe bile İngilizce bilene rastlayamıyorsunuz. Bu durum, kültürün rahatlığıyla birleşince ortaya komik durumlar çıkabiliyor. Örneğin çay istiyorsunuz garson size sütlü kahve getiriyor. Menüden elinizle gösterdiğiniz siparişiniz yerine bambaşka bir yemek geliyor. Benim tavsiyem bu durumda önünüze ne gelirse onu yiyip içmeniz, çünkü bu yanlışı düzeltmeye çalışırsanız bu sağır diyalog saatlerce sürebilir ve sonuçta istediğinize ulaşamazsınız.

EKONOMİ VE ÇİN

Gelelim ekonomiye… Angola petrol zengini bir ülke. Bunun dışında yeraltı zenginlikleri dikkate değer ölçülerde. Değerli taş ve maden yatakları var. Petrol ve altının dışında doğalgaz, elmas, uranyum, bakır, kobalt en büyük ihracat kalemleri arasında. Fakat petrol zengini ülkede bir petrol rafinerisi yok. Çıkarılan ham petrol ağırlıklı olarak Çin ve ABD’de rafine ediliyor. Ülkenin ihtiyacı olan petrol işlendikten sonra tekrar Angola’ya getiriliyor.

Özellikle Çinliler ülkede deyim yerindeyse her taşın altından çıkıyor. Önemli maden ocaklarının işletme hakkını 30-40 yıllığına alan Çinliler, buna karşı ülkeye hem yatırım yapıyor hem de finansman sağlıyor. Ülkede ABD ve Çin, petrol arama konusunda yoğun bir rekabet içinde. İki ülke de Angola ile iyi ilişkiler kurmak ve maden arama konusunda taviz almak için finansal kaynak sağlıyor. Çin, hali hazırda Afrika kıtasında en fazla Angola’dan petrol ithal ediyor. Son verilere göre, Çin Angola’dan 30 milyar doların üzerinde petrol ithalatı gerçekleştiriyor. Ayrıca işlenmemiş elmas, granit, tropik ağaçlar ve kuvarsit ithalatı da yapıyor. Bu yüzden bizi Angola’ya getiren uçakta Afrikalılardan sonraki en kalabalık grubun Çinliler olması tesadüf değildi. Angola en yoğun siyasi ve ticari ilişkilerini, ABD, Çin, Brezilya, İngiltere ve Portekiz ile sürdürüyor.

29.2 milyon nüfuslu ülkenin büyük bölümü çok fakir. Angola’nın başkenti ve 4 milyonluk nüfusu ile en büyük şehri olan Luanda’da zengin ve fakirler arasındaki farklılık çok net bir şekilde gözlemlenebiliyor. Şehrin büyük bölümü teneke evlerden oluşan mahallelerle kaplı. Zenginlerin oturduğu semtlerdeki evler ve pahalı jiplerin sayısı ise parmakla gösterilebilecek düzeyde.

Türk ve Angolalı makamlar, teneke evlerin olduğu bölgeye girmememiz yönünde bizi uyardılar. Luanda’nın en fakirlerinin yaşadığı bu bölgede beyaz tenli olup kamera veya fotoğraf makinası ile dolaşmak çok tehlikeliymiş. Bunu bu bölgede araçla yaptığımız mini turumuzda da birebir yaşadık. Elimizdeki kamera ve fotoğraf makinelerini gören Angolalılar bize bağırarak öfkelerini belli ettiler.

TURİZME ÇOK UYGUN

Turizm ülkesi olmak için çok yol kat etmesi gereken Angola, öte yandan doğası, mango, papaya, ananas, hengover gibi egzotik meyveleri, okyanus balıkları, karides, yengeç gibi zengin deniz canlıları, Atlas Okyanusu kıyısında kilometrelerce uzunluktaki plajları, safari turları, şelaleleri ile sıra dışı tatil yapmak isteyenler için çok şey vaat ediyor. Sokaklarda rengarenk kıyafetleriyle United of Benetton reklamından fırlamış gibi dolaşan kadın ve erkekler, onlarca kilo yükü başlarında şapka rahatlığıyla taşıyanlar, insanın kanını kaynatan Afrika müziği hafızanıza kazınıyor.


Türkiye tam bu noktada turizm ve ihracat konusundaki tecrübesini aktarmak için Angola’ya adım atmış durumda. Bu ülkede yatırımcılar için çok fırsat var. Ama kolay bir pazar olmadığı akılda bulundurulmalı.

Bunlara dikkat!..

■ Sakın euro ile gitmeyin: Yanınıza euro yerine dolar alın. Ülke para birimi kwanza. Çoğu yerde euro kwanza’ya çevrilmiyor. Çevirenler de dolara göre daha düşük kur uyguluyor.

■ Kwanza’yı sokakta bozdurun: Dolarınızı sokakta bozdurmanızı öneririm. Bankalar 100 dolara karşı 34 bin kwanze verirken, sokakta 46 bin kwanza alabiliyorsunuz. Sahte kwanza alırım diye de korkmayın ülke bu anlamda güvenli. Kkwanza’yı ihtiyacınız kadar bozdurun. Çünkü kwanza’yı verip yeniden dolar almak zor. Çeviren yerlerde ise kur düşük tutulduğu için zarar ediyorsunuz.

■ Suya dikkat: Ülke salgın hastalıklar konusunda oldukça riskli. Bu yüzden özellikle açık su içmeyin, salata yemeyin. Dişlerinizi fırçalarken de kapalı su kullanın.

“İş kurmayı çok kolaylaştırdık”

Angola Cumhurbaşkanı Joâo Lourenço, World Tourism Forum’daki konuşmasında Türk turizm sektörü temsilcilerine yatırım çağrısında bulundu. Hükümetin yeni çıkardığı yatırım yasasıyla iş kurmayı kolaylaştırdığına dikkat çeken Lourenço, “Angola’ya yapılacak Türk yatırımlarını kollarımızı açmış bir şekilde bekliyoruz. Yeni yatırım yasası vergisel kolaylıklar öngörüyor, sermayenin ülke dışına çıkarılmasına olanak veriyor. Asgari yatırım tutarı da istemiyoruz” dedi. Önümüzdeki günlerde Türkiye’ye bir ziyaret planladığını belirten Lourenço, “Angola Hava Yolları TAAG ile Türk Hava Yolları arasında uçuş rotaları oluşturma anlaşmaları yapmak istiyoruz. İstanbul’a direkt uçmak istiyoruz. Yatırımcı ve iş adamlarımız da Türkiye’ye yatırım yapmak için çok hevesli” diye konuştu.

“Burada pek çok fırsat var”

World Tourism Forum (Dünya Turizm Forumu), bu yıl 23-25 Mayıs tarihlerinde Angola’da gerçekleştirildi. Angola Cumhurbaşkanı Joâo Lourenço ile Fransa eski Cumhurbaşkanı François Hollande’ın katıldığı forumda Türkiye’den de çok sayıda iş insanı vardı. Forumun ilk gününde konuşan World Tourism Forum Başkanı Bulut Bağcı, bu etkinlikle Angola’nın kapılarını tüm dünyaya açtıklarını söyledi. Angola’nın hem siyasi hem ekonomik olarak dünyaya yeni açılan bir ülke olduğuna işaret eden Bağcı konuşmasını şöyle sürdürdü: “Angola Cumhurbaşkanı ülkede ekonomik yatırım anlamında her türlü kolaylığı sağlayacaklarını belirtti. Ülke Türk yatırımcılar için enerji, inşaat tarım sektörleri başta olmak üzere birçok alanda fırsat barındırıyor. Dünyanın çeşitli yerlerinde WTF gerçekleştirdik. Aynı zamanda WTF’ye bağlı bir de şirket kurduk. Dünyanın çeşitli yerlerinde devlete ya da bir yatırımcıya ait binaları alıp bunları işletmeye dönüştürerek operatörlerle işbirliği yapıyoruz. Burada yatırım değeri 600 milyon dolar civarında olan iki binayla ilgili devletle anlaşma sağladık. Operatörlerle de görüştük. Bu binaların dönüşümünü Türk müteahhitlere yaptıracağız.”

Bağcı, 2018’de Türkiye’ye gelen 1.4 milyon Afrikalı turist sayısını önümüzdeki yıllarda iki katına çıkarmayı hedeflediklerini de belirtti.

Hollande, Türkiye’yi örnek gösterdi

Fransa eski Cumhurbaşkanı François Hollande, Angola’da düzenlenen World Tourism Forum’un açılışında yaptığı konuşmasında Angola’ya turizm konusunda Türkiye’yi örnek gösterdi. Hollande “Dünyada turizm konusunda çok başarılı ülkeler var. Bunun en güzel örneği olan Türkiye çok başarılı bir altyapı çalışması yürüttü. Angola’nın da Türkiye gibi önce altyapı çalışmasını halletmesi gerekiyor. Türkiye’yi örnek alın” dedi. Konuşmasında Atlas Okyanusu’na kıyısı bulunan ve kilometrelerce uzunlukta sahil şeridine sahip Angola ile ilgili bilgiler de paylaşan Hollande, yeni gelişim alanlarıyla turizmde dünyanın yıldızı parlayan bölgesi Afrika pazarına ışık tuttu. Hollande, turizmde yüksek potansiyeli bulunan Angola’ya bu alanda başarılı olması için neler yapması gerektiği konusunda tavsiyelerde bulundu.

Esin Çetinel




Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir