Sanat Eserlerine Yatırım Yapmak Çok Kârlı

RESİM piyasasında son dönemde genç kuşak ressamların eserleri yoğun ilgi görmeye başladı. Sektör uzmanları ve koleksiyo-nerler genç ressamların eserlerinin satın alınması konusunda oldukça aktifler. Farklı üsluba, anlatım biçimine ve temaya sahip bu kişilerin hedefleri ise daha çok eser üretip dünyaya açılmak.


Hemen hemen birçok sektörün etkilendiği pandemi, sanat piyasasını da derinden yaraladı. Ancak bu krizi fırsata çeviren sanatçılar da var. Bu dönemde daha çok vakit bulup eser ürettiklerini söylüyorlar. Sanatçının özgeçmişi, eğitimi, kariyer hedefleri, çizgisi, üretim durumu, eserlerin tekniği, materyali ve boyutu gibi özellikler ise fiyatları belirleyen unsurlar arasında. Fiyatların çok değişken olduğu bu piyasada her keseye uyacak sanat eseri de mevcut. Bu dönemde online satışların da rağbet gördüğünü söyleyen sanatçılar, ancak bunun fiziki satışların yerini alamayacağı görüşünde. Ayrıca sanatın iyi de bir yatırım aracı olduğunu savunan işin uzmanları, “Özellikle genç sanatçıların ürettiği eserleri almak karlı bir yatırım olabilir. Tarih sanatçının ünlü olmadığı zamanlar düşük fiyata satılan tabloların yıllar sonra milyonlarca dolara satıldıkları örneklerle dolu” örneğini veriyorlar. Sizler için geleceğin ünlü ressamları ve işin uzmanlarından görüşler aldık…

“KUÇUK BÜTÇELERLE YATIRIM YAPILABİLİR”

Dicle Üniversitesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü mezunu olan Ressam Ataman Oğuz, tema olarak toplumun öteki dediği insanlara merak duyduğunu söylüyor. Yaklaşık yedi yıldır delilik kavramının dairesinde mecnun, meczup, deli kavramlarını incelediğini söyleyen Oğuz, bugüne kadar birçok sergide yer aldığını da hatırlatıyor. “Pandemi genç sanatçıları oldukça etkiledi” diyen Oğuz, uzun yıllardır sanat piyasasında yer alan sanatçıların kendi ko-leksiyonerleri ve destekçileri olduğu için yeni sanatçılara göre daha şanslı olduklarını söylüyor. 1,5 yıldır sipariş alamadığını da dile getiren Oğuz, eserlerinin 2 bin ile 3 bin TL arasında değiştiğini belirtiyor. Ayrıca sanat eğitimcisi olduğunu da söyleyen Oğuz, “Yaşam standardımı buradan aldığım düzenli maaşımla koruyabiliyorum” diyor. Kullandığı tuval hariç neredeyse bütün malzemelerini ithal ettiğini belirten Oğuz, “Ülkemizde ihtiyaç duyduğum ürünler pek üretilmiyor. Fiyat konusunda fazla değişkenlik var. Kullandığım ürünlerin standardından ödün vermiyorum. Ortaçağdaki kağıt imalatı gibi sıfır asidik kağıtları ve markalarını kullanıyorum” diyor. Küçük girişimlerle tablo alınacağını belirten Oğuz, “İyi giyinmek, renkli yaşamak gibi sanata karşı da bir merakınız ya da tutkunuz varsa kendinize küçük bütçelerle bir koleksiyon yapabilirsiniz. Bu müthiş bir haz; düşünün ki elinizdeki eser dünyada sadece sizde var” diyor. Oğuz, sanatın bir yatırım aracı olabileceğini de sözlerine eklerken, bir de hatırlatmada bulunuyor: “Sanat bir yatırım aracıdır. Yalnız böyle düşünenlerin bu konuda düştükleri bir yanılgı var, o da zamanın esere değil, sanatçısına değer kazandırdığı. Söz gelimi bir müzayededen ucuz bulduğu için bir eseri alan yatırımcı birkaç yıl sonra eseri satmak istediğinde belki de aldığı fiyatın yarısına bile satamayacak. Eser tek başına kıymetlenmez onu sanatçısı kıymetlendirir. O yüzden gelişimini, düşünce dünyasını takip ettikleri sanatçılara yatırım yapmalarını önerebilirim.”

saliha sultan

“BOL SATIŞLI BİR YILDI”

Resim yapmaya çocuk yaşlarda başladığını söyleyerek konuşmasına başlayan Ressam Ece Gözen Ünal, eğitimlerini Fransa, İstanbul ve Almanya üçgeninde tamamlamış. Moda tasarım ve pazarlamanın ardından Mimar Sinan Üniversitesi Resim Bölümü’nü birincilikle bitiren Ünal, Münih Güzel Sanatlar Akademisi’nden, Axel Kasseböhmer atölyesinden mezun olduğunu söylüyor. Çalışmalarına Münih ve İstanbul arasında devam ettiğini söyleyen Ünal, Paris, Münih, Berlin, Stuttgart, Riga, Ankara ve İstanbul olmak üzere oldukça fazla kişisel ve karma sergi yaptığını dile getiriyor. Oldukça üretken ve bol satışlı bir yılı geride bıraktığını söyleyen Ünal, “Online mecralarda görünürlük arttı. Kendimizi sanatçılar olarak doğrudan, koleksiyonerlere tanıtabilme şansımız oldu. Sosyal medya üzerinden aracısız sanatçının kendini ifade edebilme imkanı doğdu” diyor. Sanat eserlerinin tanıtımını instagramdan ve web sayfası üzerinden yaptığını söyleyen Ünal, sergileri ise offline olarak gerçekleştirdiğini hatırlatıyor. Sanatçının özgeçmişi, eğitimi, kariyer hedefleri, çizgisi, üretim durumu, eserlerin tekniği, materyali ve boyutu gibi özelliklerin eser fiyatlarını belirleyici unsurlar olduğunu söyleyen Ünal, “Beğendiğiniz bir sanatçı varsa ve gelecek vaat ettiğine de inanıyorsanız, bir eserini edinmekte fayda var. Çünkü zaman geçtikçe istikrarlı çalışan bir sanatçı her geçen gün kıymetlenebiliyor” diyor. Ünal, tablo alırken de dikkat etmemiz gereken konularda bizleri uyarıyor: “Maalesef eser alırken çok bilinçli değiliz ülkece. Kimisi koltuğunun rengine uygun, kimi çocuğunun cinsiyetine uygun eser alıyor. Eserler birer mobilya ya da dekoratif obje değil ilk önce bunu idrak etmek önemli. Bilinçli kişiler eser için duvar rengini, hatta mobilyasını değişiyor” diyor. Sanatın bir yatırım aracı olduğu görüşünü de savunan Ünal, “Bu alana yatırım yapan kazanır.Örne-ğin sanat NFT alanında bir para birimi olarak karşımıza çıkıyor. Şahsen NFT üretmeyi oldukça mantıklı da buluyorum ve ilk kez Şubat ayında eserimi çıkardım” diyor.

“SANAT LÜKS DEĞİL, İHTİYAÇ OLMALI”

Yurt içi ve yurt dışı birçok karma ve kişisel sergisi bulunan ressam Müge Ceyhan da pandemiden sanat sektörünün yara aldığını düşünenlerden. İki sanatçı arkadaşı ile birlikte biri Kalamış biri Paris’te sergi açacaklarını ifade eden Ceyhan, art50 gibi bir galeri ile çalışmaktan memnuniyet duyduğunu söylüyor. Solo sergisini en son Barcelona’da gerçekleştirdiğini söyleyen Ceyhan’ın yeni hedefi ise Paris ve Viyana’da sergiler gerçekleştirmek. Pandemi ile birlikte Online sergilerin revaçta olduğunu hatırlatan Ceyhan, “Yine de eserin orijinalini görmek ve hissetmek bambaşka bir duygu” diyor. Eser fiyatlarını art50 ile beraber belirlediklerini sözlerine ekleyen Ceyhan, “Galeriler piyasayı belirliyor elbette fakat eseri oluşturan sanatçının bu konudaki belirleyici doneleri çok önemli” diyor. Artık her bütçeye uygun bir sanat eseri bulunabileceğini de söyleyen Ceyhan, “Özellikle sanatçının henüz tam olarak tanınmadığı veya yeni yeni isminin duyulmaya başlandığı dönemlerinde ürettiği eserleri almak karlı bir yatırım olabilir. Tarih sanatçının ünlü olmadığı zamanlar bir kaç kuruşa satılan tabloların yıllar sonra milyonlarca dolara satıldıkları örneklerle dolu. Artık sanat bir lüks değil ihtiyaç olmalı. Keşke Avrupa’yı bu konuda örnek alabilsek” diyor.

“SANAT DANIŞMANLIĞI DA YAPIYOR”

Üniversite lisans döneminden bu yana; öğrenci sergisinden kişisel sergiye, grup sergisinden, uluslararası fuara kadar çok sayıda sergi düzenlendiğini söyleyen ressam Haydar Akdağ, son üç yıldır Galeri Bu’da sanatçı ilişkileri sorumlusu olarak sergi açtığını, bununla birlikte bazı sanat kuramlarına ve özel mekanlara sanat danışmanlığı yaptığını ifade ediyor. Pandemide satışlarının doğal akışında devam ettiğini söyleyen Akdağ, olumsuz etkisini ise malzeme alımında yaşadığını dile getiriyor. Akdağ, eser fiyatlarının ise serigrafide bin 500 TL, tuvallerde ise 2 bin 500 TL’den başladığını söylüyor. Tanıtımları genellikle intagramda yaptığının bilgisini paylaşan Akdağ, asıl başarı sırrının ise insan ilişkileri, iletişim ve ifadede saklı olduğunu vurguluyor. Bu yolda hedefinin kendi sanat kurumu-nu kurmak olduğunu söyleyen Akdağ, “Bir enstitü tadında bir galeri/müze/residance programını kapsayan, Türkiye çağdaş sanat hayatına hem yerel hem de uluslararası sanatçılar özelinde iletişim kanallarını güçlendirecek bir buluşma alanı oluşturmak istiyorum” diyor. Sanatın bir auro meselesi olduğu görüşünü savunan Akdağ, “Her şeyi online’da hissettirmek bana sahici gelmiyor. Ancak eklemeliyim ki, salgın döneminde galerilerin yaptığı inovasyon, sanal sergiler, özel yazılımlar ve bunlar gibi girişimleri de çok önemsiyorum” diyor. “Sabit gelirim olmasa sanatçı olarak varlık sürdürmem hiç gerçekçi değil” diyen Akdağ, boya malzemeleri için minimum 5 bin TL, tuvaller için ise 4 bin TL ayırdığını dile getiriyor. Özellikle eser alımlarında genç sanatçıların desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Akdağ, sözlerini şöyle son-landırıyor: “Sanatın tutku ile izlenmesi benim daha yakın olduğum bir davranış şekli. Sanat bir yatırım aracı olabilir, para yatıran kişiye kazandırır da. Bununla ilgili çalışmalar yapan ekonomi yazarları ve ekonomi bölümü hocalarımız var. Sanatçının kişisel sergilerini ne sıklıkla açtığı ve kaç eserini ne kadardan sattığını, müzayedelerde ne kadar teklif aldığını, uluslararası sanatçı programlarına katılımı, girdiği koleksiyonlar gibi bir dizi bilginin takibi sonucunda görülüyor ki emek veren sanatçı hem kendisi hem koleksiyoneri kazanıyor.”

HEDEFİ AVRUPA

Türkiye’nin farklı şehirlerinde pek çok karma sergide yer aldığını söyleyen ressam Filiz Piyale Onat, Hamburg’da üç sanatçı arkadaşı ile birlikte bir grup sergisi gerçekleştirdiğini, ilk kişisel sergisini de 2020 yılının başında Ankara’da açtığını söylüyor. Pandemide satışların azaldığını dile getiren Onat, çalışmalarına üniversitedeki atölyesinde devam ettiğini söylüyor. Sipariş üzerine eser üretmeyi tercih etmediğini dile getiren Onat, “Satışları atölyem ve Art50.net üzerinden sürdürüyorum. Fiyatlarım ise boyut ve tekniğe göre 3 bin TL ile 14 bin TL arasında değişkenlik gösteriyor” diyor. Önümüzdeki yıl İstanbul’da nitelikli bir galeride kişisel sergi düzenlemek istediğini söyleyen Onat, daha sonra da Avrupa’nın önemli sanat merkezlerinde sanatsal etkinliklerde bulunmayı planladığını dile getiriyor. Online eser satışlarının şimdiden fiziki satışların yerini aldığı görüşünü savunan Onat, “Çalıştığım Online sanat platformu Art50.net gibi işini profesyonel bir şekilde yürüten kuramların çoğalması, Online eser satışlarında ciddi bir artışa sebep oldu” diyor. “Sanat eseri alımına yeni başlayan bir kişi için genç sanatçıların eserlerine yönelmek iyi bir fikir olabilir” diyen Onat sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bu seçimleri yapmak oldukça zor olduğundan, sanat piyasasını iyi bilen güvenilir bir sanat danışmanından destek almak gerektiğini düşünüyorum. Doğru tercihler ve içgüdüler ile sanat, iyi bir yatırım aracı olabilir. Ancak bu yapılan yatırımın kazanç getirmesi, sanatla ilgili sahip olunan bilgi ve deneyimle doğru orantılıdır.”

Sauna Emerging

“EK BİR GELİR OLMAZSA OLMAZ”

Ekim ayında Bulgaristan’da iddialı bir desen sergisi olacağını söyleyen ressam Coşkun Sami, pandemide instagram üzerinden satışların olduğunu, ileriye dönük projelerin konuşulduğu, özellikle yurt dışı temaslar anlamında yeni tanışıklıkların olduğu bir dönemden geçtiklerini ifade ediyor. Sami, eserlerinin desen için ebadına göre bin TL ile 5 bin TL arasında, tuval resimlerin ise 10 bin TL ile 15 bin TL arasında değiştiğini belirtiyor. Türkiye’de ciddi koleksiyoner sayısının çok az olduğunu dile getiren Sami, “Ülkemizde ressam çok fazla. Batıdaki gibi sanatçıyı destekleyecek olan orta sınıfın kaygıları bambaşka olunca ister istemez yan gelir elde etmek zorunda kalıyoruz” diyor. Vernikleri ve boyaların ana renklerini kendisinin hazırladığını söyleyen Sami, sanata yatırım konusunda da şunları söylüyor: “Sanat açısından değer kazanma meselesi uzun yıllara yayılacak bir süreç olabilir ve tabi yüksek dozda şans gerektirir. Dünya sanat tarihinde yüz binlerce isim var ve bunlardan çok azı kalmış, yalnız bu mercekten bakacak olursak hiç bir şey kazanamayız. Yeni, orijinal ve farklı olanı, gözümüze ve aklımıza hitap edeni tercih ederseniz bir gün bu zevk sizi gerçek manada zengin de edebilir. Yatırım – değer kazanma açısından Vogel koleksiyonu bu konuda çok iyi ve en bilinen örneklerden biridir.”

“SATIŞLAR DÜŞTÜ”

Ağırlıklı olarak resimlerinde toplumsal yaşamda karşımıza çıkan olayları ele aldığını söyleyerek konuşmasına başlayan ressam Kader Öztürkmen, gelecek yıl kişisel bir sergi planı içinde olduğunu söylüyor. Pandemide resim yapma sürecinin hızlandığını dile getiren öztürkmen, satış grafiğinde ise ciddi bir düşüşe sebebiyet verdiğini belirtiyor. Eser fiyatlarının bin TL’den  başladığını ve ebatına göre fiyatın da değiştiğini söyleyen öztürkmen, instagram ve fuarların tanıtım açısından avantaj sağladığını ifade ediyor. Resim yapmayı sürdüreceğini söyleyen öztürkmen, “Yurt içi ve yurt dışında bir müzede resimlerimin yer alması, sadece yaşadığım dönemdeki insanlarla değil bir sonraki kuşaklarla da iletişim kurabilmek adına en büyük hayallerimden biri” diyor. Eser satışlarından sürekli bir gelir elde ettiğini ancak bunun hayatını idame ettirebilecek meblağlar olmadığını söyleyen öztürk, bu nedenle aynı zamanda öğretmenlik yaptığım da sözlerine ekliyor. Öngörülemeyen şartlar doğrultusunda online satışların fiziki satışların yerini alabileceği görüşünü savunan Öztürk, sanatın bir yatırım aracı olduğunu söyleyerek konuşmasını şöyle bitiriyor: “Özellikle değerlenecek resimlerin keşfedip koleksiyona dahil edilmesi halinde zaman geçtikçe sanatçının ünü artar ve resmin değeri yükselir. Hem ressam desteklenmiş olur hem de sanatsever olan koleksiyoner. Bir nevi kazan-kazandır.”

“ONLİNE’DAN ESER ALIRKEN DİKKAT”

Yeditepe Üniversitesi Sanat ve Kültür Yönetimi Bölümü’nde öğretim üyesi olarak akademik kariyerine devam eden ressam Cem Onat, bunun yanında hem akademik hem de sanatsal çalışmalarına devam ettiğini söylüyor. Önümüzdeki dönemlerde Türkiye ve dünyanın farklı yerlerinde kişisel sergi yapmayı planladığını söyleyen Onat, eser fiyatlarının 3 bin 500 ile 14 bin TL arasında değiştiğini vurguluyor. Pandemide online bir galeri olan Art50.net ile çalışmanın avantajlarını yaşadığını dile getiren Onat, “Bu yolda, ülkemizi daha iyi temsil etmek ve sosyal sorumluluk projelerinde yer almak hedeflerim arasında en önemlileri olarak söylenebilir” diyor. Fiziki satışların hiçbir zaman biteceğine inanmadığını söyleyen Onat, “Online satışların önümüzdeki 10 yıl içerisinde artacağı konusunda hiç şüphem yok” diyor. Onat, online’dan sanat eseri alırken de dikkat edilmesi gerektiğini vurguluyor ve sözlerine şöyle devam ediyor: “Platformun size sunduğu görseller dikkat etmeniz gereken en önemli konudur. Bu bağlamda elinize ulaştığında karşılaştığınız eserin, dijital platformdaki görsel ile farklılık göstermemesi gerekmekte. Eserin künyesini dikkatlice incelemenizi ve sanatçı ile ilgili detaylı araştırma yapmanızı öneriyorum.”

“GÜNCEL PİYASA TAKİP EDİLMELİ”

Resme olan ilgisinin yaklaşık 10’lu yaşlarında başladığını dile getiren ressam Gizem Birim, Işık Üniversitesi Görsel Sanatlar Heykel Bölümü mezunu. 2019’da ilk sergisini düzenlediğini söyleyen Birim, karma sergilerde de yer aldığını ifade ediyor. Pandeminin sanat adı altındaki birçok şeyi olumsuz etkilediğini söyleyen Birim, bu dönemde satışlarının olumsuz etkilendiğini ve bu süreçte yeni işler üreterek kendini geliştirmeye devam ettiğini dile getiriyor. Ortalama eser fiyatlarının 4 bin ile 10 bin TL arasında değiştiğinin bilgisini paylaşan Birim, sanat tanıtımlarını da sosyal medya üzerinden gerçekleştirdiğini söylüyor. Eser fiyatlarını belirlerken güncel piyasayı takipettiğini de sözlerine ekleyen Birim, bu-nun yanı sıra materyal, tablo ölçüleri ve işçilik kriterlerinin fiyatı etkileyen diğer unsurlar arasında olduğunu söylüyor. Gelirini sipariş üzerinden sağladığını dile getiren Birim, günümüzde çağdaş sanata ilginin arttığını söylüyor. Satın alman eserin yatırım açısından doğru bir fikir olduğunu da hatırlatan Birim, “Bir eseri tamamen yatırım aracı olarak görmek o eser ile ilgili bakış açımızı değiştirebilir fakat iyi bir araştırma ve doğru hamleler ile uzun vadede kazanç sağlanabilir” diyor.

“PANDEMİ ÜRETİMİ ARTIRDI”

Çocukluğundan bu yana sanatın içinde yer aldığını söyleyen ressam Alla Güner, şu anda bir sanatçı grubu ile sergi hazırlığı yaptıklarını ifade ediyor. Pandemide satışların olumsuz etkilendiğini dile getiren Güner, ancak bu durumun sanatsal üretime de çok fazla olumlu etkisi olduğunu hatırlatıyor. Ortalama eser fiyatlarının 5 bin TL civarlarında olduğunun bilgisini paylaşan Güner, malzemelerini İstanbul Sirkeci’den aldığını, tuvalleri kendisinin yaptığını ve buna aylık bin TL gibi bir bütçe ayırdığını söylüyor. Eser tanıtımlarını küratör yardımıyla yaptığını da söyleyen Güner, küçük girişimlerle de tablo alınabileceğini sözlerine ekliyor. Güner geleceğe yönelik planlarından da şu sözlerle bahsediyor: “Gelecek iki senede istediğim konsepti oluşturmak, Türkiye’nin önemli fuarlarına katılmak ve kişisel sergileri oluşturmak. En büyük hedefim ise istediğim galeri ile çalışmak ve önemli koleksiyonlarda yer almaktır.”

“SATIŞLARIM YÜKSELDİ”

Bugüne kadar altı karma ve üç de kişisel sergide yer aldığını söyleyerek konuşmasına başlayan ressam Hande Canlı, resimlerinde genellikle rüyalarını, bilinçaltını, kadına ve insana dair temaları işlediğini söylüyor. Pandemide daha çok çalışma imkanı bulduğunu ifade eden Canlı, resim satışlarının da olumlu yönde etkilendiğinin bilgisini paylaşıyor.

Ortalama eser fiyatlarının 3 bin ile 28 bin TL arasında değiştiğini söyleyen Canlı, eserlerine fiyat belirlerken çok zorlandığını söylüyor ve “insan duygularına nasıl paha biçebilir. Fiyat olarak değil değeri olarak bakıyorum. İşçilik için ve kaç saat resim çizdiysem o süreye emeğimi ekleyerek fiyatlandırmamı bu şekilde yapıyorum” diyor. Online’ın fiziki satışların yerini alamayacağı görüşünü de savunan Canlı, “Online erişimin olduğu platformlar fazlasıyla pragmatik. İnternet üzerinden istediğimiz her şeye ulaşabiliyor olmak büyük bir konfor fakat bazı şeyler tüketmek için değil, hissetmek için vardır” diyor. Sanatın çok kıymetli ve eşsiz bir yatırım aracı olduğunu da sözlerine ekleyen Canlı konuşmasını şu sözlerle sonlandırıyor: “Yalnızca kendiniz için değil, çocuklarınız ve ailenizin diğer fertleri için de. Size kalan ve sizden geriye kalacak, paraya dönüştürülebilir bir birikim olmasının dışında asla paha biçilemeyecek manevi bir mirastır. Düşünmek, düşlemeye teşvik etmek, yaşamak ve hayatın tüm renklerini tatmak için vardır.”

“İKİ TİP ALICI VAR”

Toplamda üç kişisel sergi, birçok da karma sergi ve belediyelerle işbirliği yaparak kamusal sanat ve dijital sanat alanlarında projeler gerçekleştirdiğini söyleyen Ömer Faruk Boyacı, pandeminin özellikle kişisel sergileri olumsuz etkilediğini söylüyor. Dünyanın artık dijital çağa geçtiğini ve fiziksel mekanların yerini dijital ortamların alacağı görüşünü savunan Boyacı,100 TL’ye de, 40 bin TL’ye de ürün sattığını dile getiriyor. Boyacı’nın hedefi ise, uzun vadede dünya çapında bilinen bir kamusal sanat eseri üretmek. NFT ile fiziki satışların nostaljik kaldığı görüşünü savunan Boyacı, “Yine de sosyalleşme, esere dokunma, koklama gibi hislerimizin olduğu sürece tamamen yok olacağını düşünmüyorum” diyor. Resmin yanı sıra Endüstriyel Tasarım alanında bilim merkezleri ile interaktif oyun ve öğrenme alanları tasarladığını, ayrıca dönem dönem öğrencilere ders verdiğini söyleyen Boyacı, tuvallerini de kendisinin hazırladığını ekliyor. Koleksiyonerler ve dekoratörler olmak üzere iki tip alıcının bulunduğunu söyleyen Boyacı, koleksiyo-nerlerin malzeme kalitesi, sanatçının arka plandaki hikayesine ve vizyonuna baktığını, dekoratörlerin de bütçe ve zevke göre satın aldığını söylüyor. Her yatırım aracında risk olduğu gibi sanatta da risk olduğunu söyleyen Boyacı, “Pazarı ve sanatçıyı tanımanız gerekir. İlgilendiğiniz sanatçının pazardaki konumunu kıyaslayabilecek bilgi ve birikime sahipseniz kazandırır” diyor.

İSTANBUL’A FARKLI BAKIŞ

Şu anda bir kamu kurumunda tasarımcı olarak görev yaptığını söyleyen ressam Yasin Yaman, tasarımlarında İstanbul’un mimari eserlerine fantastik açıdan yer verdiğini dile getiriyor. Çalışmalarını FineArt, poster ya da kanvas olarak Shopier, Etsy gibi sanat çalışmalarının satışına imkân sağlayan sitelerden satışa sunduğunu söyleyen Yaman, “Pandemi döneminde özellikle bu eserlere ilgi arttıkça satış da aynı oranda ilgi gördü” diyor. NFT ve Kripto Art’ın çok yeni bir alan olduğunu da hatırlatan Yaman, “Burada eserlerin birçoğu sanat eseri olmaktan çok uzak. NFT dünyasında o çalışmanın bir sanat eseri olma zorunluluğu var mı, bu da tartışılan bir konu” diyor. Satışa sunduğu eserlerin genellikle bir hikayesi, geçmişi ve tüm zamana hitap eden, yayılan bir temasının bulunduğunu söyleyen Yaman, “Bunların yanı sıra çalışmaların basılı hale getirildiği formatlar ve ölçüler de fiyat baremlerini etkiliyor” diyor. Yaman, sanata yatırım yaparken de eserin niteliği ve kimin yaptığının önem taşıdığını söylüyor ve bunları dikkate alarak yapılan yatırımların ileriye dönük olarak eser sahibine kazanç sağlayacağının vurgusunu yapıyor.

“KÜÇÜK DESTEKLER ÖNEMLİ”

Fransa’dan tasarım, İngiltere’den ise Görsel Sanatlar alanından mezun olduğunu söyleyen ressam Sıla Güven, teleskop ve mikroskopla görülebilen canlılara meraklı olduğunu ifade ediyor. Gerek yurt içi gerekse yurt dışı online ya da fiziki düzenlenen sergilere katıldığını belirten Güven, “Kasım ayında da İstanbul Sanat ve Antik Fuan’na Beşiktaş Çağdaş Sanat Galerisi’yle katılacağının bilgisini paylaşıyor. Pandemide kendini özellikle üç boyutlu eserler konusunda geliştirdiğini sözlerine ekleyen Güven, “Teknolojinin ilerlemesi sanal olarak daha geniş kitlelere resim satabilmemizi sağladı” diyor. Çağa uydurmak için dijital ortamda da eser üretmeye başladığının altını çizen Güven, ortalama eser fiyatlarının ise 10 bin TL ile 20 bin TL arasında değiştiğinin bilgisini paylaşıyor. Online çalışmaların getirdiği avantajın dünyaya eserlerini tanıtabilme imkanı oluşturduğunu da sözlerine ekleyen Güven, “Bu sene bir yarışma aracılığıyla Londra’da Visual Artists As-sociation ( Görsel Sanatçılar Derneği) üyesi oldum. Emek veren her sanatçı gibi uzun vadede müzelerde yer almayı ve yurt dışı davetlerinde daha aktif olmayı hedefliyorum” diyor. Eser satışları dışında eğitmenlik, yurt dışı gezilerinde rehberlik, küratörlük yaptığını da söyleyen Güven, “Sanat, insanın varoluş biçimidir. Belli bir gelire ihtiyacımız olduğundan yan meslekleri icra ederken hayatın zaman çizelgesini değiştirerek resimlerimi ilerletiyorum” diyor. Bu sene İtalya’da Effetto Arte (Sanat Kulübü) tarafından Ambas-sador of Art 2021 (Sanat Elçisi) olarak seçildiğini ve davet için sponsoru olduğunu sözlerine ekleyen Güven, bu dönemde yeni ressamların gelişmesi ve ilerleyebilmesi için sponsorluğun çok değerli olduğunu söylüyor. Ressamların mezun olduklarında satış imkanı ve sponsorluk sağlayamadıklarından dolayı zamanla eğitmenlik gibi başka mesleklere kaydığının bilgisini paylaşan Güven, sözlerini şöyle sonlandırıyor: “Sponsorlukta küçük desteklerin birleşmesi genç sanatçıların hayatını değiştirebilir. İnsanlar küçük bütçelerle işimizin yurt içi, yurt dışı tanıtım ayaklarına sponsor olabilirler. Hâlbuki sponsorluklar sanatçılara resimlerini daha iyi yerlere taşıma imkânı sağlar. Yurt dışında ise ülkemizi tanıtma imkânımız olabilir.”

“SPONSOR OLMAK İSTEMİYORLAR”

Bugüne kadar birçok sergide yer aldığını söyleyen ressam Sinan Dağ, pandemide satışların fazlasıyla etkilendiğini dile getiriyor. Sipariş üzerine iş üretmediğini de söyleyen Dağ, eser fiyatlarının ise herkesin ulaşabileceği rakamlarda olduğunun vurgusunu yapıyor. Dağ, eser tanıtımlarını ise sosyal medyada, kendi atölyesinde, İyilik İçin Sanat Derneği – AtölyeCer İstanbul, HUB Design New York, ArtCapsule, Büyükdere35, F Sanat Galeri ve Galleryrooms ve Galeri FE gibi sanat mekanlarında yaptığını sözlerine ekliyor. Online platformlarda çok büyük rakamlarla yapılan satışları yadırgadığını dile getiren Dağ, “Dünya bu teknolojik dönüşüme kayıtsız kalmayacak ve bir süre sonra ayak uyduracak. Fakat nasıl sonuçlar doğuracağını hep beraber göreceğiz. Gelecek bize değerlerimizin ve ustalıklarımızın ne kadar değerli olduğunu mutlaka öğretecek” diyor. Boya ve tuval fiyatlarının sürekli zamlandığmın bilgisini de paylaşan Dağ, genç kuşak sanatçıların sponsor bulmakta çok zorlandığını, ayrıca sponsorların yararlanmayacakları işbirliklerine de dahil olmadığım söylüyor. Bilinçli ve güzel parçalara sahip bir koleksiyonun en güzel yatırım aracı olduğunu ve mutlaka kazandırdığını hatırlatan Dağ sözlerini şöyle sonlandırıyor: “İyi bir koleksiyoner geçmişte de günümüzde de gelecek vadeden genç sanatçılardan eser toplamıştır ve bugün sanat tarihinde de rastladığımız birçok sanatçının eserlerini koleksiyonlarına dahil ederek servetlerini arttırmışlardır. Bu sebepten bile sanatın iyi bir yatırım aracı olduğunu görmekteyiz. Dünyada zenginlikleri ile bilinen ailelerin servetinin büyük bir kısmını sanat koleksiyonları oluşturuyor. Hatta bu sadece kişiler için geçerli olmayıp ülkelerinde zenginlikleri sanat yapıtlarıyla ölçülür.”

YAPIMCI VE YÖNETMEN

Kendisini çok yönlü bir sanatçı olarak tanımlayan ressam Kerem Topuz, Sinema Televizyon mezunu. Sanat kariyerine ilk olarak video çalışmalarıyla başlamış. Şu sıralar ise heykelle ilgilendiğini ve hazırladığı görsellerin üç boyutlu versiyonları üzerine çalıştığını söylüyor. Yakın zamanda hayata geçirmeyi düşündüğü bir sergi projesi olduğunu söyleyen Topuz, fiyatların 5 bin ile 40 bin TL arasında, dijital resimlerinin ise bin 500 TL ile 2 bin 500 TL arasında değiştiğinin bilgisini veriyor. En büyük hedefinin sanatın tabana yayılmasını ve çok farklı kesimlerin de ilgi alanına girmesini sağlamak olduğunu ifade eden Topuz, bunun için de gerekli sosyal projeleri geliştirmek, var olan projelerin içinde yer almak ve desteklemek istediğini söylüyor. Ressamlığın yanı sıra reklam sektöründe yapımcı ve yönetmen olarak da çalışmaya devam ettiğini söyleyen Topuz, resim malzemeleri için de 2 bin 500 TL civarı bir bütçe ayırdığını dile getiriyor.

SANAT OKULU AÇACAK

Henüz üniversitedeyken “Yılın En İyi Genç Ressamı” yarışması ile sanat camiasına girdiğini söyleyen ressam Nebahat Karyağdı, 13 yıldır özel okullarda görsel sanatlar öğretmenliği yaptığını ifade ediyor. Avrupa’nın başlıca tüm başkentlerinde ve ülkemizde kişisel ve karma sergilere katıldığını söyleyen Karyağdı, şu anda da kişisel sergi hazırlıklarının devam ettiğinin bilgisini paylaşıyor. Eser fiyatlarının 5 bin TL ile 20 bin TL arasında değiştiğini söyleyen Karyağdı, en büyük hedefinin ise kendi sanat okulun açmak olduğu vurgusunu yapıyor. Sanatı yatırım aracı olarak görmeden almayı tercih edenlerden biri olduğunu söyleyen Karyağdı, “Sanat sadece yatırım olarak görülerek ilerlenemez. Bu durumda sadece isim ve popülerlik tercih konusu olur. Bu durum olayı tıkar. Genç bir sanatçıyı desteklemek, orta yaşlarda bir sanatçıyı dışlayarak süreç kaosa gider” diyor.

“ESERLERİN YERİ MUZE VE GALERİLER”

Bu zamana kadar ulusal ve uluslararası arenada pek çok sergi düzenlediğini ve düzenlemeye devam ettiğini söyleyen ressam Özge Günaydın, pandeminin çok verimli ve üretken geçtiğini bu durumun da satışlarına olumlu yansıdığını vurguluyor. Büyük bir sergi ve proje hazırlığı içinde olduğunu ifade eden Günaydın, multidisipliner bir sergi yapacağını sözlerine ekliyor. En büyük hedefinin Moma’da sergi açmak ve performans yapmak olduğunu söyleyen Günaydın, online satış konusuna ise sıcak bakmadığının bilgisini paylaşıyor. “Eserlerin yeri galeriler ve müzeler” diyen Günaydın, “izleyici dokunmalı, algılamalı ve eserle ilişki kurmalı. Sanal ilişkinin yeterli olacağını düşünmüyorum” diyor. Ülkemizde hamilik kültürü olmadığı için bir sanatçı olarak sürekli gelir sağlamanın pek mümkün olmadığını söyleyen Günaydın, “Malzeme, kalıp, döküm vb. pek çok etkene bağlısınız. Özellikle benim tarzımın maliyeti çok yüksek. Bu nedenle sürekli gelir sağlayacağınız bir işinizin olması gerekiyor. Ben aynı zamanda Brothers&Sisters’ın sahibiyim ve bir yayınevim var. Burada kazandıklarımı sanata yatırıyorum desem doğru bir tabir olur” diyor. Sanatın önemli bir yatırım aracı olduğunu da hatırlatan Günaydın, “Çok önemli paralar kazanılabilir. Şöyle düşünelim genç bir sanatçıyı keşfettiniz ve yıllarca izlediniz. Bu sanatçı gelişerek galeri ve müzelere girmeye başladı. Artık sizin elinizdeki eser önemli bir arşiv niteliğindeki en değerli parça olur” diyor.

“ESER SİZİ DÜŞÜNDÜRMELİ”

2013’te bir sponsor aracılığı ile ilk kişisel sergisini açtığını dile getiren Seher Bediha Yılmaz, şimdilerde ikinci kişisel sergisi için hazırlanıyor. Sürekli bir arayış içinde olduğunu vurgulayan Yılmaz, “Amacım ve tabii ki hedefim, öncelikle Türk sanat tarihinde ve ardından dünya sanat tarihinde ülkemi ve kültürümü temsil etmek” diyor. Tablo, heykel, enstelasyon gibi sanat kollarının çıplak gözle görünür olması gerektiğini söyleyen Yılmaz, “Sanatın devamlılığı için gerekliyse, küçük girişimler ile tablo alınarak sanata destek olunmalı” diyor. Yılmaz, tablo alacaklara da küçük tavsiyelerde bulunarak şu sözlerle sesleniyor: “ilk olarak bu eser size kendini ne kadar izletiyor bu çok önemli. Bir tablonun başına geçerek ne anlatmaya çalıştığını kendiniz çözmeye çalışıyor, bu tablo sizi düşündürüyor ve kendisi ile arasında bir bağ oluşturuyor ise bence tam da o an bir sanat eserini izliyorsunuzdur. Bu bence en önemli kriter. Tabii malzemesinin kalitesi ve tekniği ayrıca önem taşır.”

“TABLO FARKINDALIK OLUŞTURMALI”

Güzel Sanatlar Akademisi mezunu olan ressam Yasemin Güzel, ressamlığın yanı sıra öğretmenlikte yaptığını söylüyor. Ortalama eser fiyatlarının 3 bin ile 7 bin TL arasında değiştiğinin bilgisini paylaşan Güzel, “Tablo alırken koltuğuma, salonuma uyar mı diye değil, bu eser farkın-dalık oluşturan bir koleksiyon mu diye bakılmalı” diyor. Çalışmalarında anne olan, erken yaşta evlenen ya da şiddet gören kadınların saçlarını tuvallere iğne ile diktiğini söyleyen Güzel, “Bunun dışında kavramsal erkek nesneleri diktiğini, ceket, 8 metre büyüklüğünde dev erkek teşbihi, nü çarşaflar, çeyizlik bohçalar yaptığını, şimdi ise gelin olan kızların duvaklarından bir seri hazırladığını ifade ediyor.

“VERİMLİ BİR YILDI”

Son iki yıldır New York merkezli bir temsilcilik aracılığı ile yurt dışında işler yaptığını dile getiren ressam Zeynep Yazıcı, bu yıl İstanbul’da 4, Ankara’da 1, Venedik’te 2 ve Londra’da 2 sanat fuarında yer aldığını söylüyor. Yazıcı, 39 Kalamış Marina’da, Art. İst Sauna’da ve Hamam Arts Hub Kuruçeşme’de de karma sergide eserlerinin yer aldığını dile getiriyor. Pandeminin kendisi için verimli geçtiğini ifade eden Yazıcı, New York merkezli “hubde-sign” ve “iyilik için Sanat Derneği” ile anlaşma yaptığını, bu sayede Yurt içi ve dışında oldukça güzel sanat etkinliklerine imza attığını vurguluyor. Şu an çalışmalarına devam ettiğini söyleyen Yazıcı, “önümde Bodrum IAAF ve Japonya Sanat Fuarı var. Eser fiyatlarım boyutlarına, malzemeye ve tekniğime bağlı olarak ortalama 8 bin ile 70 bin TL arasında farklılık gösteriyor” diyor. Eser fiyatlarını sanat danışmanının belirlediğinin bilgisini paylaşan Yazıcı, “Tekniğime, ölçülerime bağlı olarak fiyat belirliyoruz. Tabii ki bilinirlik arttıkça, fiyatlarımız da yükseliyor. Müzayedeler özellikle fiyatlarımı yükseltebiliyor” diyor. Malzemelerini internet ve kırtasiyeden temin ettiğini ve bin 500 TL’lik bir bütçe ayırdığını da sözlerine ekleyen Yazıcı, boya sponsorlarının da olduğunu söylüyor. Akrilik Boya’da Ortaç Boya’nın desteklediğini söyleyen Ya zıcı, kişisel sergileri için müzikal desteği Hüsnü Şenlendirici, Aytaç Doğan ve İsmail Tunçbilek’in verdiğini söylüyor. Mekan sponsorunun ise Makyol inşaat, Akfen Holding, özdoğanlar Grup, Güleç Demir olduğunu ifade eden Yazıcı, son bir yıldır da “iyilik için Sanat Derneği” ile birlikte “Atölye Cer“ olarak ilerlediklerini, fuar, sergi, atölye sponsorluğunu ise Ege Yapı’nın karşıladığını söylüyor.

“AÇILACAK GALERİNİN MERKEZİ ÖNEMLİ”

Sanat galerisinin her şeyden önce iyi bir ekiple açılacağının bilgisini paylaşan Art Direktör Gizem Günaçtı, “Gereken sermayeyi bir tarafa koyarsak öncelikle iletişim ve sergileme yöntemleri hakkında uzman kişilerin olması şart, öncelikle her iki başlıkta oldukça bilgi ve deneyim gerektiriyor” diyor. Günaçtı, sergileme yöntemleri dahilinde sanatçı ve eser seçkisi (küratöryal çalışmalar), önleyici koruma yönetimi ( nakliyat, güvenlik, aydınlatma yöntemleri, depolama, yerleştirme ve asma, bağıl nem kontrolünün yapılması vb.) gibi oldukça önemli başlıkların bulunduğunu da hatırlatıyor. İletişimin, galeri tanınırlığının ve sergilerin tanıtımının da oldukça önemli bir konu olduğunun bilgisini paylaşan Günaçtı, “Bunların dışında dünyanın her yerinde örneklerine rastlandığı gibi galerinin açıldığı konum oldukça önem arz ediyor. Eğitim ve gelir düzeyi yüksek bir sosyal çevrenin varlığı o konumun değerini oldukça arttırıyor” diyor. Galerinin merkezinin, kolay ulaşılır bir konuma, kolay gezilir bir plana ve sergilemelerin sağlıklı yapılabilmesi adına gerekli tüm ekipmanları tedarik edecek bir bütçeye ihtiyacı olduğunu hatırlatan Günaçtı, “Yine galerinin açılacağı konum ve buradaki galeri mekanlarının emlak bedelleri maliyeti etkileyen faktörlerden. Tabii ki bu cevap özel galerilere yönelik. Bir çok sermayesi güçlü ve olanaklı firmaların prestij yani sayışa yönelik olmayan galerilerinin maliyetlerini saymıyoruz bile” diyor. Çoğunlukla eser alımı yapan ve koleksiyonlarını genişleten firmaların eser seçkilerini sergileyebilecek bir galeriyi hatta küçük veya orta ölçekli bir müze denebilecek yerleri açmalarının oldukça yüksek maliyet gerektirdiğini sözlerine ekleyen Günaçtı, “Belirttiğimiz gibi sergileme için gerekli ekipmanların (aydınlatma ve galerinin tasarımsal öğeleri) maliyeti azınsanmayacak giderler” diyor.

“ONLİNE GALERİCİLİK ÖNE ÇIKTI”

Ekonomiyi etkileyen her unsurun sanat ortamını da etkilediği görüşünde olan Gü-naçtı, “Birçok galeri ne yazıktır ki varlığını sürdüremedi. Kimileri ise mezatlar gibi Online satış yaparak döneme ayak uydurdu. Bu dönem özellikle online düzenlenen karma sergilerle ortamı canlı tutmaya çalıştı” diyor. Bazı galerilerin ise fiziki ortamı bilinçli olarak kapatıp internet üzerinden daha da geniş kitlelere ulaşarak sergi düzenlediklerini söyleyen Günaçtı, “Bu durum geleceğe dair galericiliğin bir nevi başkalaşım fragmanı olarak bir iz bıraktı belleklerde. Bununla beraber bazı garanti-ci ve elitis galerilerde yer bulamayan genç sanatçılar da bir araya gelerek grup sergileri düzenledi” diyor. Piyasada çoğu zaman açık arttırmalarda elden ele gezen eserlerin fiyatlarında oldukça gerilemeler göründüğü de söyleyen Günaçtı sözlerini şöyle tamamlıyor: “Yukarıda da belirttiğimiz üzere birçok önemli koleksiyonun koleksiyon sahibi kişi veya kuruluşların ekonomik nedenlerle eserleri topluca elden çıkarmasının katkısı oldukça belirgindir.”


Gelecek vadeden 100 ressam

° Serap Can serapcanart ° Nilay Sayrav nilaysayrav
o Nalan Akbulut nalann akbulutt o Pelin Timoçin lepedibo
o Deniz Uçkun deniz.uckun.art o İrem Yeşil iremyesilart
o Emine Bostancı eminebostanciart o Beyza Salcı beyzasalciartvvorks
o Gamze Kırşavoğlu gamzekirsavart o Musa Hatan musahatann
° Gizem Tokay gizemtokayy o Razi Razavi razirazavi
o Gül Fidan Açıkgöz gulfac o Zülal Cangi zulal.cangi
o Çisel Atar ciselatar o Güneş Ozmen gunesozmen
o Mehmet Babat mehmett.babat o Şeniz Polat senizpol
o Yağmur Kevser Barutçu yagmurkevserbarutcu o Ayşe Topçuoğullan Ulgen aysetopcuogullari
o Nursemin Ateş nurseminates.artworks o Ece Gauer ecegauer
o Serdar Oruç serdarorucstudio o Kader Oztürkmen loya_art
o Nihal Kürbüz nihai sanat atölyesi o Burcu Yıldız burcuyildiz me
o Sinan Orakçı snnorkc o Anet Sandra aanetsandraa
o Gültaze Gündüz zambak.sanat oNurÇağlak nurcaglak
o Meliha Aras mlh.unl.ars o Nazlı Arman Tatarer nazliarman
o Soyhan Baltacı soyhanbaltaci o Nehir Sağdıç nehirsagdic
o Ersan Kay 3kayart o Aybeniz Kandemir libraart_aybeniz
o limit Türk umitturkink o Aleyna Çevik aleynaceviik
o Deniz Varlı deniz, variii o Yasemin Aslan yaseminin.kalemi
o Vahap Aydoğan san artt o Uğur Aydın ressamuguraydin
o İlgi Olçay verlust o Faruk Ari essızressam
o Melih Yiğit archysketch o Talha Okan talhaokanart
o Omer Eken omereken.88 o Zafer Malkoç zafermalkocstudio
o Gözde Baykara gozdebaykara o Deniz Aslan dnzaslan
o Gamze Avcu gamzeavcuart o Melike Sunar meell_art
o Barış Koksal 3kksl o Mehmet Ouman ressam mehmet duman
o Banu Alten ba artliving o Melikşah Yıldırım art sanat sanat
o Ezgi Kızıldağ ezgikizildag o İrem Çelebioğlu irema.art
o Dilera Topaloğlu dileraofficial o Azime Sarıtoprak azime saritoprak
o Yaprak Akıncı yaprakakinci o Deniz Defne Acerol deniz acerol
o Ekin Oke ekinokeart o Farzin Rahneshin farzin.rahneshin
o Semiha Adsız renklipalet o llsu Aslan ilsuaslanstudio
o Emir Yasin Yağmurca artyagmurca o Levent Oyluçtarfıan leventoyluctarhan
o Sinem Şentürk sineminkiler o Baysan Yüksel bayranyuksel
o Atilla Galip Pınar atillagalippinar o Batıkan Bostancı batikanbbostanci
o Melis Doğan melisdoganofficial o Semih Karabudak ressamsemih
o Hamidenur Menteş hamidenurmentes o Fatma Dorul fatmadorulartstudio
o Aslı Ozok asliozokstudio o Oğuzhan Koca karakalemoguzhann
o Süleyman Engin suleymanenginstudio o Memed Türkmen paintermemedt
o Mürüvvet Durak muruvvetdurakk o Sevinç Çiftçi sevincciftcistudio
o Pınar Büyük pinarbuyuk oOsmanYılmazer osmanyilmazerressam
o Baki Bodur baki.bodur o Mekin Avras mekinavras
o Soyhan Baltacı soyhanbaltaci o Yaprak Aktimur yaprak_aktimur
o Yusuf Aygeç yusufaygec o Feyzan Alasya feyzanalasya
o Nursun Hafızoğlu nursunhafizoglu o Latife Akdeniz wanjnaart
o Gözde Başkent gozdebaskent o Burçin Erdi burcinerdi
o Ağıt Uğur Uludağ agituguruludag oDenizSerkan Ozcan denizserkanozcanart
o Eda Çığırlı edacigirii_artist o Özlem Çetin ozlemcetinartworks
o Serap Can serapcanart o Şevde Hallaç sevdehallac

Güliz Özbek Collini / Art50.net Kurucusu
“Sanat piyasası istenilen yerde değil”

Art50.net, zamandan ve mekandan bağımsız 7/24 işleyen bir platform olarak hizmet veriyor. Websitesi üzerinde 50’den fazla sanatçıyı temsil etmenin yanı sıra Artlog bölümünde koleksiyonerliği destekleyici bilgiler, sanat dünyasından uzmanlar ve sanatçılarla röportajlar, kitap ve film önerileri ve art50campus başlığı altında zengin bir sanat tarihi içeriği bulunuyor.

Eserlerin fiyatlarını belirleyen unsurlar online ya da offline’da farklı değil. Yapım tekniği, malzemesi, sanatçının eğitimi, kariyerindeki konumu, ödülleri sergi ve müzeyelerde gerçekleşen satış fiyatları, hepsi satış fiyatını belirleyen unsurlar. Sanatın yatırım aracı olarak alınmasına karşıyım ama bundan bağımsız olarak, iyi bir yatırım aracı olduğunu düşünüyorum. Bunu ispatlayan birçok örnek var. Öte yandan yatırım aracı olarak bakıldığında ve alımlar o şekilde yapıldığında alım kriterleri tabii ki çok farklı olmak durumunda; o zaman gerçek zevk ve tutku olmaktan çıkıyor. Pandemi sırasında büyük alımlar düştü ama genelde sanata ve sanat eseri alımına ilgi arttı. Online platformların çoğalıp sanata ulaşımın kolaylaşması, özellikle kapanma evden çalışma dönemlerinde insanların yeni ilgi alanlarına daha fazla vakit ayırabilmesi, genelde ev dekorasyonu ve evde tatmin olabilecekleri zevklere yönelimi vs. hepsi buna etken diyebiliriz. Dünya sanat piyasası içinde çok geride olduğumuzu, özellikle de son 5 yıldır yurt dışında yaşadığım ve gözlemlediğim için söyleyebilirim. Bu sanatçılarımızın ve eserlerinin dünya kalitesinde olmadığından değil, ama yurt dışında temsiliyetlerinin ve tanıtımlarının olmayışı (ya da çok kısıtlı oluşu), galerilerin uluslararası alanda faaliyet göstermemeleri, dünyadaki müzayedelere bakıldığında Türk sanatçıların eserlerine dair çok az trade etkinliği ve kayıt oluşu maalesef bizi şimdilik dünya sanat piyasası içinde çok geride bırakıyor. Çağdaş Afrika sanatı, Asya sanatı, Orta Doğu sanatı gibi kategoriler dünya çağdaş sanat piyasası literatürüne oturmuşken çağdaş Türk sanatı ve sanatçısının bilinirliği çok az, dolayısı ile böyle bir pazar (ve talep] oluşmamış durumda. Yabancı sanat alıcılarının koleksiyonerlerin radarına girmek girmek için kat edilmesi gereken daha çok yol var.

Selin BOZKURT / İyilik İçin Sanat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı
“Genç sanatçılar için tam destek”

Dernek olarak her hafta düzenli olarak organize ettiğimiz sanatçı atölye ziyaretlerinden bahsetmeliyim. Her Çarşamba günü gerçekleştirdiğimiz bu ziyaretlerde Türkiye’de yaşayan sanatçıların atölyelerine konuk olarak ürettikleri işleri kendi ortamında deneyimlemiş, sanatçıyı yakından tanımış ve eserleri ile bağ kurmuş oluyoruz. Çarşamba buluşmalarımızda kimi zaman sanat danışmanımız eşliğinde sergi turları düzenliyor, danışmanımızın anlatımıyla terminolojiye daha da hakim oluyor, her seferinde sanata bir adım daha yakınlaşıyor ve sanat gündemini yakından takip ediyoruz. “İyilik İçin Sanat” felsefesiyle çıktığımız yolda genç sanatçıların üretimlerine katkıda bulunmak adına pek çok projeye ve sergiye imza attık.

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nde yeni mezun olmuş, üretmek için atölye ihtiyacı olan sanatçılara bir sene boyunca Prof. Dr. Nedret Sekban ve sanatçı Aslı Özok yürütücülüğünde bütün masraflarını karşılayarak destek verdiğimiz projemiz “Pasajda Bir Yıl” projesini hayata geçirdik. Gerçekleştirdiğimiz yurt dışı gezileri ile sanatçıların yeni deneyimler kazanmasına vesile olduk. Bu sene dördüncü senesine giren projenin Türkiye’deki bütün güzel sanatlar fakültesi mezunlarının başvurusuna açılmış olduğunu da sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyuyorum. Ardından Anadolu’da güzel sanatlar fakültelerinde okuyan öğrencileri İstanbul’daki güncel sanat ortamı ile tanıştırmak üzere yürüttüğümüz “Anadolu’dan İzlenimler” projesi gerçekleştirdik. Türkiye’nin sanata değer katan gayrimenkul markası Ege Yapı ile işbirliğine giderek profesyonel sanatçıların katılımı ile “Atölye Cer” projesini gerçekleştirdik. Ege Yapı’nın Cer İstanbul projesinde seçkin sanatçıların bir araya gelerek sanat eserleri üretebilmeleri için Atölye Cer adı ile tahsis ettiği alan, sanatçıların üretim için atölye ihtiyacını karşılayarak tamamen modern ve özgür bir çalışma alanı sağlıyor. Ayrıca kuruluşumuzdan bu yana geçen 6 yıllık dönemde sanat ekonomisine yaklaşık 10 milyon liralık katkı sağladık.

Gizem GÜNAÇTI / Art Direktör
“Eser alımı uzman yardımıyla gerçekleştirilmeli”

Bir sanat eseri sonuçta onu üreten sanatçının varlığının sonucudur. Sanatçının varlığını yaşamsal bir olgu üzerinden değil, üretim süreci, sürekliliği ve eser niteliği üzerinden sorgularız. Eser alırken bu çok önemli bir noktadır. Bununla beraber eserin fiziksel yapısı (kondisyonu; sanatçıya bağlı üretimsel yanlışlıklar, depolama ve sergileme şartlarına bağlı bozulmalar, ya da eserin varlığı boyunca aldığı diğer fiziksel veya kimyasal hasarlara bağlı değişimler) çok ama çok dikkate alınmalıdır. Bir eser alırken öncelikle; eser koleksiyon seçkinize bir işlev kazandıracak mı? Kazandırıyorsa eserde bir hasar var mı? Ya da eser eğer sahibinden [sanatçısından] alınmıyor ise eser orijinal mi?

Buna bağlı olarak önceki belgeleri var mı ve tam mı? v.b. gibi soruları mutlaka sormalıyız ve mümkünse bu alımı bir uzman ile gerçekleştirmeliyiz. Ayrıca sanatın hiçbir zaman değişmeyecek bir yatırım aracı olduğu gerçeğini kimse değiştiremez. Bu hep böyleydi ve böyle gidecek. Belki yeni gelişen sistemlerle biçim değiştirecek ama içerik asla. Yatırım yapan hem kazanır hem de ülkesinin sanatına kazandırır. Önemli olan doğru yönde, gerçek sanat ve sanatçıya yatırım yapmaktır.

Ali BALKAN / Ressam-Yazar – Şair
“Bu sezondan ümitliyim”

15-30 gün için geçici şehir müzesi açmak oldukça yorucu ve maliyetli bir iş ve tüm ilişkileri de o süre içinde kurmaya çalışmak daha da zor bir iş. Zaman baskısını hissediyorsunuz. O yüzden ilgililerin başvurarak gezebileceği daimi bir sergi alanına ihtiyacım olduğuna karar verdim. Mekanım, fuar standları ile karşılaştırdığınızda devasa kalan, benim respoktiflerin de üçte biri kadarı resmi sergileyebildiğim kadar bir alana sahip. Pandemi başlamadan bir yıl evvel bu daimi sergimi kurdum.

Daimi sergi modelinde maliyetiniz, ray/tij/ aparat ve aydınlatma, genel dekorasyon ve sabit giderlerinizden oluşur. Ufak çaplı etkinlikler düzenlersiniz. Tahminim yılda 200-250 bin TL civarında bir giderle bu modelde ilerleyebilirsiniz. Çok açılmadan tabii. Arada bir iki fuara katılırsınız. Çok talep gelirse keyfe keder bir galeri de kişisel sergi açarsınız. Bu modeli müze ev modelinin girişi olarak görebiliriz. Sonraki aşamalarda müzeleşme adımlarını atarsınız atmazsınız o size kalmış. Ancak başkasına ait resimleri sergiliyorsanız bu ya kolleksiyoner sergisi ya da galeri iş modeline girecektir. Bu yüzden herkes sanat merkezi açabilir mi sorusuna hayır cevabı vermek gerekir. Sürdürülebilirliği çok zor ve çok emek isteyen bir modeldir. Avantajlarına gelince. Her an açık fiziki bir kişisel serginizin olduğunu bilmek rahatlıcıdır. Kendi serginizde sürekli gezmek çok farklı bir duygudur. Bir bölümünü atölye olarak kullanırsınız. Sonuçta ilham veren bir mekanın içindesinizdir. Ve o mekan artık sensindir. Adeta o mekan senin enstelasyonun, kullandığın her resim, dekor, masa sandalye koltuk artık ne var ne yok bu enstelasyonun parçalarıdır. Dezavantajına gelince, rekrospektif sergilerimi ayda 15 bin ziyaretçi geziyorsa, daimi sergide ayda 100 kişi bile gezse çok yüksek ziyaretçi sayısı olur. Çok değişik platformlar.

Tablo [resim] alırken nelere dikkat etmeliyiz?

Öncelikle malzeme ve teknik yetkinlik aranmalı. Bunun için de resmi “koklamış” olmak gerekiyor, yani bolca sergi ve müze ziyareti bir görsel aşinalık kazandırır. Teknik anlamda, tuval bezinin en iyi kalite, resmin düzgün bir şekilde verniklenmiş olması veya kağıt bir iş söz konusu ise mutlaka asitsiz kağıt olmasına dikkat edilmeli. Değeri yüksek bir resim bilinçsiz yapılmışsa 15-20 yılda çatlar, dökülür, çöp olur.

Merve YILMAZ GERGİN




Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.