Seramik objeler üretiminde dünya lideri olmak

YANGINLARA üzülürken, canlarımızla birlikte ağaçlarımızın bir bölümü yok oldu, kültürel mirasımız ise az da olsa yara aldı. Evler, binalar, sit alanları, antik yerleşim yerleri ve daha bir çok yer! Yangınların yanında o korkunç seller de cabası… Neyse ki, Türkiye tüm birikimi, geçmişi ve insan gücüyle bilinenden çok daha büyük bir ülke. Hızla yaralarını saracağından emin olabiliriz. Yitirilen insanlarımıza gönülden rahmet, kalan tüm yakınlarına sabırlar diliyorum. Umarım dünyayı derinden sarsıp altüst eden ve bir çok ülkeyi kapsayan felaketler dizisi gezegenimizde bir daha yaşanmaz.


Ülkemizin kültürü o kadar zengin topraklarda kurulu ki, bu köklü mirasın her şeyine sahip çıkmak zorundayız. Onlar önce bize, sonra tüm insanlığa emanet. Biraz rahatlayıp kendimize geldikten sonra tüm bu olup bitenler Anadolu’yu ‘Anadolu’ yapan değerleri hatırlattı bana. Trakya ve Anadolu bugün bir çok tarihsel ‘ilk’i bünyesinde barındırıyor ve bunların çoğu hiçbir ülkede yok. örneğin, şu bilip de pek önemsemediğimiz, hatta biraz da küçümsediğimiz seramik bazlı çömlekçilik.

TARİHSEL GELİŞİM BAŞLADIĞI YER: ANADOLU

Antik kentlerin en ünlüsü işte bu topraklarda ortaya çıkmış aslında. ‘Keramos Antik Kenti’ bugün seramiğe (keramik’e) adını veren yerleşim yeri olarak Anadolu’nun tam bağrında bulunuyor. Muğla ili sınırları içindeki Akyaka’ da ‘Ören’ adını taşıyan bu ilginç yer eski dönemlerin simgesi gibi adeta. Masmavi Gökova Körfezi’nin başında durup hayal kuranları alıp götürüyor o günlere. Bir seyir terasında gibi geçmişin izlerini arayanlar için de ideal bir yer burası. Ne yazık ki, çok uzun zamandır etrafını yerleşim yerleri sarmış, antik kent neredeyse tümden yok olmuş. Birkaç basit kalıntı kalmış o kadar…

Seramik kelimesi antik Yunan dilinde ‘keramikos’ sözcüğünden doğmuş. Sonra kadim Anadolu’ya özgülenmiş. Bu incelikli sanat tüm özellikleriyle başka yerlere de yayılmış. Öyle bir kültür ki, içinde bir çok sanatsal gizemi barındırıyor. Bildiğimiz dekoratif cam sanatının doğduğu yer de keza yine Anadolu. ‘Feldspat’ olarak bilinen ana hammadde bugün yüzde 60’ı cam endüstrisinde, geriye kalan yüzde 40’ı da seramik, plastik ve boya endüstrisinde kullanılıyor.

Seramik objeler üretiminde dünya lideri olmak

REZERVLERİN YARISI BU TOPRAKLARDA!

İşi antik çağlardan itibaren götüren Anadolu bu işin ana ham maddesini oluşturan topraklar olarak da hep önde. Son yıllarda ‘Feldspat’ın yüzde 80’ini Türkiye ve İtalya barındırıyor. Geriye kalan yüzde 20’lik miktar ise Çin’de çıkarılıyor. Rakamlar yıllar itibariyle değişse de genel yapı böyle. Yani ülkemiz aslında cam ve seramik üretiminin ana kaynaklarına sahip. Bu madde özel bir kille karıştırıldığında ‘camsılaştırma’ diyebileceğimiz bir tekniğin doğduğu yer konumuna gelmiş. Sırlama olarak anılan yüzey parlaklığını sağlayan aynı sistemin parçası camsı madde bu toprakların pek bilinmeyen kadim kültürünü de yansıtıyor.

Bizde ‘sırlanmış çömlekçilik’ olarak bilinen zanaatin doğuş yeri bu topraklar olmasına rağmen bu işi ileri evre tekniklere taşıyan ülkeler ise şöyle sıralanıyor: İtalya, Meksika (Maya ve Aztekler bu işi iyi biliyorlardı) Çin, Japonya ve kısmen Almanya, Fransa, İspanya ve Portekiz. Bugün cam endüstrisi bir tarafa; ‘çömlekçilik’le geçmişi yaşatan yer ise Orta Anadolu’da Nevşehir’e bağlı Avanos ilçesi.

Bu şirin ilçemiz her biri sanat eseri diyeceğimiz çömlekler yaparak, turizme ciddi katkılar sağlıyor. Basit alet ve edevatla yapılan eserler hayret verici nitelikte… (Benzer antik eserlerin çoğunu başta Ankara olmak üzere Anadolu’daki müzelerde de izlemek de olası.)

SANATA DESTEK OLUN

İşin günümüz ticaretine dönük yüzü ise bugün büyük bir endüstriye dönüşmüş durumda. Burada cam endüstrisinin ciddi katkıları var: Zücaciye mağazaları, mutfak eşyası satan yerler, yapı malzemelerinin dekorasyonla ilgili bölümleri bu seramik teknolojisiyle hep öndeler. Tam da aşamada işin sanatsal bezemeleri devreye giriyor. Örneğin bir kahve fincanını benzersiz kılan şey seramik sanatıyla işlenmiş orijinal desenleri…


Çin ve Japonya kalıplaşmış sunumları benzersiz hale getiren figürlerle bu pazardan ciddi pay alıyorlar. Elbette incelikli bazı teknik ayrıntılarla, örneğin, burada yapılan kahve kupaları ‘mug’lar hem sanatsal dizayn ve desenleri; hem de fin na, mikrodalgaya ve derin dondurucuya çok dayanıklı olmalarıyla ünlüler..

Marka garantisiyle dayanıklılık testlerinden geçmiş kek pişirme kapları, seramik fırın tepsileri gibi mutfak eşyaları da gerek hijyen gerekse estetik algılama açısından hep öne geçiyorlar.

Bunlar kap değiştirmeye gerek kalmadan buzdolabına hatta derin dondurucuya girebiliyorlar. öyle ki, daha önce ocağa konulmayan seramik kaplar da son yıllarda pazara girmeye başlamış durumda. Tek koşulla ki, kullanım kolaylığı ne olursa olsun estetik görünüm hep ön plana çıkıyor; bunlar çizilmiyor, yanmıyor ve tahriş olmuyor.

ÖNEMLİ OLAN KATMA DEĞER

Günümüzde yanmaz tava ve tencereler de seramikten üretilmeye başlandı. ‘Made in Turkey’ logosuyla yeni teknolojileri değişik dizaynlarla dünyaya sunabiliriz. Bu işin yalnız üretiminde değil, desen ve görünümü öne alan yaratıcılıkta da dünyada ilk üç sıraya girebilecek güç ve birikime sahibiz.

Tek koşulla ki, bu işin iyi yetişmiş desinatörlerini yüreklendirip her yıl yeni bir modayı başlatmak gerekiyor.

Bizim kaynaklarımız, yetişmiş insan gücümüz, becerikli reklamcılarımız ve dizayn üstatlarımız bu çabayı dünya çapında estetik tabanlı bir endüstriye dönüştürebilirler. Ben bu aşamada desen ve dizayn çalışmalarında bize rekabet edebilecek ülkeleri İtalya, Çin ve Japonya olarak görüyorum. Hammadde kaynaklarımız ise kendi sanatçılarımızın eserlerini gün yüzüne çıkarabilecek kadar çok zengin. Girişimcilerimizin bu ilginç konuyu daha da geliştirip genişleteceklerinden eminim.

NUR DEMIROK




Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir